Pandemi yeni iş yapma biçimlerini zorunlu hale getirdi. Birkaç ay içerisinde kendimizi ve iş aktivitelerimizi belli bir balonun içinde sıkışıp kalmış bulduk. İhracat-ithalat durduruldu veya yavaşladı, önce Çin ve Doğu Asya ülkeleri daha sonra Avrupa ve ABD ve de Rusya, Hindistan, Latin Amerika’nın içinde bulunduğu çok büyük bir coğrafya bir bir pandeminin kontrolüne girdi. Ne kadar süreceği bilinmeyen ve gitgide iş dünyasını umutsuzluğa sevk eden bu dönem işletmelere acilen iş yapış biçimlerini değiştirme sinyalleri verdi. 

Microsoft CEO’su Satya Nadella

Örneğin, dijitalleşme artık bir seçenek veya bir marka bilinirliği arttırma projesi olmaktan çıktı, alışverişin ve müşteriyle iletişimin gerçekleştiği tek ortam haline geldi. Sadece müşteriler değil, evde çalışanların uzaktan koordine bir şekilde çalışmalarına ve işleri yürütmelerine imkan verdi. Şirketlerin dijital başarısını dijitalleşme sürecinde ne aşamada oldukları belirledi. Teknoloji firmalarının bile, dijitalleşme sürecinde hızlarını büyük oranda arttırdıklarını gördük. Örneğin, Nisan ayında Microsoft CEO’su Satya Nadella, iki yıllık dijital dönüşümünü iki aya sığdırdıklarını açıkladı.

IDC (International Data Corporation) Asia Pacific tarafından yapılan, Asya Pasifik’te İnovasyon Kültürü: İş dünyasında iyileşme ve ekonomik düzelmeyi öngörmek için, çalışanlar, yöneticiler ve karar mercileri arasında yapılan araştırma, sürekli inovasyonun şirketleri uzun soluklu iyileşme ve başarıya  getireceğini işaret etmekte. Bu inovasyon kültürünün karşılaşılan güçlüklerle mücadele etmek için gereken esnek, hızlı ve etkili çözümleri de beraberinde getirmekte. İnovasyon kültürü kapsamında, dört ana element mevcut: insanlar, bilgi, prosesler ve teknoloji. Asya’daki kurumsal liderler inovasyonu bir lüks değil, hayatta kalmak için bir gereklilik olarak görmekte. Araştırmaya katılan kurumların %74’ü inovasyonu performans ve dayanıklılıkları için kritik olduğunu düşünmekte.

Örneğin, Asya’nın en büyük sağlık hizmetleri grubu, Zuellig Pharma, pandemik yayılmaya başladığında, kendi sistemlerini Microsoft Azure bulut çözümlerine adapte etmişti, hızla günlük operasyonlarını entegre etti ve planan lansman tarihinden aylar önce, geliştirdiği sipariş etme ve ödeme platformunu lanse ederek, müşterilerinin ilaç stoklarını en iyi şekilde yönetmelerini sağladı.

İnsanlar, Prosesler ve Teknoloji Üçlüsü

Dört ana elementli inovasyon kültürü, birçok endüstride kabul görmüş, temellerini 30 yıldır kullanılan üç elemente dayanan PPT modelinden almakta. PPT: People, Process ve Technology – İnsanlar, Prosesler ve Teknoloji. Harold Leavitt’in 1964’te yayınladığı makaleye dayanan ve endüstride kurumsal değişimin nasil etkili bir şekilde yapılması gerektiğini vurgulayan basit ve her döneme ve kuruma uygulanabilecek bir model. İnsanlar prosesle etkileşince, işler büyür. Tekerleği yeniden keşfetmeye gerek olmaz. Onun yerine, proseslerin yerine oturmasıyla, büyüme hızlanır.

Bir kişinin iyi planlanmış bir proses silsilesini kullanarak iş yapması 10 kişinin hiçbir prosesi takip etmeden çalışmasından daha etkili olabilir. Fast food firmalarının (franchise) bayilik sistemiyle proseslerini standartlara oturtup hızlı büyümesi tam bu mantığa dayanır. İstanbul’da, Boston’da veya Madrid’de McDonald’s restorana gidip yemek yediğinizde, menüler hemen hemen aynıdır, sipariş eder, hızla yemeğinizi alır, aynı lezzeti dünyanın her yerinde bulabilirsiniz.

İşi yapan insanlar teknolojiyle entegre çalıştıklarında inovasyon olur. Teknolojiyle çok iyi bildiğimiz şeyleri yapmanın farklı yollarını buluruz. Zihnimizi yeni şeylere açarız. İlk internetin çıktığı dönemi düşünün, ilk on yıl fiziksel olarak görmeye alıştığınız reklamları, broşürleri internete taşıdık. 1990’lardan 2000’lerin başlarına internet çok daha statikti, fiziksel dünyanın farkli bir form almadan bilgisayar dünyasına yansımasında ilk örneklerdi. Ancak bir sonraki on yılda, internet bazlı yeni sektörler yaratıldı, e-ticaret, sosyal medya gibi alanlar ile teknolojik dönüşüm gerçekleşti.

Prosesler ve teknoloji bir araya geldiğinde, otomasyon gerçekleşir. Makineler ve robotlar, insanların çok üzerinde bir hızla ve performansla belli görevleri gerçekleştirebilirler. Makine öğrenme, derin öğrenme ve ucuz bulut bilişim teknolojileri sayesinde, makinelerin performans gücü günden güne artmakta. Örneğin, 5000 kelimelik bir metni bir insanın okuması kaç dakika sürer? Peki ya, bir robotun? Sadece saniyeler.

Tüm bu üç element bir araya geldiğinde, kazanırız.

Üç Elemente Data Eklenince…

Bugünün inovasyon kültürünün getirdiği bir de, dördüncü element var, o da bilgi. İnternetle beraber, data yeni cevher olarak öne çıkmaya başladı. Techjury’nin farklı kaynaklardan bir araya getirdiği data üzerine güncel veriler şöyle: 2020 yılında 1.7MB data her bir saniyede her bir insan tarafından üretilmekte. Sadece son iki senede, dünyada var olan datanın %90’ı yaratıldı. Hergün 95 milyon fotoğraf ve video instagram’da paylaşılmakta. 2020 sonunda dijital evrenin 44 zettabyte’a (10²¹ byte) ulaşması öngörülmekte. Her gün, 306.4 milyar email gönderilmekte, 5 milyon tweet atılmakta. 

Data günden güne büyümekte, bu büyüyen datayı anlamlandırmak da aynı hızla önem kazanmakta. Hiçbir cevherin işlenmeden gerçek değerine ulaşamadığı gibi. Şirketler için data ancak doğru analizle beraber anlam ve değer kazanmakta. Bu nedenle, data bilimcileri son dönemde yükselen mesleklerden biri haline geldi. Analitik araçlar kullanarak müşterilerinin ve çalışanlarının datalarını anlamlandırabilir ve ileriye dönük pazarlama ve insan kaynakları stratejilerini hedef kitlelerinin istek ve ihtiyaçlarına göre uyarlayarak rekabetin önüne geçerler. Örneğin, Amazon ve Netflix gibi şirketler müşterilerinin arama, satın alma ve seyretme datasını en iyi şekilde inceleyerek, müşteriye özel tavsiyeler sunmakta. Kimsenin aramaları, satın alma geçmişleri, zevkleri ve ilgi alanları aynı olmadığı gibi, hiç kimsenin Amazon ve Netflix sayfası birebir aynı değil.

Data analizi şirketlerin satış-pazarlama performansına, üretimine, finansal planlamasına ve de büyüme stratejisine yön verecek, datanın anlamlandırılması inovasyon kültürünü hayata geçiren insanları, prosesleri ve teknolojiye rota belirleyecek. İnovasyon kültürüne geçmeyi ertelemeyin, pandemi ortasında da olsa, şirket stratejinizi belirlerken datayı merkeze koyun.