Çarpıcı görsel sanat eserleriyle yıllardır gündeme gelen Sırp sanatçı Marina Abramovic şöyle der: Bugün %100 yeterli değil. %100’ünü vermekle kalma, sınırlarını zorla, yapabileceğinin de ötesine git. Bilinmeyen kimsenin çıkmadığı yolculuğa çık çünkü ancak bu şekilde medeniyeti ilerletebilirsin. %100 yeterli değil. Ancak %150 yeterince iyi. 

Bu tavsiyesini kendi yaşamına sanatıyla yansıtmıştır Abramovic. Acı, korku ve savunmasızlık kavramlarını en dramatik şekilde göstermek için, 1974 senesinde Napoli’de henüz 28 yaşındayken, Ritm 0 görsel sergisini gerçekleştirmiş, 6 saat süresince bir galeride katılımcılar 76 kesici objeyle Abramovic’e ne isterlerse yapmışlardır. Ta o yıllarda, kimsenin bilmediği ya da cesaret edemediği bir yolculuğa acı, sakatlık hatta ölümü göze alarak çıkmış Abramovic.

Bugün bilinmeyen bir yolculuğun eşiğinde olanlar 21. yüzyılda faaliyet gösteren şirketler. Bu yolculuk bir sürdürebilirlik yolculuğu, hem dünya için hem de şirketler için. Artık küresel ısınmanın 1 derecenin üzerine çıkmaya başladığı bir dönemde, kurumların sorumlulukları ESG – environmental, social and corporate governance (çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim) çerçevesinde değerlendirilmekte ve bu alanda standart belirleyen uluslararası kurumlar tarafından denetlenmeye ve desteklenmeye başlanmış durumda. 

ESG nedir?

ESG yatırım felsefesi, yatırım kararı verilirken sadece yatırım getirisini değil, şirketin sosyal sorumluluk standartlarını yerine getirip getirmediğini dikkate alan bir yatırım felsefesi. Yani, yatırıma salt ne kadar para yatırdım, ne kadar para kazandım diye düz bir mantıkla bakmanın ötesine gider ve holistik bir şekilde sorar: ben paramı hangi şirkete yatırıyorum, bu şirket kimdir, ne yapar, üretiminin çevreye katkısı nedir, zararı nedir, insanlarına nasıl davranır, nasıl bir çalışma ortamı ve çalışma şartları sağlar, çalışanlarına yatırım yapar mı, müşterileri kimdir, onlara ne kadar adil davranır, içinde bulunduğu toplumun şartlarını ileri götürür mü, peki ya yöneticileri ve hissedarlarına ne kadar adil davranır?

Bir diğer deyişle, o şirkete yatırım yapılıp yapılmayacağını, çevre, sosyal ilişkiler ve kurumsal yönetim ilkelerine göre değerlendiren bir yatırım anlayışıdır ESG. Bu yatırım anlayışının iki tane büyük etkisi olur: biri, şirketlerin kendi kendilerini ESG prensipleri doğrultusunda değerlendirmesi ve iyileştirmesi. Diğeri ise, yatırımcıların yatırımlarının içini dışını bildikleri, paralarının nasıl bir organizasyona gittiğini bilmeleri ve her yönden sorumluluk sahibi şirketlere yatırım yapmaları. ESG’nin yükselen bir yönetim ve yatırım anlayışı olması iş dünyasının yöneticisi, çalışanı, yatırımcısı, müşterisi, hissedarı ile  bilinçleniyor olması demek. Karlılık sağlamanın kısa soluklu, transparan olmayan metotlarla şirketlerin birbirleriyle sürekli savaş halinde olduğu, birinin kazanıp diğerinin kaybettiği bir rekabet dünyası yerine, daha uzun soluklu, tüm şirketlerin ve dünyanın yarar sağlayacağı bir düzeni hedefler. ESG kapsamındakiler, şirket operasyonlarının çevreye etkisi, şirketin müşterileri, çalışanları ve toplumla içinde bulunduğu sosyal ilişkileri ve de şirketin liderlerini, yöneticilerin haklarını ve hissedar ilişkilerini yöneten kurumsal yönetişim o şirketin ürün ve hizmetleri kadar önemlidir.

Bloomberg Sürdürülebilirlik Zirvesinde Öne Çıkanlar

Geçtiğimiz hafta Bloomberg tarafından düzenlenen Sustainable Business Summit Global sürdürülebilirlik alanında çalışmalarını yürüten liderleri bir araya getirdi. Online olarak katıldığım zirvede en ilgiyle dinlediğim konuşmacılar, planeti daha iyi bir yer haline getirme misyonuyla faaliyet gösteren Patagonia giyim firmasının başı Jenna Johnson ve kaliteli iş teorisini Amerikan kurumlarında başarıyla uygulayarak dünyaca takdir gören Harvard profesörü Zeynep Ton oldu. 

Kariyerlerinin başından itibaren, henüz ESG diye bir alan yokken, Johnson ve Ton şirketlerin sadece para kazanmak için var olan kurumlar değil, ürün ve hizmetleriyle dünyaya değer katan ve de bu değeri yaratırken çevreye ve insanlara zarar vermemeyi öncelik sayan kurumlar olmaları gerektiğine inandılar. Bu iyilik yaparak iyi olmak felsefesi, tabii ki karlılığı bir kenara bırakmıyordu, bilakis şeffaflık, kalite, inovasyon ve insana değer veren politikalarla kendi sektörlerinde farklılaşıp rekabet edilebileceklerini göstermekteydi.

Jenna Johnson, Patagonia’nın aynı doğa ve serüven aşığı müşterileri gibi, az geçilen zorlu yolları tercih ettiğini görüyoruz. Bir giyim firması olarak doğaya verdikleri etkiyi sıfıra indirmek, mümkünse pozitife çevirmek amaçları. Bunun için, tüm tedarik zincirlerini sorumlu sürdürülebilir kaynaklardan oluşturmuş durumdalar. Operasyonlarından meydana gelen karbon ayak izlerini minimuma indirmek için, çeşitli teknolojilere yatırım yapmaktalar. Bir diğer yandan, pazarlama taraflarında, kampanyaları anti-tüketim üzerine. 

Az satın alın. Kullanılmış satın alın. Eskiyen, bozulan giysilerinizi onarın. İnsanlara ve planete değer veren markalardan alışveriş edin. Satınalımlarınız taleplerinizdir.

Dr. Zeynep Ton’a göre, pandemi dönemi mavi yaka işlerle üst düzey yöneticilik konumunda işler arasındaki maaş ve sosyal haklar uçurumunu çok net bir şekilde ortaya koydu. Oysa, bu eşitsizliği değiştirmek için her şirketin seçim hakkı var: işçilerine değer vermek ve uzun soluklu, işini iyi yapan ve yaptığı işle, çalıştığı şirketle gurur duyan bir işgücü yaratmak. Ya da işini sadece geçimini sağlamak için yapan, çoğu en fazla birkaç ay iş temposuna ve çalışma şartlarına dayanan, bir işçi grubunu yönetmek. Dr. Ton’un Kaliteli İş kavramı, şirketlere işini en iyi şekilde yapan işçiler kazandırmaya odaklanıyor. Hangi seviyede olursa olsun çalışanların gereksinimleri benzer: maaş ve yan haklar, stabil çalışma saatleri, kariyer imkanı, güvenli bir çalışma ortamı.

Bir şirketin bunları elde etmek için yapabilecekleri neler? Bir sihirli değneğim olsa diyor Ton, kaliteli bir iş yaratmak için, üç alanı değiştirirdim: çalışanların işten ayrılma sıklığı, maaşlar ve yan haklar, ve şirket içi terfi. 

Bir sihirli değneğin hızıyla olmasa da, ESG şirketlerin yakın gelecekteki kaderini belirleyeceğe benziyor.

Ela Erozan Gürsel