Skip to main content
search

Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi

Zaman zaman hepimizin kurduğu bir cümle vardır; “film gibi”. Gerçek değilmiş gibi gözüken, inanmakta zorlandığımız olayları anlatmak için söyleyiveririz.

Sinema teknolojisinin yaklaşık “100” yıl gibi bir geçmişi var. Hemen her alanda olduğu üzere sinema alanında da teknoloji, düşünülenden, hatta hayal edilenden daha hızlı bir gelişim gösterdi. Önceleri daha çok eğlence dünyasının bir parçası olarak görülen, yalnız bu amaçla düşünülen sinema, zaman içinde yaşamın içinden bir şeyler taşımaya, onun bir parçası halini almaya başladı.

Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi

Zaman zaman hepimizin kurduğu bir cümle vardır; “film gibi”. Gerçek değilmiş gibi gözüken, inanmakta zorlandığımız olayları anlatmak için söyleyiveririz.

Sinema teknolojisinin yaklaşık “100” yıl gibi bir geçmişi var. Hemen her alanda olduğu üzere sinema alanında da teknoloji, düşünülenden, hatta hayal edilenden daha hızlı bir gelişim gösterdi. Önceleri daha çok eğlence dünyasının bir parçası olarak görülen, yalnız bu amaçla düşünülen sinema, zaman içinde yaşamın içinden bir şeyler taşımaya, onun bir parçası halini almaya başladı.

Hangisi gerçek? sorusunu sorduran HOLLYWOOD

Gerçek yaşamdan alıntı filmler, geleceğe dair öngörülere dayanan senaryolar… Dünya sinema kültürünün ve teknolojisinin merkez üssü ise, “Hollywood”. Bir zamanlar küçük bir kasaba iken, tüm dünyanın gözlerinin üzerine yöneldiği, sinema dendiğinde tartışmasız olarak akla ilk gelen yer Hollywood. Filmlerinde kullanılan teknolojiden senaryolara, yönetmenlerinden oyuncularına tüm sektöre model olan, herkesin bir parçası olabilmeyi hayal ettiği bir yapı günümüzde Hollywood ve onun sembolize ettiği film sektörü.

Kendini ve dünyayı yenilemek üzerine…

Pek çok örneği vardır, belirli dönemlerde başarı grafiği çok yükselen, herkesin gözlerini kamaştıran işler yapan birileri çıkar. Ya da bir yer gözünüze çarpmaya başlar, onunla özdeşleşen bir kavrama dayanarak. Ama zaman içinde o göz alıcılığını sürdüremez, kendinden vermeye ve azalmaya başlar.

Günün birinde de ya yoktur artık sizi etkileyen o başarılar, ya da kaynağı değişmiştir. İşte Hollywood’u farklı kılan şey, Hollywood’un esrarı da burada. Değerinden bir şeyler kaybetmek, ışığının sönükleşmesi bir yana; her geçen gün daha da yükselen, daha da parlayan bir film üssü olmayı ve öyle kalmayı başarıyor Hollywood. Bunun önemli nedenlerinden biri teknolojideki gelişim ve değişimse, bir başkası Hollywood’un bir çekim merkezi olması, en iyi senaristleri, yönetmenleri, oyuncuları kendine çekmeyi başarması geçen zamana karşın. Ses ve görüntü teknolojilerinde devrim yapan sektörün en yaratıcı isimlerinin Hollywood’u seçmesi, senaryoların cesareti ve riski içinde taşıması, devasa film bütçeleri ile inanılması güç projelerin çıkarılması gibi daha çok sayıda etken var elbet sinema sektörünün merkezini dimdik ve pırıl pırıl ayakta tutan.

Öyle filmler çekiliyor, öyle senaryolar hayata geçiriliyor ki Hollywood yapımcıları tarafından, film ile gerçeğin arasında gidip gelebiliyorsunuz sıkça. Bu böyle sürdükçe de, Hollywood üzerine konuşmaya, araştırmaya, Hollywood filmlerinde yaşamı aramaya devam edeceğiz gibi gözükmekte.

DBS

Leave a Reply