Uzmanlar son günlerde Covid-19’un iş gücüne ekonomik etkilerinin 2008 finansal krizinden daha kötü olduğunu dile getirmekte. (ILO) Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tahminlerine göre, önümüzdeki üç ay içinde dünya üzerindeki işsiz sayısı 195 milyona ulaşacak. 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana insanoğlunun gördüğü en ağır işsizlik tablosuyla karşı karşıyayız.

ILO’nun tahminlerine göre, Covid-19 yüzünden 2020’nin ikinci yarısında tüm dünya genelinde çalışma saatlerinin  %6,7’si silinecek (bu da 195 milyon tam zamanlı çalışanın iş kaybına denk gelmekte). Dağılım olarak bakıldığında, en büyük oransal etki Arap ülkelerinde olmakla beraber, (5 milyon tam zamanlı çalışana denk %8,1), Avrupa’da (12 milyon çalışana denk %7,8) ve Asya Pasifik (125 milyona denk %7,2) iş kaybı yaşanacağı öngörülmekte. En büyük zarar yaşayan sektörler turizm, otelcilik, yeme-içme hizmetleri, üretim, perakende ve işletme aktiviteleri.

“Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde işçiler ve işletmeler bir felaketle karşı karşıyalar… Hızlı, kararlı ve beraber hareket etmeliyiz. Alacağımız doğru ve ivedi önlemler ayakta kalma ve çökme arasındaki farkı yaratacaktır.” Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Genel Sekreteri Guy Ryder’in 7 Nisan’da verdiği basın bildirisinden.

ILO büyük ölçekli, entegre politikalarını 4 ana çerçevede toplamakta: işletmeleri desteklemek, istihdam ve gelirler, ekonomi ve işleri canlandırmak, iş yerlerindeki işçileri korumak, ve hükumet, işçiler ve işverenler arası sosyal diyaloğu sağlayarak çözümler geliştirmek. 

Virüsten doğan iş krizine cevaben, ILO iyileşmeyi ve dayanıklı olmaya odaklayan ve uluslararası iş standartlarına uyumlu olan, çok yönlü bir yaklaşımın geliştirilmesini önermekte. Sözü edilen iş standartları 2017 yılında kabul edilen 205 No’lu Barış ve Dayanıklılık için İstihdam ve İnsana Yakışır İş Tavsiye Kararı’na dayanmakta.

  •  Acil sosyal koruma ve istihdam önlemleri yoluyla gelir ve geçim kaynaklarını istikrarlı hale getirmek,
  •  İstihdam, insana yakışır iş fırsatları ve sosyoekonomik yeniden entegrasyon için ekonomik düzelmeyi desteklemek,
  •  Sürdürülebilir istihdam ve insana yakışır işler, sosyal koruma ve toplumsal kapsayıcılık, sürdürülebilir kalkınma, başta küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere sürdürülebilir işletmelerin yaratılması, kayıt dışı ekonomiden kayıtlı ekonomiye geçiş, çevresel anlamda sürdürülebilir ekonomiye adil geçiş ve kamu hizmetlerine erişimi desteklemek,
  •  Ulusal ekonomik canlanma programlarının istihdama etkilerini değerlendirmek,
  •  İşverenlere, kendi faaliyetleri veya ürün, hizmet veya doğrudan ilintili olabilecekleri faaliyetlerde insan ve çalışma hakları üzerinde olumsuz etki risklerini nasıl ele alacaklarını tespit etme, önleme, hafifletme ve hesaba katmaya yönelik etkili önlemler alabilmeleri için rehberlik ve destek sağlamak,
  •  Sosyal diyalog ve toplu sözleşmeyi desteklemek,
  •  İstikrar ve ekonomik canlanma için, istihdam hizmetleri de dahil olmak üzere iş gücü
    piyasası kurumlarını oluşturmak veya onarmak,
  •  Bölgesel ve yerel yönetimler dahil olmak üzere hükumetlerin, işveren ve işçi örgütlerinin kapasitelerini artırmak ve,
  •  Krizden etkilenen kişilerin sosyoekonomik yeniden entegrasyonları için istihdam edilebilirliklerini artıracak eğitim programları aracılığıyla da olmak üzere uygun önlemleri

ILO Standartları ve COVID-19 (Koronavirüs) Sık Sorulan Sorular dökümanına buradan ulaşabilirsiniz.


ILO’nun küresel pandemikle savaşında, sosyal diyalog, sürdürülebilirlik ve ulusal ve küresel seviyelerde entegre cevap verme ön plana çıkmakta. Bu savaşın iki cephesi var: biri sağlık cephesi, diğeri ekonomik cephe. 

ILO’nun yaklaşımına paralel olarak, sağlık sistemleri alanında 20 yıla yakın teknik  ekspertize sahip tanınmış küresel sağlık uzmanı, Alanna Shaikh, TED konuşmasında Covid-19’a bir sağlık krizi olarak değerlendirmekte. Shaikh’e göre, Covid-19 hayatımızda göreceğimiz salgınlardan sadece bir tanesi. Bundan sonra salgınların olacağından bu kadar emin olmasını ise, insanların doğayla etkileşimlerine bağlıyor. Akut çözümler için gerekli görülmekle beraber, karantinalar ve seyahat kısıtlamalarını uzun soluklu çözümler olarak görmüyor, ancak her ülkede, temel sağlık hizmetlerini veren küresel bir sağlık sistemine inanıyor, öyle bir sistem ki, en fakir ülkelerde bile hızla salgın hastalıkları teşhis edip tedavi edebilecekler.   Ancak böyle bir sağlık sisteminin kurulmasıyla salgınların küresel seviyede yayılmasının önüne geçilebilir. 

Sağlık cephesinin ne kadar süreceğinin ekonomik cephe üzerinde çok büyük etkisi bulunmakta. Bu süreçte virüsün doğrudan veya dolaylı etkisiyle, birçok işletme iflasa gidecek, birçok sektör küçülecek, birçok insan işsiz kalacak. Bunun üzerine küresel seviyede bir de sosyal ve psikolojik sonuçlar gündeme gelecek. Covid-19 2020 öncesi algılarımızı ve beklentilerimizi değiştirecek, ve geri dönülmez şekilde hükumetler, işletmeler, vatandaşlar ve çalışanlar yeni bir “normale” alışma durumda kalacağız. 

Ela Erozan Gürsel