Tüm dünya küresel finansman krizi ile başlayan süreci konuşuyor, tartışıyor bugünlerde. Sürecin ne zamana, nereye kadar gidebileceği, zararlarının minimize edilebilmesi için yapılabilecekler, sonrasında beklenen gelişmeler merkezinde yoğunlaşmış durumda iş dünyası aktörleri. Genellikle bu süreçte maliyetleri azaltmaya, geri adım atmaya, küçülmeye odaklanmış durumda şirketler.

Küresel bazda oluşan ekonomik yavaşlama ve daralma, şirketleri bu yeni duruma uyumlanmaya zorlamakta. Ancak; kriz psikolojisi ile panik içinde geri adımlar atmak, maliyet azaltmaya çalışırken şirketin değerliliğini azaltacak uygulamalarda bulunmak, “kaş yaparken göz çıkartmak” sonucuna yol açabilir.

Daralma ve duruklama sürecini ayakta geçirebilmek, zorlaşan şartlara yenilmemek için bir takım tedbirler alınması kaçınılmaz bir zorunluluk elbette. Ancak; bunu yaparken ekonominin yoluna gireceği günlere ilişkin bir pılanlamanızın da olması gerek. Aksi halde krizi atlatabilir ama sonrasını yönetemeyebilirsiniz. Başarılı kriz yönetimi günü kurtarmaya yönelik anlık çözümler değil, kriz sonrasına dair senaryolara da hazırlanmaktan geçer. Kriz deneyimine sahip yönetici ve şirketler, krizin sonsuza dek sürmeyeceğini, kriz çıkışında güçlü, yenilenmiş olabilmenin en az kriz süresince yaşananlar kadar önem taşıdığını bilirler. Bu sonucu alabilmenin bilinen en geçerli yolu da Ar-Ge çalışmalarına yönelmek, zayıf noktaları desteklemek, iş yapma biçimlerinizi tadilata almaktan geçer bir anlamda.

Yeni bir şeyler için aranan zaman…

Ekonomik yavaşlama ve daralma dönemlerinde, zamanı ve piyasayı yakalamak için koşmaya harcanan enerjinin bir kısmı açığa çıkmakta.

İlk bakışta işlerin azalması açısından kötü bir gelişme olarak değerlendireceğimiz bu durum, açığa çıkan bu zaman ve enerjiyi doğru kullanarak kolaylıkla  olumlu bir yöne çevrilebilir. Gerek küreselleşmenin etkileri, gerekse rekabetin ve teknolojinin köşeye sıkıştırması sonucunda işlerini geliştirmeye, yeni bir ürünü/metodu geliştirmeye zaman bulmakta zorlanır hemen tüm şirketler. İşte genel anlamı ile felaket senaryolarına taşınan ekonomik yavaşlama dönemleri, hep aranan ama bir türlü bulunamayan bu zamanı ve enerjiyi sağlayabilir. Teknolojiye ve iş yapma biçimlerine yön veren, tarihte yer bulan en önemli buluş ve çalışmalar böylesi yavaşlama, mola dönemlerinde ortaya çıka gelmiştir belki de bu nedenle.

Kriz dönemlerinde paniğe kapılmak, küçülüp kabuğuna kapanmak yerine, krizin çıkışına yönelik senaryolar üzerinde çalışan, kendini yenileyen ve güçlendiren şirketler; bir hatta birkaç adım öne çıkacaklardır bu daralmanın bittiği noktada. Özetle, ekonominin ve işinizin yavaşladığı dönemler, küsüp hayıflanma zamanı değil, daha çok çalışma zamanıdır.

Krizin sizi yönetmesine, sürüklemesine izin vermez, kontrol ve yönetimi elinizde tutmaya devam ederseniz, “krizi fırsata dönüştürmek” diye efsaneleştirilen işi başarabilirsiniz.

Kaynak : Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi