Birçok kriz insanlığa büyük hizmetler sağlayan buluşların önünü açmıştır. Dünyanın üretiminin yavaşladığı, mücadele gerekliliğinin esas olduğu bir dönemde yaratıcı parlak zihinlerin çözümler üzerine yoğunlaşmasıyla teknoloji ve bilim alanında önemli aşamalar kaydediliyor. Bunlar sadece bilim, teknoloji ve sanayi alanlarına değil, insanların günlük hayatlarına da katkıda bulunan önemli buluşlar.

1929 – Büyük Bunalım

Dünya tarihinin en büyük krizlerinden ABD kaynaklı Büyük Bunalım 20’lerin sonu ile 30’lara damgasını vuran, borsaların çöktüğü, insanların işsiz kaldığı karanlık bir dönem olmuştur. Bu karanlık dönemin mihenk taşları ise, insanlığı ileri taşıyan önemli buluşlarla doludur.

  • 1928’de Alexander Fleming tarafından antibiyotik ve penisilin keşfedildi.
  • 1929’da Clarence Birdseye tarafından yiyeceklerin donmuş olarak saklanabileceği keşfedildi.
  • 1930’da DuPont bünyesinde çalışan mühendis Wallace Carothers, neopren adındaki maddeyi buldu. Neopren, günümüzde dalgıç takımlarında, ortopedik protezlerde, elektrik yalıtımlarında kullanılan bir madde.
  • 1935’te Wallace Carothers, kadın giyimine yıllarca damgasını vuran naylonu geliştirdi. Naylon, ilk ticari olarak başarı kaydeden polimer ile sadece kömür, su ve havadan elde edilen bir sentetik lif. Tekstilin yanı sıra sanayide katı naylon makine yapımında sıklıkla kullanılıyor.
  • 1930’da Amerika’nın Massachusetts eyaletinde ilk damla çikolatalı kurabiye, Ruth Wakefield tarafından Toll House Inn’de satılmaya başlandı.
  • 1935’te ilk franchising uygulaması Howard Deering Johnson ve Reginald Sprague’ın tarafından gerçekleştirildi. Bu sistemde amaç; bağımsız işletmecilerin aynı ismi, yemeği, malzemeleri, logoyu ve tasarımı bir ücret karşılığı kullanması.

1997 – Asya Krizi

Tayland’da başlayan ve hızla çoğu Güney Doğu Asya ülkelerinde ve Japonya’da yayılan finansal kriz, makro düzeyde büyük etkilere sahip oldu; lokal paraların değerleri, borsalar ve varlıklar büyük kayıp yaşadı.

  • 1997’de Güney Kore merkezli bir firma olan SaeHan Information Systems, dijital müzik çaları geliştirdi ve ulusal pazarında satmaya başladı. 1998’de Kuzey Amerika ile bir anlaşma yaparak, Eiger Labs’e ürünlerini Amerikan pazarında satma lisansı verdi.
  • 1999’da Sony AIBO robotunun birinci jenerasyon modelini geliştirdi. 4 ayaklı eğlence robotu olan AIBO, yapabildiği çeşitli hareketlerin yanında, öğrenme ve duygularını gösterme yetisine sahipti.

2000 – Dotcom Krizi

  • 2001’de Apple Computer, birinci jenerasyon iPod’u geliştirdi. Minimalistik arayüzü ve küçük formuyla sadece Mac kullanıcıları tarafından kullanılabiliyordu.
  • 2001’de Wikipedia Jimmy Whales ve Larry Sanger tarafından kuruldu. Internetin bilgi paylaşımında bir çığır yarattığının en elle tutulur örneklerinde Wikipedia’nın en önemli özelliği, herkesin düzeltmeler yapabileceği bir ansiklopedi olmasıydı. Geleneksel ansiklopedik bilgiler son derece özgür, birçok kullanıcı tarafından kendi kendini kontrol eden bir metotla, birçok dilde online platformda yerini aldı.

Kriz Dönemlerinde Doğan Parlak Stratejiler

Çince’de “kriz” kelimesi “tehlike” ve “fırsat”ı anlatan iki sembolle yazılır. Kriz, davet edilmemiş bir misafir gibi ansızın gelir. Kısa dönemde oluşturduğu tehditlerin yanı sıra, uzun soluklu fırsatları da yanında getirir. Günümüz ekonomisinde şirketler, ekonomik krizden tamamen kendilerini soyutlayamasalar da, daha güçlü ve maliyet etkin prosesleri ve uzun soluklu inovasyon yatırımını hayata geçirerek diğer şirketlerden farklılaşabilirler.

Bu farklılaşmayı başarılı bir şekilde gerçekleştiren şirketlerden biri de dünyanın en büyük işverenlerinden Indian Railways (Hint Demiryolları). Yakın geçmişe kadar Hint demiryolları zararına opere eden, iflas yolunda bir kurumdu. Demir Yollarından sorumlu bakan Laloo Prasad Yadav, 2004’te göreve geldiği zaman, kurumu bu gidişten kurtarmak için, elinde sadece 200 milyon dolarlık bir bütçesi vardı. Adam çıkarıp, yolcu sayısını ve bilet fiyatlarını yükselteceğine, çalışanların tümüne sahip çıktı ve bilet fiyatlarını yüzde 45 oranında düşürdü ve uzun dönemde hacim yaratmaya odaklandı. Ayrıca, uzun mesafeler arasında yolcu kapasitesinin 800’den 2000’e çıkması, maliyetlerin yüzde 40 düşmesiyle sonuçlandı.

Büyüme planları arasında, yük hattının genişletilmesi, randımanın arttırılması ve kara yoluyla ulaşımı sağlanan malların yüzde60’ının demir yollarıyla taşınması hedefleniyor. Ayrıca, inovatif bir yaklaşımla, Prasad demiryollarını ulaşım ve taşımanın dışında, diğer alanlara destek olarak kullanmayı planlıyor. Hindistan’ın suyu saklama çabalarına kanal inşa etmek, içme suyu ve sulama için boru döşemek konusunda demir yollarından yardım alacak. Yakıt tüketimini azaltmak için de, tren vagonlarını alüminyumdan yapmayı ve ülkenin ana demiryollarını elektrikle işletmeyi planlıyor. Inovasyonu demiryollarına uygularken, Bakanın bakış açısı, geniş düşünmek ve demiryolu ile kendilerini kısıtlamayıp, yolcu ve ticari ulaşım sektörü olarak algılamaktan geçiyor.

İş Modellerinde Yenilenme

Gelir ve gider yapılarının bütününe iş modeli diyebiliriz aslında. İş modelinde yenilenme, şirketin nasıl gelir getirdiği ve maliyetleri nasıl üstlendiğine dair sistematik değişim anlamına gelir.

Amazon Örneği

Amazon, bu anlamda, iş dünyasını sarsan bir iş modeli inovasyonuna öncülük etmiştir. Gelir tarafında, Amazon geleneksel mağazacılıktan çok geniş bir kitap ve müzik koleksiyonunu tüm dünyada son derece geniş bir tüketici kitlesiyle tanıştırdı. Bu modelde, Amazon, interneti kullanarak değer yarattı ve yılın her gününde ve günün her saatinde müşterilerine neredeyse her istedikleri kitabı vermeyi başardı. Özellikle de çok sayıda müşterinin aradığı, piyasada az sayıda olan veya seyrek tercih edilen kitapları evlerine teslim etti. Bu tür bir ayrıcalıklı hizmet, fiziksel sınırlamalar yüzünden klasik kitapçıların altından kalkamayacağı bir durumdu.

Maliyet tarafında ise, Amazon iki şekilde büyük tasarruf sağladı. Birincisi, dünyanın en pahalı şehirlerinde dudak uçuklatan bir dükkan kirası ödemesine gerek yoktu. Internet üzerindeki sanal marketi sayesinde dünyanın her yerinde insanların işten, evden, internet kafeden ulaşabildikleri bir mağaza konseptine sahipti. İkincisi, stok tutmaya ihtiyacı duymuyordu. Fiziksel stoğa yatırdığı sermaye minimumdaydı.

P&G Örneği

Çoğu zaman, sistem değişikliği, şirket içinden yöneticilerin kuşkuyla yaklaştıkları ve ürktükleri bir olaydır. Ancak, krizlerin yaşandığı dönemlerde şirketi kurtarmak adına değişimin tetiklendiği görülüyor.

Procter and Gamble’in 2000 yılında kendi iç krizini önemli değişim stratejileriyle yönetmesi başarıya ulaşmıştır. 1.8 milyar dolar civarında Ar-Ge harcamaları olmasına rağmen, P&G Ar-Ge projelerinde test edilen ürünlerin sadece yüzde 35’i istenen hedefleri tutuyordu. Diğer masraflar da geçen senelere göre yükseliş trendindeydi. Always markasının masrafları 80’lerde 10 milyon dolar iken, 2000’de 30 milyon dolara ulaşmıştı.

Bu problemlere çözüm getirmek amacıyla, CEO AG Lafley, üst düzey yöneticileriyle biraraya gelip, inovasyon ağırlıklı bir iş modeli değişikliğiyle ilgili çalışmalara başladı.

Birkaç sene içerisinde, P&G klasik bir Ar-Ge şirketinden „Bağlan ve Geliştir“ (Connect and Develop) modeline geçti. Ürünlerinin yüzde 52’si müşteriler, tedarikçiler ve hatta rakiplerin oluşturduğu dış kaynaklar tarafından geliştirildi. İş modelindeki dramatik değişim sayesinde, ArGe harcamaları düşerken (2000’de satışların yüzde 4.8, 2005’te satışların yüzde 3.4), ürün lansmanlarındaki başarılar arttı. ABD’de en çok satan 10 üründen 5’i P&G’nin lansmanlarıydı. ArGe randımanının yüzde 60 artmasının yanı sıra, hisse değerleri ikiye katlandı.

Durgunluk dönemleri sadece harcamaların kesildiği dönemler olamamalı, şirketin geleceğine uzun dönemde katkıda bulunacak çözümlerin oluşturulduğu bir zaman olmalı. Krizde ne olacak telaşına düşmek yerine, krizde ne tür stratejiler geliştirebilirim ve iş modelini daha efektif hale nasıl getirebilirim sorularına cevap üretmek şirketin yarınları için büyük önem taşıyor.

Büyük resmi gören sosyal inovasyonlar

  • Son yıllarda, sosyal inovasyon ve girişimcilik bir avuç dolusu şirketin misyonu oldu. Sosyal girişimciler, sözlerini tutmalarıyla güven ortamı oluşturmaya başladı.
  • Bir mikro finans kurumu olan Grameen Bank’ın kurucusu, Muhammad Yunus Nobel Barış Ödülünü kazandı.
  • Geçtiğimiz sene, Klaus Schwab, World Economic Forum’un kurucusu, Schwab Foundation for Social Entrepreneurship’in ilk yıllık zirvesini organize etti.

‘The Power of Unreasonable People’ (Mantıksız İnsanların Gücü) adlı kitabın yazarı Pamela Hartigan’a göre, ‘İleriyi görmenin en iyi yolu, geleceği yaratmaktan ve geleceğe hız kazandırmaktan geçiyor.’

Davos’taki 28 Ocak-1 Şubat tarihlerinde gerçekleşen, Dünya Ekonomi Forumu kapsamında 27 sosyal inovatör biraraya geldi ve finansal kriz dönemine çözüm olabilecek fikirler geliştirdiler, kilit endüstrilerin temsilcileriyle görüşmeler yaptılar.

Kriz döneminden en az zararla çıkmaktan çok, büyük düşünüp en karlı çıkmaya odaklanmak, şirketleri yarışa psikolojik olarak ısındırır. Yenilikçiliğin, yaratıcılık ve sağlam iş modelleriyle birleştiği bir iş modeli yaratılmalı, gerek ürün, gerek sistem inovasyonlarında, gerekse yarının sektörünü yaratma yolunda kriz dönemleri en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Bu dönemler, futbol liginin tatil olduğu dönemler gibidir. Maçlar oynanmıyordur, ancak yönetimin toplanıp stratejik kararlar aldığı, futbolcu transferlerinin sonuçlandığı, teknik adamların seçildiği, futbolcuların ise dinlenerek ve çalışarak gelecek lige hazırlandığı son derece kritik bir zamandır. Boşa geçirilmesi o futbol kulübünün senelerine malolabilir. Şirketler de kriz dönemini büyük yarışa verilen bir ara olarak görmeli, çalışmalarına dinamik bir şekilde devam etmeli ve ileriye yönelik çalışmalarına konsantre olmalıdır. Yöneticilik kötü günlerde en büyük sınavlardan geçer.