Skip to main content
search

Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi

Alternatif tıp ve Türkiye

İnsan sağlığı, yaşam kalitesi açısından en önemli göstergelerden biri tartışmasız. Sağlıklı bir yaşam standardının varlığı ve ortalama yaşam süresinin uzunluğu; ülkelerin gelişmişlik ölçümlerinde önemli bir yer tutmakta. Bu bağlamda, modern tıp yöntem ve araçlarının yanında alternatif tıbbın olanakları da gerek AB ülkeleri, gerekse ABD toplumlarında her geçen gün kullanılır olmakta.

Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi

Alternatif tıp ve Türkiye

İnsan sağlığı, yaşam kalitesi açısından en önemli göstergelerden biri tartışmasız. Sağlıklı bir yaşam standardının varlığı ve ortalama yaşam süresinin uzunluğu; ülkelerin gelişmişlik ölçümlerinde önemli bir yer tutmakta. Bu bağlamda, modern tıp yöntem ve araçlarının yanında alternatif tıbbın olanakları da gerek AB ülkeleri, gerekse ABD toplumlarında her geçen gün kullanılır olmakta.

Kamu denetim ve kontrolü altında insanların hizmetine sunulan alternatif tıp olanakları, kişilerin yasal olmayan ve denetimsiz arayışlara gitmelerini doğal olarak engelliyor.

Alternatif tıp yöntemlerinden bazıları;

· Akupunktur,

· Osteopati (manipulasyonlara dayanan tedavi sistemi),

· Naturopati (iyileşmenin vücutta var olan tabi iyileştirici kuvvetlerin etkisine bağlı olduğu prensibine dayanan tedavi metodu)

. Homeopati (sağlıklı bir kişide hastalığı yaratacak maddelerden az dozlarda vererek sağlıksız bir kişide o hastalığı tedavi etme yöntemi),

. Kiropraktik (omurgaya masaj yapılarak sinir baskısından ileri gelen rahatsızlıkların giderilmesi),

. Nöral terapi (ağrı tedavisinde, kronik spazmodik ağrıları ortadan kaldırmak için, organdan uzak bir bölgeye prokain lokal olarak enjekte edilir)

olarak sıralanabilir.

İnsanın sağlık sorunlarından kurtulabilmek için her yolu denemeye olan eğilimi, çaresizlik ve çözümsüzlük psikolojisi, kontrol edilmeyen ve denetlenmeyen yöntemlere kaymalara yol açabiliyor zaman zaman.

Alternatif tıp ve Türkiye

Bu açıdan insanlık kadar eski diyebileceğimiz bu tedavi ve şifa tekniklerini tümden yok saymak yerine, ondan yararlanmanın yollarını aramak, modern tıbba destek sağlar duruma gelmesini sağlamak, dahası yasaklı olmaktan çıkararak denetlenebilir kılmak; gerek insan sağlığı, gerekse yanlış uygulamaların önlenmesi anlamına gelebilir. Ülkemizde henüz bu konuda etkin bir çalışma veya araştırma yapıldığından söz etmek güç. Oysa sağlık sorunlarına çözüm bulamayan bireyler, Hindistan’a kadar giderek çözüm aramaya, “bir umut” diye bir bilinmezliğe sürüklenmeye terk edilmemeli. Kökleri tarih kadar derine dayanan bu yöntem ve bilgi bütününün değerlendirilmesine, gerçek anlamda kullanılabilir olan parçalarının hayata geçirilmesine, birbirinin rakibi iki tıp sektörü yaratmak yerine, birbirine destek sağlayan bir yapılanma oluşturmaya gereksinim bulunmakta.

Türkiye’de sağlığa ayrılan yüzde 5’lik bütçenin yüzde 80’i ilaca gidiyor. Geriye kalan kaynakla sağlık hizmeti yürütülmeye çalışılıyor. Türkiye, son 4 yılda sağlık harcamalarında yarı yarıya artışlar olmasına karşılık Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkeleri arasında en az sağlık harcamasıyla Meksika’dan sonra ikinci sırada bulunuyor.

Alternatif tedavi yöntemlerinin çoğu, sağlık sigortası kapsamında değerlendirilmiyor. Bu da, ülkemizde bu sektörün gelişimini yavaşlatan etkenlerden biri. Modern tıp harcamalarımız bile dünya ortalamasının böylesine gerisindeyken, uzak doğu temelli alternatif tıp yöntemlerini kullanmak, belli bir gelir grubunun üzerindeki vatandaşlarımız  dışında zor görünüyor. Ama neyse ki, bizim de atalarımızdan miras şifalı otlarımız var. Sonuçta, her ne kadar unutulmaya yüz tutmuşsa ve sektör halini alamamışsa da, bizim de bildiğimiz ve uyguladığımız alternatif tedavi yöntemlerimiz mevcut.

Bütün bunların bize anlattığı ve düşündürmesi gereken; hiçbir şey alternatifsiz değildir yaşamda.

“Her durumda ve koşulda; bir çözüm, bir çıkış, bir umut sunar yaşam; bakmasını, bulmasını bilene…”

DBS

Leave a Reply