Skip to main content
search

Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi

Çin'in yanıbaşında, avuç içi kadar bir fason atölyesi...

Ülkelerin gelişimi, büyümesi üzerinde pek çok etken olduğundan söz edilebilir. Coğrafî konumları, hammadde kaynakları, üretim olanakları, nüfus yapıları ve daha pek çok farklı etken. Ortak olan ise, tüm ülkelerin daha güçlü bir ekonomiye sahip olmak, sürdürülebilir bir büyüme stratejisi geliştirebilmek istediğidir.

ABD’den Japonya’ya, AB ülkelerinden Kanada’ya pek çok gelişmiş ekonomi ülkesi var yeryüzünde. Bu ülkelerin hemen hepsi, belirli bir açıdan bir takım avantajlara sahiptirler. Yer altı kaynakları, teknolojik olanaklar, nüfüs yapısının uygunluğu şeklinde ortaya çıkan bu avantajlar; bu ülkeleri diğerlerinin arasında farklı kılar, dünya ekonomisine ve büyümesine yön vermelerini sağlar.

Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi

Çin'in yanıbaşında, avuç içi kadar bir fason atölyesi...

Ülkelerin gelişimi, büyümesi üzerinde pek çok etken olduğundan söz edilebilir. Coğrafî konumları, hammadde kaynakları, üretim olanakları, nüfus yapıları ve daha pek çok farklı etken. Ortak olan ise, tüm ülkelerin daha güçlü bir ekonomiye sahip olmak, sürdürülebilir bir büyüme stratejisi geliştirebilmek istediğidir.

ABD’den Japonya’ya, AB ülkelerinden Kanada’ya pek çok gelişmiş ekonomi ülkesi var yeryüzünde. Bu ülkelerin hemen hepsi, belirli bir açıdan bir takım avantajlara sahiptirler. Yer altı kaynakları, teknolojik olanaklar, nüfüs yapısının uygunluğu şeklinde ortaya çıkan bu avantajlar; bu ülkeleri diğerlerinin arasında farklı kılar, dünya ekonomisine ve büyümesine yön vermelerini sağlar.

Bütün bu büyük ve güçlü ülkelerin dışında bambaşka, küçücük bir ülke göze çarpmakta, her geçen gün dikkati daha da çekerek…. Kendisinden beklenmeyen ölçüde başarı ile büyüyen, küçücük alanında adeta bir büyüme ve ekonomi mucizesi yaratan bu ülke, dünyayı kasıp kavuran Çin ekonomisinin yanı başında yer alıyor üstelik. Pek çok ülkenin ve toplumun gıpta ettiği, kendisine günden güne daha fazla göçü çekmeye başlayan bu ülkenin adı Singapur.

Küçüldükçe büyümek daha mı kolay acaba?

Çok değil daha 45 yıl öncesine kadar sömürge durumunda olan, bundan 2 yıl sonrada bağımsızlığa kavuşan bir küçük ekonomi öyküsü Singapur. Çin’in, Tayvan’ın yanıbaşında pek dikkate alınmayan, dünyanın fason atölyesi olarak görülen bu ülke, kısa sayılabilecek bir sürede kendisinden beklenmeyen bir planlama ve performansla önemli bir çekim ve cazibe merkezi durumuna geldi.

İthal edilen ürünlerin gereken aşamalardan geçirilerek ihraç edilmesi merkezli bir büyüme başarısı söz konusu Singapur’un. Belki gerçekten de bir fason atölyesi gibi çalışıyor aslında. Ama, kendisine ekonomi devleri arasında yer bulması, her geçen gün daha çok insanın bulunmayı istediği bir yer olması; bir fason atölyesinden çok daha öteye taşımış durumda artık onu.

Çin'in yanıbaşında, avuç içi kadar bir fason atölyesi...

Özellikle üretim stratejilerinin doğru saptanması, başarılı bir turizm politikası uygulanması; Singapur’un pek çok gelişmekte olan ülkenin arasından hızla sıyrılıp farklı bir yere oturmasını beraberinde getirdi. Bu noktada en önemli virajlardan birini de, yanıbaşında patlayan Çin ekonomisinden zarar görmek bir yana, onu kendi yararına kullanarak aldı 4,5 milyon nüfüslu bu ada ülkesi. Biz “taaa” buralarda “taaa” oralardaki Çin ekonomisinden şikayet ederken, Çin mallarının istilasından dem vururken; Singapur, o rüzgârda sürüklenmek bir yana, yelkenlerini doldurmak için kullanıyor belki de o rüzgârı. Bu büyüme gelişme potansiyeli, ülkenin kabına sığamaması, gerek yerleşim, gerekse ofis alanı bakımından yeni birşeyler yapılması sonucuna yol açtı. Özellikle insan gücü gereksiniminin karşılanabilmesi için göçe yeşil ışık yakılması, önemli gelir kaynaklarından birinin turizm olması; ülkenin alan üretmek zorunda olması anlamına geliyor.

Bunun için yapay adalar oluşturmaktan, var olan alanı daha etkin kullanmaya dek (yer altına ya da gökyüzüne doğru büyüyen binalar gibi), hayranlık uyandıran çözümler üzerinde çalışıyor bu küçük mucizenin sahipleri. Biz bütün ülke ekonomisinin İstanbul’da toplanmasından, gelişmeyi tüm ülke coğrafyasına yayamamaktan şikayet edip, bir yandan da o İstanbul’u bile yönetemezken, Singapur’luların yaptıklarından alabileceğimiz dersler yok mudur sizce?

Gözüken o ki; bir ülkenin büyümesinin, gelişmesinin yollarının, uygulanacak yöntemlerin hepsi bir yana, aslolan, duruma uygun ekonomi politikaları geliştirmek, insan gücüne ve eğitime doğru ve etkin yatırımlar yapmak.

Avuç içi kadar bir yerde neler yapılabildiğine bakar mısınız???

DBS

Leave a Reply