rastlantilar-inovasyonlar-dogururb

Datassist’in katkılarıyla 12 Ocak 2016 tarihinde Dünya Gazetesinde yayımlanmıştır.

Kaderinizin kendi kontrolünüzde olduğuna mı inanıyorsunuz? O zaman rastlantılara da pek inanmıyorsunuzdur. Peki ya, yeni şeyler keşfetmek için doğru ortamlar yaratmaya, değişik şeyler yapıp maceracı olmaya? Sürpriz inovasyonlar sizi bekliyor olabilir…

İngilizcede hoş bir rastlantı anlamına gelen seredipity kelimesi John Cusack’ın 2000’lerin başında başrol oynadığı filmle kelime dağarcığımıza katılmıştı. Klasik bir Amerikan romantik komedisi olan filmde Jonathan ve Sara, Noel alışverişleri sırasında Bloomingdale’s mağazasında aynı eldivenin tekini almaya çalışırlarken tanışırlar. Birbirlerinden etkilenirler ve çeşitli hoş tesadüfler onları bir araya getirir. Başkalarıyla devam eden romantik ilişkilerinin ve gündelik hayatlarının akışı içerisinde sürekli birbirlerini düşünür hale gelirler. Kişisel ilişkilerimizde tesadüflerin gücüne inanırız, peki ya iş yaşamında? Bu tesadüfler gerçekten tamamıyla şansa tabi midir yoksa kendi rastlantılarımızı kendimiz mi yaratırız?

New York Times’ta 2 Ocak’ta yayınlanan How to Cultivate Serendipity? (Rastlantı Nasıl İşlenir?) yazısı taze bir bakış açısıyla serendipity kavramını iş dünyasına getiriyor. İş ve bilim dünyasında bir şeyleri tesadüf sonucunda keşfetmek, güzel rastlantılar sonucunda beklenmedik sürprizlerle karşılaşmak için inisiyatif alabilir miyiz? En azından bu tür rastlantıları çoğaltmamız, bunlar için uygun ortamlar yaratmamız mümkün müdür?

Yazının tamamını yanda bulunan görsele tıklayarak veya hrpozitif’i buradan ziyaret ederek okuyabilirsiniz