Dünyanın her yanında işverenler, girişimciler, çalışanlar ekonominin geleceğine dair endişelere sahip bugünlerde. Hemen hepimiz, ne yapabileceğimizi düşünmekteyiz. İşini kaybedenler yeni bir işi nasıl bulacağını düşünürken, bir işi olanlar da işlerini kaybetme kaygısı içindeler genel olarak. Pek çok sektörde daralma ve küçülmeye paralel olarak faaliyetlerine son veren şirketler, personel azaltımına giden kuruluşlar, gazete sayfaları ile birlikte zihinlerimizi de işgal ediyor.

Bütün bu karamsarlık ve endişe ortamında bazı sektörler var ki; büyümeye, yeni iş alanları ve istihdam yaratmaya devam ediyorlar, devam etmek zorundalar. Öncelikle bu umut veren sektörler, insanın yaşamını sürdürebilmesi için karşılamak zorunda olduğu gereksinimlere  dayalı işler; eğitim, sağlık, alt yapı yatırımları, gıda… olarak göze çarpmakta. Bunların ötesinde; bilgi teknolojileri ve yeşil teknoloji yatırımları da gerek yeni projeler, gerekse ar-ge çalışmaları ile yeni iş alanları yaratmaya aday.

Yaşamak için…

Ekonomik kriz pek çok alanda isteklerimizden vazgeçmeyi, daha azı ile yetinmeyi dayatıyor hemen hepimize. Kısa bir süre önce hayatımızın parçası olan pek çok alışkanlıktan ödün vermek, harcamalarımızı, isteklerimizi yeniden konumlandırmakla karşı karşıyayız. Otomobil, tekstil, gayri menkul benzeri sektörlerde olağanın dışında bir durgunluk, küçülme söz konusu bu yeniden değerlendirme sonucunda. Herhangi bir ekonomik belirsizlikte kolaylıkla vazgeçilebilen istekler bunlar. Talebin keskin bir düşüş göstermesi ile birlikte bu sektörün aktörleri zor günler geçirmeye başlıyorlar doğal olarak. Yan sektörler, bu sektörlerin çalışanlarının tasarrufa yönelmesinden etkilenen diğer sektörler derken, olay bir sarmala dönüşüveriyor. Vazgeçebileceğimiz taleplerimiz var ekonomik daralma ve küçülme dönemlerinde. Ancak; vazgeçemeyeceğimiz, her zaman karşılamak zorunda olduğumuz yaşamsal ve kaçınılmaz gereksinimlerimiz de var doğal olarak. Eğitim çalışmaları, sağlık gereksinimleri, alt yapı yatırımları her dönemde devam etmek, gelişmek, insanlığın ihtiyaçlarına yanıt vermek durumunda olan sektörler. Bunlar insanlığın var oluşundan bu yana süregelen faaliyetler ve insanlık var olduğu sürece de devam edecekler.

Bir de yeni olarak, son 50 yılda hayatımıza giren ve hızla daha çok yer kaplayan bilgi teknolojileri, dünyamıza sahip çıkmamız gerektiğini fark edişimizle birlikte gelişen yeşil teknoloji yatırımları var. İnsanlık, kendi geleceği için, kriz öncesine oranla bir miktar çekimserlik hakim olsa da, bu alanlarda da çalışmaya devam etmek, ar-ge çalışmalarına hız kesmeksizin yatırım yapmak zorunda.

“Umut” son günlerde pek çok insana uzak gelen bir kavram olsa da; umut etmek, geleceğe inanmak, yaşamak zorundayız.

Kaynak : Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi