Genel müdürümüz Ayşe Nazmiye Uça, Forbes Dergisi’nin “kadın istihdamı” konulu Haziran 2017 sayısına konuk oldu.

– Firmanızdan ve faaliyet alanlarınızdan bahseder misiniz? Kurumsal felsefenizi nasıl tanımlarsınız?

Datassist, Türkiye’de bordro outsourcing konusunda hizmet veren ilk firmadır. Bordro özlük işleri ve bunların yasal süreçleri iyi yapıldığında fazla katma değer üretmeyen ama kötü yapıldığında çok büyük problemlere yol açan süreçlerdir. Bu süreçler bizim ana işimiz ve uzmanlık alanımız. Dolayısıyla en iyisini yapıyoruz. Bu şekilde katma değer üretiyoruz. Datassist, insan kaynakları ve bordro alanında teknolojiye kolay ulaşılmasını sağlıyor. Ve yenilikçi teknolojilerle insan kaynakları organizasyonlarının ana hedeflerine odaklanmasını hedefliyor.


– Kadın istihdamını ön planda tutan firmalardan biri olarak konumlanıyorsunuz. Kadın çalışanlarınıza sağladığınız artılardan bahseder misiniz?

Bir kadın girişimci ve daha öncesinde de çalışan olarak kadın – erkek ayrımına ve bu konuda fazlasıyla polemik yaratmaya karşı bir insanım. Sektörümüz kadın çalışanın oldukça fazla olduğu bir sektör. Şirketimizin çalışanları % 74 oranda kadın. Bu rakamların da ötesinde; Türkiye’de son derece doğal karşılanan bir takım mülakat soruları, Datassist için söz konusu değildir. Bizler karşımıza mülakat için gelen kadın adaya medenî durumunu ve evlenmeyi düşünüp düşünmediğini veya çocuk yapma konusundaki planlarını sormayız. Türkiye’de kadın adayların taciz boyutuna varan bu sorularla sıkça karşılaştığını gözlemliyorum. Çalışanlarımız, 24-30 yaş arasında bizde işe başlıyorlar. Doğal olarak hayatlarında evlilik ve çocuk konusundaki dönemler bizimle birlikte çalıştıkları sürece denk geliyor. Bu dönemde, iş koşulları elverdiğince yaptığımız gerekli desteklerin ve kolaylıkların; sonrasında iş bağlılığı olarak dönüşünü görüyoruz.

– Bir kadın girişimci ve yönetici olarak Türkiye ekonomisinde kadının yeri hakkında neler söylemek istersiniz?

1980’lerde başladığım iş yaşamında kadın çalışan olarak herhangi bir engelle ya da olumsuzlukla karşılaşmadım. Çocuk yaşlarımdan itibaren bir iş kadını ve toplum için üretken bir birey olarak yetiştirildim ve böyle bir ayrımın farkına varmadan düşüncelerim oluştu. Bu, benim yetiştiğim iklimin ve Atatürkçü, demokrat bir ailenin çocuğu olmamın bir sonucudur.

Bizi oluşturan, sınırlayan veya engel koyan kendi düşüncelerimizdir. Düşüncelerimde kadın – erkek konusunda bir sınırlama olmadığından; dışarıya da böyle bir mesaj vermediğimi, dolayısıyla herhangi bir engelle de karşılaşmadığımı düşünüyorum. Bu anlamda her ne kadar kadının ezildiğini, belki şiddet gördüğünü, kariyer konusunda engellerle karşılaştığını düşünsek de Türkiye’de kadının toplumsal yapı gereği oldukça güçlü olduğunu ve bu gücün de kendisinden geldiğini düşünüyorum. Doğru eğitim görmüş ve kendine güvenli kadınlar yetiştirerek bunun devamlı olmasını sağlayabiliriz.

Dışarıdan desteklenen, pozitif ayrımcılık anlamında yapılan bir takım yasal düzenlemeler, eğitim ve kendine güvenle desteklenmedikçe kadınların aleyhine işlemektedir. Son zamanlarda hamile ve çocuklu çalışanlar konusunda yapılan iyileştirmeler işverenlerin kadın istihdamından imtina etmesine neden olmaktadır. Dışarıdan yapılan bu iyileştirme çabaları, iş yaşamının gerçekleriyle örtüşmüyor.

– Sektörünüze katkı sağlayan projeleriniz nelerdir?

Önümüzdeki dönemde 40.’sını düzenleyeceğimiz Temel Bordro Uygulamaları Eğitimi ile şimdiye dek 750’yi aşkın İK ve muhasebe sektörü profesyoneline ulaştık. Sadece sektörün kendi içindeki isimler değil, iş yaşantısına yeni bir yön vermek isteyenlerin de bu rakama dahil olduğunu belirtmek istiyorum. Haliyle, işgücü anlamında bireyin kendini istihdam etme sürecine ciddi bir destek olarak nitelendirebiliyoruz.

Bu eğitimlerin haricinde zaman zaman düzenlediğimiz, şimdiye dek sekiz kez gerçekleştirdiğimiz, gündemdeki kafa karıştırabilecek detaylara dair kapsamlı bir buluşma olarak nitelendirebileceğim “İşvereni Yakan Sorular” etkinliğimiz de sektörde geniş bir yelpazede erişim sağladı.

Sadece firma bazında yaklaşmayıp; içinde yer aldığımız sektörün dinamikleri açısından da insana yatırım yapmayı temel alarak geliştirdiğimiz bu tarz etkinliklerimize dair şimdiye dek hep olumlu dönüşler almamız ise bizi her daim şevklendiriyor.