Gündemde başka bir konu yok bu günlerde; küresel finans krizi, krizin reel sektöre etkileri, dip noktası, süresi v.b….

İyimser yaklaşımlar krizin gelecek 6 ayın sonunda etkisini azaltmaya başlayacağı yönünde. Kötümser olanı ise, krizin 5 yıldan kısa sürmeyeceği, dahası krizden bir savaşla ancak çıkılabileceğine kadar varıyor. Finans piyasalarında başlayan sarsıntı, beklenenden daha kısa sürede ve daha şiddetle sallıyor reel sektörü ve üretimi.

Gerek parada oluşan sıkışmanın şirketlerin kredibilitesini düşürmesi, gerek talebin azalmasına dayalı olarak azalan üretim gereksinimi, ard arda üretime ara verme, kapanma, personel azaltma kararlarını patlatıyor.

Şirketlerin maliyetlerini azaltabilmek, ayakta kalabilmek için sıkça başvurdukları kalem, personel maliyetleri olmakta genelde kriz dönemlerinde. Bazıları ücretlerde indirime gitmek yolunda işçileri ile anlaşma yolu ararken, bazıları doğrudan personel sayısını azaltma yöntemini uygulamakta. Ekonomik krizi, zihin tutulmasına çevirmek…

Kriz, doğası gereği insani korumacılığa, elindekini kaybetmeme çabasına iter. Bu her krizin önemli etkilerinden biridir ve istisnasız krizden etkilenen herkes için geçerlidir. Küresel bir finans krizinden söz ettiğimize göre; durumdan en çok etkilenecek olanlar da, çalışanlar ve onları çalıştıranlardır elbet. Finans krizinin üretime yansıması ile birlikte, makineler daha az çalışmakta, insanların alim gücünün düşmesi hizmet ve diğer sektörleri de krizin içine çekmekte her aşamada. Bütün bunların ötesinde de kriz psikolojisi hareketsizliğe esir etmekte insani ve etkisini bu yolla olağandan çok daha fazla derinleştirmekte.

Çalışanlar her an işini kaybetme korkusu ile baskı altında kalırken, işverenler zarar etme korkusu ile yeni yatırımlardan uzak durmakta, var olan yapılarını da küçültme yoluna gitmekte. Ev  almayı, otomobilini değiştirmeyi düşünenler; “bir görelim, ne olacak” psikolojisinin kıskacında ertelemekte harcamalarını, bu da zincirin halkaları gibi sistemi kilitlemekte.

İşverenlerin maliyet azaltımı çabalarında personel sayısında azaltmaya gitmeleri, kriz dönemlerinin klasikleri arasında. Oysa; personel azaltımı, şirketlerin en son çözüm olarak  görmeleri gereken davranış biçimi olmalı. Eğer iş hacminizde, üretiminizde gerçek ve ciddi anlamda bir düşüş yoksa, personel çıkarmaya yönelmek, geride kalan çalışanlarınızdan verim almanızı da sıkıntıya sokacaktır.

Mutlaka çalışan sayısında azaltmaya gitmek zorunluluğu ile karşı karşıya iseniz; öncelikle performans ve şirkete katma değer sağlama noktalarında zayıf olan çalışanlarınızdan vazgeçmelisiniz. Çünkü bu yönelim; geride kalan personelin gidenlerin gitmesi gerektiğine ikna olması anlamına gelir. Çalışanlar açısından ise; her an işini kaybetme korkusu altında yaşamak, çalışmak mümkün olamayacaktır doğal olarak. Böyle bir korkuya kapılmanın çok da gereği yoktur her durumda. Eğer siz işinize, çalışma arkadaşlarınıza, çözüm ortaklarınıza, bilgiye, deneyime saygı duyuyorsanız; iş yaşamı bunu karşılıksız bırakmayacaktır. Daha da önemlisi yaşama saygı duyan biri iseniz eğer, yaşam size mutlak bir yer bulacaktır içinde. İşine, çevresine,  bilgiye, deneyime ve en önemlisi yaşama saygı duyan bireylere, çalışanlara, yöneticilere ihtiyaç vardır her koşul ve ortamda ve olacaktır da.

Yaşama değer katmayı başarabildiğiniz sürece, bazen krizlerle dalgalansa da yaşantınız, asla çözümsüzlüğe teslim olmayacaktır.

Çalışanların gözünde de işten çıkarmaların makul karşılanabilmesi için bunun bir zorunluluk olduğu ve çıkarmalarda dikkat edilen kriterlerin açıkça ortaya konması, güven ortamını muhafaza etmek açısından çok önemlidir.

Bunun bir zorunluluk olduğunu gören, buna anlayan çalışan için üretkenlik düzeyinin asıl kriter olduğunu bilmek hem kabullenmeyi kolaylaştıracak hem de üretkenliğini artırma çabasını destekleyecektir. Burada şirketler için adil olmak ve çalışanların da bunu görmesi çok önemlidir. Bu nedenle işe alımda dikkat edilen kriterleri, işten çıkarmalarda da göz önünde bulundurmak gereklidir.

Uzakdoğu’dan Avrupa’ya, Asya’ya, Avustralya’ya kadar dünyanın pek çok bölgesinde ve ülkesinde uygulanan, Türkiye’de de Exelect danışmanlık firmasının uyguladığı Performia kriterleri, işe alımda da işten çıkarmalarda da personelin tarafsız seçimini destekler.

Adayı işe alırken de, işten çıkarırken öncelikle üretkenliğine bakarak değerlendirmeniz gerekir. Bu ve sonrasında aranan özelliklerle ilgili olarak tarafsız sonuçlar elde edeceğiniz sistemler uygulamanız, şirketin işleyişi, geleceği ve huzuru açısından çok önemlidir.

Özellikle ekonomik kriz ortamları, daha kritik kararları daha tarafsız yöntemler kullanarak almanız gereken şartları beraberinde getirir. Önemli olan hazırlıklı olmaktır.

Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi