yanlisina goz yumdugunuz personeli isten atabilirmisiniz

Jérôme Kerviel’in adı ülkemizde pek duyulmamıştır ancak küresel finans piyasalarında oldukça ünlü bir isim. Kendisi bir Fransız banka çalışanı olarak finansal işlemler piyasasında en büyük sahteciliklerden birinin kahramanı. Kerviel davası aynı zamanda işçi-işveren ilişkilerinde alınan en ilginç ve tartışmalı mahkeme kararı olarak kurumsal hukuk literatüründe yerini almış durumda.

Kerviel’in ilginç vakası şöyle; finansal piyasalarda yaptığı tüm yasadışı işlemleri çalıştığı banka Société Générale’in bilgisi dâhilinde gerçekleştirmiş. Banka bu yasadışı alım satımlara kar edildiği sürece göz yummuş. Ta ki 2008 yılında işlerin kötü gitmesi ve Kerviel’in haksız yere işten çıkarılmasına kadar. Bu durumun üzerine Kerviel işvereni Société Générale’in aleyhine dava açmış. Dava sonucunda Fransız iş mahkemesinin verdiği karar, dünya genelinde şaşkınlıkla karşılanmış; bankanın kendisine 450.000 avro ödemesine karar verilmiş.

Kerviel Suçlu Mudur, Kahraman Mıdır?

2008 yılında patlak veren global ekonomik kriz sırasında Fransa’nın önde gelen bankalarından Société Générale’in büyük skandalını bir çoğunuz hatırlarsınız. Yatırım bankacılığı bölümünde, vadeli işlemler piyasasında yatırım danışmanı olarak çalışan Jérôme Kerviel yaptığı hayali işlemlerle bankayı 4,8 milyar Euro zarara uğratmış, suçunu kabul etmesinin ardından Banka’dan atılmıştır. Olayın adli makamlara intikali sonucu Kerviel, her ne kadar yaptığı işlemlerden Bankanın haberdar olduğunu iddia etse de, güveni kötüye kullanmak ve sahtecilik suçlarından 3 yıl hapse mahkum edilmiş; 5 ay hapis yatmasının ardından 2014 yılında elektronik kelepçe şartıyla salıverilmiştir.

Daha sonra dava beklenmedik bir boyut kazanmış ve Fransız kamu oyunun, bir “kahraman” veya “sahtekar” olduğu konusunda ikiye ayrıldığı Kerviel, 2008-2014 yılları arsında soruşturmasını yürüten bir polis görevlisinin beyanından da destek alarak açtığı tazminat davasında haklı bulunmuştur. Mahkeme kararına göre, Société Genarale kendisine 100.000 avro “haksız işten çıkarma” tazminatı ile 2007 ikramiyesi olan yaklaşık 300.000 avro ödemeye mahkum edilmiştir.

Kararın gerekçesi ise son derece ilginçtir: Mahkeme yargıcının ifadesiyle; “Société Générale, JérômeKerviel’in Ocak 2008 öncesindeki sahte işlemlerinden haberdar değilmiş gibi davranamaz. Kerviel’in işten atılması eylemlerinin değil, bu eylemlerinin yol açtığı sonuç nedeniyle gerçekleşmiştir.”

Böylece söz konusu karar Avrupa’da şu anda hararetle tartışılan bir kısım soruyu gündeme getirmiştir: Çalışanının hatalı veya yasa dışı işlemlerinden haberdar olup buna göz yuman işveren çalışanını haklı nedenle işten atabilir mi? Yasadışı işlemleri bilip göz yuman işveren suça ortaklık etmiş olmaz mı? İş mahkemesi yargıcı yasadışı uygulamalardan işverenin haberdar olması gerektiği, haberdar olamayacağı veya yanlışa göz yumup yummadığı konusunda takdir yetkisine sahip midir? Tüm bu süreç boyunca SociétéGénérale, Kerviel’in sahte işlemlerini maskeleyecek tedbirler alması nedeniyle durumdan haberdar olmadığını ileri sürmüştü. Ayrıca Kerviel ilk ifadelerinde bu maskeleme işlemini teyit edercesine, 2007 yılında sadece 4 gün izin yaptığını, hiç tatile çıkmayan işlemciden şüphelenilmesi gerektiğini belirtmişti.

Kararı skandal olarak niteleyen Société Générale avukatları konuyu temyize götüreceklerini ifade ettiler, süreç nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Fransa’daki işçi-işveren ilişkileri açısından önemli bir içtihat oluşması beklenmekte.

Türkiye’de Olsa Ne Olur?

  • Her iki ülkenin iş yasalarında işten çıkarmaya ilişkin hükümlerde bazı farklılıklar olsa da, sonuç olarak İLO standartlarının geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Cereyan ettiği ülkede hatta tüm Avrupa’da tartışma konusu olan olayın ülkemizde vuku bulması durumunda, yorumların ne olacağını uzman hukukçularımıza bırakmakla birlikte aşağıdaki birkaç hususa değinmek istiyoruz.İş kanunumuza göre işveren, ihbar süresini aşan sürelerle hapis cezası alan çalışanının hizmet akdini feshedebilir. Yukarıda sözü edilen olayda adı geçen Kerviel, işten atılmasına sebep gösterilen eylemlerinden ötürü ceza mahkemesince 3 yıl hapse mahkum edilmiştir; adı geçen ceza mahkemesi kararından önce işten çıkarılmasının bu durumu değiştirmeyeceği, aksine ceza kararının işvereni desteklediğini kabul etmek yerinde olacaktır.
  • Diğer bir husus, işveren Société Générale’in “sahte işlemlerden haberdar olup bilerek görmezden geldiğine” ilişkin açılmış ve karara bağlanmış bir ceza davası bulunmamaktadır. Kerviel’in tazminat ve bir yıllık ikramiyesini almasına karar veren iş mahkemesi yargıcının “Société Genarele’in bu çalışanının sahte işlemlerinden haberdar olması gerektiği şeklindeki” takdir hakkının Türkiye uygulamasında geçerli olması pek mümkün görünmemektedir. Çünkü söz konusu bankanın “haberdar” olması aynı zamanda göz yummayı ve bir anlamda suç ortaklığını da gündeme getirmektedir ki bu çok ciddi bir suçlamadır ve ancak bir ceza soruşturma ve kovuşturmasıyla (mahkeme kararı) kesinlik kazanması gerekir. Kanaatimizce iş mahkemesi yetkisini aşmıştır.

İşverenin Haklı Nedenle Fesih Halleri Nelerdir?

4857 Sayılı İş Kanununda “işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” 25.maddede sayılan hallerde olmak şartı ile belirlenmiştir. Kısaca değinecek olursak;

  • Sağlık sebepleri,
  • Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri,
  • Zorlayıcı sebepler,

Olmak üzere 3 ana başlıkta sıralanmıştır.

Özellikle vurgulamak istediğimiz husus ise işverenin haklı nedenle “derhal” fesih hakkı olarak Kanununda yer alan hususlar incelendiğinde birebir Fransa’daki örnek ile tam anlamı ile uyuşmasa bile 4857 sayılı Kanun madde 25’in 2.fıkrasının “e” bendi hükümleri doğrultusunda değerlendirildiği takdirde haklı neden ile fesih mümkün bulunmaktadır.

4857 Sayılı Kanun Madde 25-2/e bendi; “İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.”

Yukarıdaki madde hükümleri incelendiğinde;

İşverenin güveni kötüye kullanılmış, işverenin meslek sırları ortaya atılmış, hırsızlık yapılmış veyahut doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunulmuş olması gerekmektedir.

Fransa’daki örneğimizde ise, çalışanın konusu suç teşkil eden olayı işlemesinde, işverenin denetimi ve gözetimi altında yapılmış daha da ötesi çalışma süresi boyunca haksız kazanç sağlanan olayın tekrar edilmesine işveren tarafından göz yumulmuştur.

Fransız Ceza Yasasından bihaber olarak konuyu Ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde ise birebir aynı benzerlikte olmasa da aşağıdaki benzer kararı sizlerin takdirine ve yorumlarına bırakıyoruz.

Yargıtay 9. Hukuk dairesinin 2014/15058 Esas Numaralı 2015/15275 Karar Numaralı Davada ÖZETLE;

Özel Sağlık Hizmeti Sunucusu ile bir çalışanı arasında görülen davada; Çalışan Özel Sağlık Hizmeti Sunucusunun alet ve ekipmanlarını kullanarak vatandaşları fatura karşılığı olmadan sağlık hizmetinden faydalandırdığı ve Sağlık Hizmeti Sunucusun bu durumu tespit etmesi üzerine çalışanın iş sözleşmesinin haklı nedenle feshini gerçekleştirdiğini ve özellikle durumun ortaya çıkmaması adına çalışanın “istifa” ettiğini bu nedenle herhangi bir tazminat ve ödemenin işbu nedenlerle yapılmadığını savunmuş ise de;

Çalışan(davacı) kendisinin baskı ve zorla savunmasının alınmak istediğini, yeri geldiğinde hastane yönetiminin ve doktorların isteği ile bazı kayıtların yapılmadığını kendisinin istifa etmiş gibi gösterilmesi adına kendisine işyerinde mobbing uygulandığını beyan ederek İş Kanunundan doğan tazminat haklarını istemiştir.

Dava sonucu bilirkişi raporları ve tanık beyanları dinlenmiş ve Davalı taraf Özel Sağlık Hizmeti Sunucusu tarafından davacı taraf “çalışan/sözleşmesi fesih edilen” kişiye İş Kanundan doğan ücret ve tazminat haklarının ödenmesine karar verilmiştir.

Hem Fransa’daki hem de Ülkemizdeki olaylar tamamı ile birbirine benzemese de kısmen örtüşmektedir. Bu iki kararı da siz değerli okuyucularımızın yorumlarına bırakıyoruz.