Çin'in Afrika Çıkarmasında Yanlışlar-Doğrular

Çin, ihtiyacı olan doğal kaynaklara nasıl ulaşıyor?

Çin, durdurak bilmeden büyüyen enerji talebini, Afrika ülkelerindeki petrol arzıyla tatmin etmeye çalışıyor. ABD Enerji Bilgi İdaresi verilerine göre, son 4 yıldaki petrol talebi ile Çin, Japonya’yı geride bırakıyor ve ABD’nin yakın takipçisi.

Çin'in Afrika Çıkarmasında Yanlışlar-Doğrular

Çin, ihtiyacı olan doğal kaynaklara nasıl ulaşıyor?

Çin, durdurak bilmeden büyüyen enerji talebini, Afrika ülkelerindeki petrol arzıyla tatmin etmeye çalışıyor. ABD Enerji Bilgi İdaresi verilerine göre, son 4 yıldaki petrol talebi ile Çin, Japonya’yı geride bırakıyor ve ABD’nin yakın takipçisi.

Çin, birkaç yıl içerisinde dünyanın en büyük kereste tüketicisi haline geldi. Çinko tüketiminde dünya talebinin %30’u, demir-çelik %27, kurşun %25, aluminyum %23, bakır %22 şeklinde devam ediyor. Çin 1.3 milyar nüfusunu sanayi devrimine itiyor, ancak elinde kömür dışında ne doğal kaynaklar var, ne de kolonileri.  Çin’in önündeki tek çıkar yol, doğal kaynakları zengin ülkelerle anlaşmak. Çin de, Afrika da bunu yapıyor. Mozambik’te kereste için ağaçları, Sudan’da petrolü, Zambiya’da bakır madenlerini, Zimbabve’de uranyumu, Kongo’dan kobaltı direkt yatırım yaparak alıyor.

Çin, bu doğal kaynaklara ulaşmak için altyapı çalışmalarını ihmal etmiyor: Angola’ya hızlı tren hattı döşüyor. Nijerya’ya uydu, kırsal Gana’ya telekomünikasyon ağı kuruyor. Hastaneler, su depoları, boruları, ray hatları, havaalanları, hoteller, futbol statları, parlamento binaları gibi birçok bina ve altyapı çalışması Çinliler tarafından doğal kaynaklara ulaşmak için inşa ediliyor. Küçük Lezoto’da  süpermarketlerin yarısından çoğu, Çinliler tarafından işletiliyor. Birçok Çinli fabrikaya ev sahipliği eden Mauritius’da Çince okul eğitim programına eklenmiş durumda.

Fast Company dergisi Haziran sayısında hazırladığı özel raporda, Çin’in Afrika’yı fethetmesine geniş yer veriyor. Çin şirketleri, petrol, bakır, kereste, doğal gaz, çinko, kobalt, demir gibi doğal kaynakları hızla ele geçiriyorlar.

Çin hükümeti 2006 yılını Afrika yılı ilan etmekle birlikte, Afrika’nın Çin için önemini vurgulamış oldu.

Çin Afrika’da ne yapıyor? Sömürgecilik mi? Yoksa, Afrika’nın yüzyılı yakalaması için fırsat mı?

Çin ve Afrika arasındaki ilişki nelere dayanıyor ?

Çin ve Afrika iki köklü Doğu toprağı.  Biri, ucuz insan gücü ile dünyanın en büyük üretici ekonomisi, diğeri ise yüzyıllardır doğal kaynaklarını sömürgeci devletlere satıp, yoksulluktan, hastalıklardan ve iç savaşlardan kendini kurtarmaya çalışıyor. Çin’in, üretimini hızla sürdürmek ve ekonomisini büyütmek için enerjiye ve doğal kaynaklara ihtiyacı var. Çin’in ihtiyacı, Afrika’da. Afrika ise, doğal zenginlikleri karşılığında, Çin’in ekonomik ve sosyal yardımlarına ihtiyaç duyuyor.  Birinde olan diğerinde yok, adeta arz-talep anlamında birbirlerini tamamlıyorlar.

2008 Olimpiyatları’nda Çin kendini, hızlı yükselen, akıl almaz bir hızla 300 milyon vatandaşını yoksulluk sınırından kurtaran, dev bir ekonomik güç olarak göstermek istiyor.

Çin, dünyanın 1 numaralı sahte ürün kaynağı, Afrika ise, bu ürünlerin ABD ve AB’ye geçiş noktası. Korsan piyasası Hindistan’dan sonra Çin şirketleri tarafından domine ediliyor. Rüşvet ise, Çin’de de Afrika’da olduğu gibi birçok kapıyı aralayan bir araç.  Dolayısıyla, Çin Afrika’da iş yapmakta Batı kadar zorlanmıyor.  Diğer sömürgeci devletlerin aksine Afrikalı liderlere saygıda kusur etmiyor, uyum sağlıyor ve gereğini yerine getiriyor.

İnsan hakları ihlalleri konusunda, çok da hassas olmayan Çin, Afrikalı liderlerle dostluluğunu pekiştirmek adına silah ticaretini de elden bırakmıyor. Böylece, petrol satın almanın da maliyetlerini düşürmüş oluyor. Üstelik Afrika’daki silah talebi, Çin’in silah ekipmanlarında büyümesi için de bir fırsat yaratıyor.

Çin-Afrika Dış İlişkileri

Çin’in dışişleri politikası ‘enerji kaynağı bulmak’ üzerine kurulu. Çin’deki üretim sektörünün tam gaz devam edebilmesi için, aluminyum, bakır, nikel, demir ve petrole çok büyük bir gereksinimi var.

11 Eylül sonrasında riskleri azaltmak amacıyla Çin, petrol ihtiyaçlarını karşılamak için Orta Doğu’dan uzaklaşıp Afrika’ya yönelmeyi tercih etmiş gibi görünüyor.

Çin ve Afrika ticaret ve ekonomik aktivite üzerine kurulu ilişkilerini son dönemde daha da sıkılaştırmış durumda. Amerika, Fransa ve İngiltere’nin yanında büyüyen Çin, Afrika’da hızlı ve emin adımlarla yükselişte.

Çin'in Afrika Çıkarmasında Yanlışlar-Doğrular

Afrika, Çin’in gözünde hem ucuz doğal kaynak cenneti, hem de direkt yatırım yapmak için fırsatlar merkezi. Örneğin, Çinli tekstil şirketlerinin Afrika’da şirket kurmasıyla Çin’e uygulanan birçok Amerikan veya Avrupa kotasını ortadan kaldırmış oluyorlar.

Çin aslında klasik bir kolonizasyon politikası uyguluyor. Avrupa, Japonya ve ABD’nin yapmış olduğu gibi, fakir ülkelere detaylı ve sömürücü ticaret anlaşmalarını yardımlarla birleştiriyor.  Japonya, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Güney Kore, Tayvan ve Çin’e Japon ürünleri için ihracat kredisini, Japon inşaatlarında kullanılmak üzere 5 milyar dolar savaş tazminatı olarak ödemişti.

Çin’in ulusal politikasının Afrika’yı son derece önemli bir yere koyduğu da, Çin’in 800 devlet kontrolündeki kurumunun Afrika’da faaliyet göstermesinden ve İthalat-İhracat Bankası’nın da Afrika’da 36 ülkede 300 projeye destek vermesinden anlaşılıyor.

Afrika, Çin’den ne tür artılar sağlıyor?

21. yy’da hızla yükselen Çin’in, geleceğin en büyük ekonomisi olacağını gören Afrika liderleri politik ve ekonomik nedenlerle bu büyük gücün yanında yer almak istiyorlar. Geçmişte, Batı’yla olan ilişkilerinde hep sömürülen taraf olurken, Çin ile daha eşit şartlarda masaya oturduklarını düşünüyorlar.

Çin’in Batı ülkelerinden en büyük farklarından biri de yardımlarını şartlı yapmaması. Bu da güven ilişkilerinin kurulmasında ve yatırım yollarının açılmasında Çin’e avantaj kazandırıyor. 2005’te ilk defa Afrika’daki ortalama büyüme 5.2’ye ulaştı, bunda Çin’in katkısı yatsınamaz. Altyapı çalışmaları (kanallar, su depoları, kanallar, yollar, demiryolları), medeniyet temelleri olan binaları (okullar, hastaneler, oteller, evler) inşaatı sayesinde, Afrika’nın gelişimini hızlandırıyor. Farklı kaynaklardan gelebilecek yatırımlar için kıtayı daha elverişli hale getiriyor. Salgın hastalıklarla mücadele etmek için, Çin’den doktorlar yardıma geliyor. Afrika’da yaşanan iç savaşları sonlandırmak için Çin UN barış gücüne 1500 askerini dahil ediyor.

Çin, Afrika’da ne yapıyor?

Sömürgecilik mi, Afrika’nın yüzyılı yakalamasında öncülük mü?

Çin-Afrika ticari ilişkileri iki tarafın elde ettikleri yararlar gözönüne alınınca daha da güçlenerek devam edeceğe benziyor. Evet, Çin Afrika’nın doğal kaynaklarını kendi ekonomisini güçlendirmek için kullanıyor. Afrika’daki ticareti ele geçiriyor ve kendi şirketlerine kazanç sağlıyor. Afrika’yı, silah pazarı olarak konumlandırıyor, sektörel talebi arttırıyor. Dünya ile ticaret yollarını Afrika üzerinden yönlendirerek çeşitli kotalardan muaf olabiliyor, korsan ticareti bu yolla arttırabiliyor. Çin, Afrika ile son derece karlı bir ticaret ilişkisini sürdürüyor.

Afrika, doğal kaynaklarına karşılık, yabancı sermaye ile hızla gelişiyor, yollar, binalar, kanallar, su depoları, rafineriler ve daha birçok ticari, ekonomik ve sosyal yatırım Afrika’ya gelmiş oluyor. Bu yardımların Afrika devletleri tarafından stratejik bir şekilde kullanılması, en iyi şekilde değerlenmesi ve yabancı yatırımların artması anlamında rekabet ortamına çevrilmesi çok önemli. Çin ile akıllı anlaşmalar yapmaları ve ikili ticaret ilişkilerinde kazan-kazan senaryosuyla ilerlemeleri, topraklarının geleceği anlamında öncelik oluşturmalı.  Topraklarını geliştirmek için, Çin modeli ile hızla yoksulluk düzeyinden kurtulmaları Afrika için bir fırsat oluşturabilir.

Çin-Afrika ticari ortaklıklarını artıya çevirmek, devletlerin akılcı politikalarına kalmış.

Yararlanılan kaynaklar: Council on Foreign Relations , Fast Company , Times Online