Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi

İnsanlığın gelişiminde en önemli dönüm noktalarından biridir sanayi devrimi. Üretimin artırılması, belirli kurallara bağlanması, teknolojinin hayatımıza daha çok girmesi benzeri gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Daha verimli ve kaliteli sonuçlara ulaşılması, şirketlerin en önemli amacı olmuştur. Bu amaç doğrultusunda çalışanlarına belirlenen kuralları en doğru biçimde aktarabilen, bir anlamda onları belirlenen hedeflere ulaşılması için programlayan yöneticilerin başarı hikayeleri, iş yaşamının en üst basamaklarına taşınmıştır.

Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi

İnsanlığın gelişiminde en önemli dönüm noktalarından biridir sanayi devrimi. Üretimin artırılması, belirli kurallara bağlanması, teknolojinin hayatımıza daha çok girmesi benzeri gelişmeleri beraberinde getirmiştir. Daha verimli ve kaliteli sonuçlara ulaşılması, şirketlerin en önemli amacı olmuştur. Bu amaç doğrultusunda çalışanlarına belirlenen kuralları en doğru biçimde aktarabilen, bir anlamda onları belirlenen hedeflere ulaşılması için programlayan yöneticilerin başarı hikayeleri, iş yaşamının en üst basamaklarına taşınmıştır.

Yönetenlerin değil, paylaşanların başarısı

Sanayi devrimi ve onun yarattığı kültür ve yönetim biçimleri de her sistemin ve devrimin uğradığı akıbete uğramakta. Bilgi çağı diye tanımladığımız dönem, çalışanları salt üreten bireyler olarak görmenin ötesinde, bir bakış açısı gerektirmekte. Bu çağın başarılı olması muhtemel yöneticileri de, kurallar koyan, çalışanlarını otorite yolu ile yöneten değil, onları olayın bir parçası olarak gören, dahası onların da kendilerini böyle görmesini sağlayabilen yönetici modeli olarak değerlendirilmekte.

Talimat yerine güven verme zamanı

Her şey gibi çalışanların eğitim ve bilgi düzeyleri ile beklentileri de zaman içinde değişime uğramakta. Teknolojinin gelişmesine, bilgiye ulaşmanın kolaylaşmasına paralel olarak, düne oranla çok daha fazla sayıda insan yeni şeyler yaratabilir, yeni şeyler söyleyebilir durumda. Bu da; “ben ne diyorsam o” yöneticiliğinin sonu demek bir anlamda.

Kendini bu yeni duruma en hızlı ve başarılı biçimde adapte edebilen yöneticilere gereksinim var. Çalışanlarını verilen işleri yapmakla görevli objeler olarak görmek, onların yeni şeyler söyleyen şirketlere kaymasına yol açabilecektir. Düşüncelerine önem verilmesini, kendini ifade edebilmeyi, başarısı için çabaladığı projenin bir parçası olarak hissetmeyi bekliyor çünkü artık onlar. Klasik emir komuta zincirleri, talimatlar, sınırlandırılmış alanlar yolu ile çalışanlarınızı verimli kılmak, onları motive etmek pek mümkün gözükmüyor 21. yüzyılda.

“Şirketin stratejileri, yönetiliş biçimi, politikaları konusunda belki de çok işinize yarayan bir önerisi vardır ofis boyunuzun kimbilir?”…