Finansal krizin etkilerinin ve durgunluğunun bir yansımasının da Avrupa’nın enerji altyapısındaki yatırım kısıtlamalarında ve kesintilerde olması öngörülüyor. Çoğu yatırım uzmanına göre, yatırımdaki bu azalma gelecekteki enerji güvenliğini tehlikeye sokacak ve iklim değişimiyle ilgili savaşı zorlaştıracak gibi görünüyor. Yeni rüzgar çiftlikleri, gaz boru hatları ve elektrik kabloları projeleri ertelenecek gibi görünüyor.

Fransız danışmanlık firması Capgemini, Avrupa’nın, enerji talebini karşılayabilmesi ve sera gazı salınımlarını azaltabilmesi için, 2030’a kadar Avrupa Birliği’nin 1 trilyon euro yatırım yapması gerektiğini vurguluyor. Ancak ekonominin düşüşte olduğu bir zamanda bu kapsamda bir yatırım yapmak ve şirketlerin bu yatırım kararlarını haklı çıkarabilmeleri de bir hayli zor görünüyor. Capgemini danışmanlarına göre, birçok uzman, kamu sektörünün fazla etkilenmeyeceğini düşünüyor, ancak bu doğru bir kanı değil. Avrupa’da enerji altyapısına yatırım, geçen seneden bu seneye yüzde 32 dolayında yani 70 milyar euro artış göstermiş, oysa Capgemini şirketinin beklentisi yatırım planlarının düşeceği yönündeymiş.

Başı çeken enerji şirketleri, alman Eon, ispanyol Iberdrola ve ingiliz Centrica yatırım programını revize edeceğini açıkladılar. Kredi piyasaları enerjiye dayalı kamu hizmetlerine kapalı değil. Bazı büyük Avrupa şirketleri EDF, GDF Suez, Eon ve Iberdrola başarılı tahviller piyasaya çıkarmış, ancak borçlanma maliyetleri hızla artmış. Yaşanan durgunluk, gelecekteki enerji kullanımı beklentisini de düşürecek. Dünyanın en büyük kimyasal üreticisi BASF gibi büyük şirketlerin üretime ara vermeleri, elektrik ve gaz talebini de azaltacak. Küçük şirketlerin işi daha da zor. Hasılat ve kazanç büyüme hedeflerini açıklamasıyla Fransız Theolia’nın hisse değeri birden düştü.

Genellikle stabil defansif yatırımlar görülen kamusal hizmetlerin hisseleri zorlu zamanlarda ciddi düşüşe geçiyor. Geçtiğimiz sene, Eon yüzde 49, EDF yüzde 53 dolayında ulusal piyasa endeksinin altında performans gösteriyor. Düşen petrol fiyatları, yatırımcıların enerji tedarikçileriyle ilgili algısını etkiledi, çünkü gaz ve daha az ölçüde elektrik fiyatları benzine bağlı. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli sıkıntı, kriz döneminden çıkıldığı zaman ortaya çıkacak. Ne zaman piyasalar düzelecek, üretim talebi yükselecek, o zaman elektrik üretimi ve gaz ithalatında kısıtlı arzın eksiklikleri yeni ekonomik problemleri doğuracak.

İleriyi gören analistlere göre, durgunluk dönemi yatırımların azalmasından dolayı, ekonominin düzelmesine en büyük engel olacak ve problemi daha da büyütecek.

3. Endüstriyel Devrim

İngiltere’nin doğusunda kalan Lynn ve Inner Downsing rüzgar çiftlikleri üreticileri Centrica için en çok satan ürünleri. 54 Siemens türbinleri 180 megawat kapasitesiyle, İngiltere’yi off-shore rüzgar enerjisinde önde gelen şirketler arasına çıkarıyor. Avrupa Komisyon başkanı Jose Barroso’ya göre, offshore rüzgar sektörü Avrupa’nın 3. endüstriyel devriminde amaç, sera gazlarını kesip ithal gaz ve petrole dayanmasını azaltarak enerji endüstrisinin dönüşümünü sağlamak. Centrica bu devrimin parçası olmak adına 1600 MW off-shore rüzgar kapasitesine ulaşmak gibi büyük planlara sahip. Ancak, bu planlar tehdit altında. Centrica off-shore yatırım masraflarının tırmanmasıyla (ekstra 6 milyar dolar) bu programını revize etme gerekliliğini getiriyor.

İngiltere’deki durumun benzeri Avrupa genelinde yaygın olarak görülüyor. Alman Eon ve ispanyol Iberdrola, yatırım hızını azaltacakları uyarısını yapıyor. Dolayısıyla, 3. endüstriyel devrim, bekleyecek gibi duruyor.

Finansal Krizin Direkt Yansımaları

Finansal kriz, yatırımları üç ana yönden vuracak gibi görünüyor:

1.Fon maliyeti artacak;

2.Benzin ve elektrik fiyatları düşecek;

3.Gelecek talebin beklentilerini geri çekecek.

Avrupa enerji firmalarının çoğu çok büyük ve genellikle hükümet destekli olduğundan, amerikan menşeili firmalara göre daha az kaos yaşıyor, ancak bu firmaları tamamen koruma altına almak mümkün değil.

2007 baharında, italyan Enel, Endesa’yı almak için 42.5 milyar euro topladı. Yüzde 85 fransız hükümetinin hissedarı olduğu EDF’in durumuna bakıldığında ise, nükleer jeneratör olan British Energy’nin satın alımı için 12.5 milyar sterlin tutarında kredi sendikasyonu yavaş gelişme gösteriyor. Diğer şirketlerin aksine, büyük kamu hizmetleri şirketleri para toplama olanağına sahip. Geçen ay, Centrica 2.2 milyar sterlin hisse senedi çıkarmış. Bazı enerji firmaları, EDF, GDF Suez, Eon, ENBW ve RWE tahvil finansına ağırlık verdi. Tüm büyük enerji firmaları, tedbirleri elden bırakmıyor ve bilançolarında sağlam figürlerle 2009’a girmeyi hedefliyor.

Finansmanı güvenlik altına almak belli bir bedelin karşılığında geliyor. Krediler ucuzken, kamu hizmetleri devlet tahvillerinin % 0.15 kadar az üzerindeydi. Iberdrola için geçen ay bu değer %3.5’e çıktı. Azalan talep karşısında ve düşen gaz ve elektrik fiyatları sonucunda, kapital maliyeti çıktıkça, gelecekteki kardan da beklenti düşüyor.

Çözüm İhtimalleri

Krizin bazı yönleri enerji şirketlerinin yararına olabilir. RWE’nin CEO’suna göre, bu düşüş sonucunda, hükümetler grupların yatırım planlarını  destekleyerek, istihdam yaratabilirler.

Enerji uzmanlarına göre, kriz büyük zorunlu şirketleri korumaya da yarayacak. Yarı ulusal kamu hizmeti veren özel şirket devleri, hükümetin yatırım stratejilerinden en büyük payı alacak. Bu durum da, rekabeti olumsuz yönde etkileyecek.

Ancak bir başka konu da Avrupa Birliği’nin enerji hedefleri: 2020 yılı itibarıyla, enerji randımanını %20 oranında arttırmak. Bu hedefe erişilmesi durumunda, hem masraflar, hem de karbon dioksit salınımı azalacak. Ve de en önemlisi, eğer bu çabalar başarıya ulaşırsa, bu kriz evresinde kaybolan talep bir daha geri gelmeyecek.

Türkiye’yi neler bekliyor?

Tüm dünyada enerji ve kamu hizmetlerini sarsan etkenler, Türkiye için de geçerli. Giderek küçülen kredi piyasası ve düşük petrol fiyatları, iki büyük riski kapımıza getiriyor: biri enerji projelerinin fonlama sorunu; diğeri ise, yenilenebilir doğa dostu enerji formüllerinin kriz döneminde durdurulması ve bu alanda yatırımların kesilmesi. Hükümetin planı, ulusal enerji ihtiyacının artmasıyla (yüzde 8 oranında), alternatif enerjilere yönelmenin gerekliliği üzerine. 2020 yılına kadar 120 milyar dolar düzeylerine varan nükleer, hidrokarbon ve yenilenebilir enerji alanında yatırım planları mevcut. Ancak, içinde bulunduğumuz ortamda, bu planların ne kadarının gerçekleşeceği şüpheli. Öncelikle, bugünkü ekonomik durgunluk ortamında, geleceğe yönelik yatırımlardan çok, günü kurtarmak ön planda.

Özellikle de, ucuzlayan petrol fiyatları göz önüne alınınca, alternatif enerji yatırımları çok daha riskli ve uzun döneme yönelik yatırımlar olarak algılanıyor. Alternatif enerji alanında alınan krediler, dolar veya euro bazında olduğundan, YTL’nin değer kaybetmesi sonucu, borçlanma kur kaybı ile daha da derinleşiyor. Bu kısa vade tablosu. Bir yandan da, enerji sektörünün ve Türkiye ekonomisinin yarını düşünülmeli. Eğer bu tür yatırımlar yurdumuzda yapılmazsa ve yerel enerji üretimi arttırılmazsa, yarın Türkiye’yi daha büyük sıkıntılar bekliyor. Kriz döneminden çıkıldığında ve enerji talebi arttığında, benzer politikalar dolayısıyla dünya genelinde azalan arz ile fiyatların yükselmesi ve tamamen ithal enerji kaynaklarına yönelinmesi, Türkiye’nin dış borcunu arttıracaktır.

Bu dönemin en akılcı politikalarla yönetilmesinin ve hem kısa, hem de uzun dönemdeki milli yararların dikkate alındığı bir strateji izlenmesinin Türkiye’nin geleceğine önemli etkileri olacaktır.

Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi