Bu yazı Dünya Gazetesi’nde 6 Haziran 2017 tarihinde yayımlanmıştır.

Mileniyaller ve sonrasında doğan nesilleri önceki nesillerin anlayamaması o kadar doğal ki… Bu genç nesiller düşüncelerinde ve davranışlarında öyle özgürler ki… Kim ne demiş, ne düşünmüş, ne yapılması, nasıl davranılması uygun olur, normlar nelerdir gibi hiçbir takıntıları yok. Bugün bu işi yapıyorlar; yarın hoşlarına giden, kendilerini heyecanlandıran bir iş mi çıktı önlerine, hemen kendilerini rüzgarın yönüne bırakırlar. 3 ay sonra başka yönden bir rüzgar mı esti, “Bir de bu yönü deneyeyim neden olmasın?” deyip, tereddütsüz yeni bir maceraya atılırlar.

Oysa, bugün kırklı yaşlarında olan bir kişi daha geleneksel bir iş hayatının insanıdır. Kafasında inanmasa da kabul ettiği kalıplaşmış kurallar vardır. 3 ay sonra işini değiştirmeye kalkarsa, içinden bir ses ona ‘dur yapma, yeni işin şimdiki işinden daha iyi olacağından emin misin, bu 3 aylık deneyim özgeçmişinde nasıl duracak, bir başka görüşmeye gittiğinde bu kadar sık iş değiştirmiş olmayı nasıl anlatacaksın’ der. Alışmıştır beraber çalıştığı büyüklerinden insan kaynaklarında nelerin kabul edilir, nelerin kabul edilemez olduğunu dinlemeye. Kafası karışır kendi kendiyle çelişir. Bu yüzden fırsatları kaçırdığı, sonra da pişmanlıktan kendini yiyip bitirdiği olur.

Şirkette en az şu kadar sene çalışmış olmak, mümkün olduğunca çok işe başvurmak, özgeçmişinizin bir sayfayı geçmemesi, önyazınızın özgeçmişinizi özetlemesi vb… kurallar ne kadar doğrudur? Yeni insan kaynakları algıları değişmiş midir? Yoksa bu kuralları çiğnemek alehimize mi işler? Hatta bu klişeler o kadar beynimize kazınmıştır ki bazılarımız bu kuralların dışına çıkarsak doğrudan eleneceğimizi düşünürüz.

Fast Company’de yayınlanan bir makalede bu klişeleşmiş, geçerliliği kanıtlanmamış kurallara 5 örnek veriliyor ve değişen iş dünyası dinamikleri içinde bu kuralların artık kabul görmesinin ne kadar imkansız olduğunun altı çiziliyor.

Efsane 1. En az şu kadar yıl aynı şirkette çalışmalısın.

Bir zamanlar aynı şirkette yıllarca çalışmak normdu. Mezun olur bir şirkete girer, kariyerinin yarısını hatta tamamını yüksele yüksele aynı şirkette geçirmeniz beklenirdi. Kıdem herşeyin üzerinde tutulurdu. Bir işten bir diğerine atlamak birçok şirkette birkaç senelik deneyimler edinmek pek de uygulanan ve kabul gören bir hareket değildi. Insan kaynakları böyle adayların güvenilirliğini sorgular, işe alınırsa, işi öğrenip birkaç sene içinde yeni bir işe geçeceğini düşünürdü. Ancak bugün tüm bu kurallar yürürlükten kalktı. Mileniyaller için 2-3 senede bir iş değiştirtmek oldukça olağan bir durum. Yeni işe geçmek; zam almak ve terfi etmek için daha büyük fırsatları beraberinde getiriyor. Hele de işinizden memnun değilseniz, mutsuz olduğunuz bir işi sürdürmek için kendinizi zorlamamalısınız. Sefil olmak için hayat çok kısa. Ancak bu bir sonraki adımınızı planlamadan aniden işinizi bırakmanız anlamına da gelmemeli. Önünüzdeki fırsatları değerlendirin, geleceğinize dair planlar yapıp kendinizi yeni işinize hazırlayın.

Yazının tamamını okumak için görsele tıklayabilir veya HRPozitif’i buradan ziyaret edebilirsiniz.