24ock

Datassist’in katkılarıyla 24 Ocak 2017 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır

Günümüzün en yaygın psikolojik hastalıklarından biri de tükenmişlik sendromu. Çok yoğun çalışmak, şirket içi ve şirket dışı rekabetin önünde olmak, en iyi müşteri hizmetini vermek, en iyi marka olmak, vs.. Tüm bu “en”ler bizi kocaman bir stres volkanı haline getirir, kimimiz zaman zaman patlarız, kimimiz ise son noktaya kadar her şeyi kontrol altında tuttuğumuza inanır, hiç beklenmedik bir anda ruhsal ve fiziksel olarak çökeriz, dış dünyaya kendimizi kapar, parmağımızı oynatacak gücü kendimizde bulamaz hale geliriz.

Deliler gibi çalışıyor ancak bu tür sağlık sorunlarının asla başınıza gelmeyeceğini düşünüyorsanız tekrar düşünün. Eğer kendinize dikkat etmez, çılgın çalışma saatlerine devam eder, fiziksel ve ruhsal sağlığınızı hiçe sayarsanız, eninde sonunda sizin de başınıza benzer bir durum gelebilir. Nina Zippin’in entrepreneur.com için yazdığı yazısında Kronos Inc ve Future Workplace’nin Amerika genelinde 614 insan kaynakları yöneticisiyle gerçekleştirdiği ankete göre katılımcıların %95’i, tükenmişlik sendromunun, çalışan verimliliği, şirkete duydukları bağlılık ve motivasyon alanlarında yıkıcı etkilere sahip olduğuna işaret ediyor. Yöneticilerin %46’sı çalışanların yarısının şirketten ayrılma sebebini tükenmişlik sendromu yaşamalarına bağlamış. Peki, şirketler çalışanlarının sağlığını riske eden bu duruma karşı neler yapabilirler?

24ock

Datassist’in katkılarıyla 24 Ocak 2017 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır

Günümüzün en yaygın psikolojik hastalıklarından biri de tükenmişlik sendromu. Çok yoğun çalışmak, şirket içi ve şirket dışı rekabetin önünde olmak, en iyi müşteri hizmetini vermek, en iyi marka olmak, vs.. Tüm bu “en”ler bizi kocaman bir stres volkanı haline getirir, kimimiz zaman zaman patlarız, kimimiz ise son noktaya kadar her şeyi kontrol altında tuttuğumuza inanır, hiç beklenmedik bir anda ruhsal ve fiziksel olarak çökeriz, dış dünyaya kendimizi kapar, parmağımızı oynatacak gücü kendimizde bulamaz hale geliriz.

Deliler gibi çalışıyor ancak bu tür sağlık sorunlarının asla başınıza gelmeyeceğini düşünüyorsanız tekrar düşünün. Eğer kendinize dikkat etmez, çılgın çalışma saatlerine devam eder, fiziksel ve ruhsal sağlığınızı hiçe sayarsanız, eninde sonunda sizin de başınıza benzer bir durum gelebilir. Nina Zippin’in entrepreneur.com için yazdığı yazısında Kronos Inc ve Future Workplace’nin Amerika genelinde 614 insan kaynakları yöneticisiyle gerçekleştirdiği ankete göre katılımcıların %95’i, tükenmişlik sendromunun, çalışan verimliliği, şirkete duydukları bağlılık ve motivasyon alanlarında yıkıcı etkilere sahip olduğuna işaret ediyor. Yöneticilerin %46’sı çalışanların yarısının şirketten ayrılma sebebini tükenmişlik sendromu yaşamalarına bağlamış. Peki, şirketler çalışanlarının sağlığını riske eden bu duruma karşı neler yapabilirler?

Çalışmaya göre, çalışanların tükenmişlik sendromu yaşamasına sebep olan üç ana faktör var: düşük maaşlar, yapılabileceğin ötesinde iş yükü ve çok sayıda gece mesaisi… İK yöneticilerinin %29’u çalışanların işleriyle şirketin hedefleri arasında bağlantı kuramamalarını da tükenmişlik sendromuna katkıda bulunan faktörler arasında saymakta.

Bu işaretlere dikkat!
Hepimiz stresi iş hayatının doğal bir parçası olarak kabul etmiş durumdayız. Ne zaman dur demeliyiz? Hangi seviye stres ve yorgunluk tükenmişliğe yol açar?

Seattle bazlı SEO şirketi AudienceBloom’un kurucu CEO’su Jayson DeMers tükenmişlik sendromunun kapıda olduğunu işaret eden bu beş maddeye dikkat etmemiz gerektiğini savunuyor. Bu işaretleri girişimciler için kaleme almış ancak maddeler her profesyonel için geçerli.

1. İşe gitmek için herhangi bir istek veya heyecan duymuyorsunuz.
Hiç kimse her gün işe gitmekten heyecan duymayabilir ancak işinde iyi olanlar genelde işlerine gitmekten mutludur. Tabii ki inişler çıkışlar olacaktır ancak genel olarak kafalarında işleriyle ilgili olumlu bir imaj vardır.
Eğer sizin için durum tam tersine döndüyse, sabah uyanmakta ve iş için hazırlanmakta zorlanıyorsanız, bu ruh haliyle savaşın. İşinizde hoşunuza giden şeyler bulmaya çalışın. Hoşunuza gitmeyen işleri mümkünse delege edin, takımınızdan yardım alın. Kendiniz ve çevrenizdekilerle açık bir iletişim kurun.

Yazının tamamını yanda bulunan görsele tıklayarak ya da HRPozitif’i buradan ziyaret ederek okuyabilirsiniz.