14sbt

Datassist’in katkılarıyla 14 Şubat 2017 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Mileniyal çalışanları işe almadan önce, onları nasıl işte tutacağınızı öğrenin.

Gallup’un geçtiğimiz günlerde mileniyaller (1980-1996 doğumlu gençler) arasında gerçekleştirdiği çalışmaya göre, çalışmaya katılanların %21’i geçtiğimiz sene içerisinde iş değiştirmiş. Gene katılımcıların %60’ı (diğer nesillerin %15’i kadar üzerinde) yeni iş fırsatlarına açık olduklarını söylemiş. Katılan mileniyallerin %36’sı ekonomi iyileştiği takdirde, önümüzdeki 12 ayda farklı bir kurumda çalışmayı planlamakta. Mileniyallerin işlerine bağlılık seviyeleri de paralellik göstermekte. Sadece mileniyallerin 10’da 3’ü duygusal ve davranışsal açıdan işlerine ve şirketlerine bağlılık duymakta.

Mileniyallerin kuruma bağlılık duymamaları şirketler açısından büyük bir kayıp. En basit yönüyle, enerji ve dikkatlerini işlerine vermedikleri anlamına geliyor. İşlerini umursamıyorlar, ucundan tutuyorlar. Ofis saatlerinde fiziksel olarak işyerinde olmakla beraber, kafaları tam olarak işte değil. Böyle bir bakış açısında olunca, sürekli yeni fırsatlar aramaları ve kalmak için sebep bulamamaları normal. Dışardan bakıldığında ise hiçbir şeyden mutlu olmayan, her an iş değiştirmeye hazır, pek de güvenilirliği olmayan çalışanlar gibi algılanıyorlar. Oysa, kendilerine kalmak için yeterli sebep verilmiyor…

Mileniyalleri işe almayı veya işlerinde tutmayı hedefleyen şirket yöneticilerinin aşmaları gereken iki büyük zorluk var: İlk olarak, mevcut şirketlerini arkalarında bırakan mileniyalleri şirketlerine nasıl çekeceklerini bulmalılar. Diğer yandan da mevcut mileniyal çalışanları nasıl mutlu edebileceklerini çözmeliler.

14sbt

Datassist’in katkılarıyla 14 Şubat 2017 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

Mileniyal çalışanları işe almadan önce, onları nasıl işte tutacağınızı öğrenin.

Gallup’un geçtiğimiz günlerde mileniyaller (1980-1996 doğumlu gençler) arasında gerçekleştirdiği çalışmaya göre, çalışmaya katılanların %21’i geçtiğimiz sene içerisinde iş değiştirmiş. Gene katılımcıların %60’ı (diğer nesillerin %15’i kadar üzerinde) yeni iş fırsatlarına açık olduklarını söylemiş. Katılan mileniyallerin %36’sı ekonomi iyileştiği takdirde, önümüzdeki 12 ayda farklı bir kurumda çalışmayı planlamakta. Mileniyallerin işlerine bağlılık seviyeleri de paralellik göstermekte. Sadece mileniyallerin 10’da 3’ü duygusal ve davranışsal açıdan işlerine ve şirketlerine bağlılık duymakta.

Mileniyallerin kuruma bağlılık duymamaları şirketler açısından büyük bir kayıp. En basit yönüyle, enerji ve dikkatlerini işlerine vermedikleri anlamına geliyor. İşlerini umursamıyorlar, ucundan tutuyorlar. Ofis saatlerinde fiziksel olarak işyerinde olmakla beraber, kafaları tam olarak işte değil. Böyle bir bakış açısında olunca, sürekli yeni fırsatlar aramaları ve kalmak için sebep bulamamaları normal. Dışardan bakıldığında ise hiçbir şeyden mutlu olmayan, her an iş değiştirmeye hazır, pek de güvenilirliği olmayan çalışanlar gibi algılanıyorlar. Oysa, kendilerine kalmak için yeterli sebep verilmiyor…

Mileniyalleri işe almayı veya işlerinde tutmayı hedefleyen şirket yöneticilerinin aşmaları gereken iki büyük zorluk var: İlk olarak, mevcut şirketlerini arkalarında bırakan mileniyalleri şirketlerine nasıl çekeceklerini bulmalılar. Diğer yandan da mevcut mileniyal çalışanları nasıl mutlu edebileceklerini çözmeliler.

Mileniyalleri kazanabilirsiniz…

Inc yazarı Amanda Slavin, işe aldığınız mileniyalleri profesyonel yaşamda mutlu etmenin ve uzun zaman sizinle çalışmalarını sağlayabilmenin yollarını okuyucularıyla paylaşıyor. Bugün mileniyaller, Amerika’daki işgücünün en büyük bölümünü oluşturuyorlar. Sadece sayıca en büyük grup olmakla kalmıyorlar; aynı zamanda kendilerine özgü, diğer nesillerden oldukça farklı yaklaşımlara sahipler. Onlar için işlerini “neden” yaptıkları “ne” yaptıkları kadar önemli. Hangi amaç uğruna çalıştıklarını bilmeleri şart. Motive olabilmeleri için işlerine daha bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşıyorlar. Şirketin varolma sebebi ve amacını önemsiyor, içselleştiriyorlar. İşlerinin büyük amaca erişmekteki rolü onlara ilham veriyor ve daha azimli çalışmalarını sağlıyor.

Yazının tamamını görsele tıklayarak veya HRPozitif’i buradan ziyaret ederek okuyabilirsiniz.