Ekonomik büyümede yavaşlama, üretimde azalma, kamu harcamalarında artış ve iş gücünde daralma… Bütün bunlar ekonomik krizin sonuçları değil, önümüzdeki senelerde ekonomileri tehdit edecek ‘yaşlanan nüfus krizi’nin getireceği problemler.

Devletler, artan emeklilik ve sağlık harcamalarını çalışanlardan yüksek vergilerle karşılamaya çalışırken, emeklilik yaşlarının yükselmesi, sağlık sigortalarının kapsamının daralması kaçınılmaz hale gelecek. Makroekonomik teoriye göre, yaşlı nüfusu fazla olan ekonomiler, genç nüfusu fazla olan ekonomilere göre, yavaş büyüme gösterir. Daha fazla insan emekli olur, daha az kişi emekli olanların yerini alır, işgücü azalır, üretim düşer. Bu küresel yaşlanma ile gelişmiş ülkeler bugünden yüzleşmeli ve gerekli sosyo-ekonomik önlemleri alarak yarınlarını korumalılar.

Gelişmiş ülkelerde bilim, teknoloji ve tıbbın ilerlemesiyle insanlar daha uzun yaşıyor. İyi beslendikleri ve spor yaptıkları için kendilerine iyi bakıyor, çalışma ve günlük aktivitelerini bir arada sürdürmekten geri kalmıyorlar. Diğer yandan, kadınlar daha az doğum yapmakta. 1970’lerin dünyasında her kadın ortalama 4,3 çocuk yaparken, bugün bu 2,6’ya düştü, gelişmiş ülkelerde ise bu oran sadece 1,6. II. Dünya Savaşı’ndan sonra, azalan nüfusu çoğaltmak üzere, hükümetler bebek yapmayı destekleyen politikalar izlediler. Amerika’da “baby boomers” adı verilen bu nesille 1945 ve sonrasındaki 20 yılda Amerikan nüfusu 80 milyon çoğaldı. Bugünün Amerikasının yaratıcıları olan baby boomers bugün emeklilik yaşına geldi ve bu nesil için hükümetin yaptığı emeklilik ve sağlık sosyal sigorta ödemeleri, kamu harcamalarının önemli bir kalemini oluşturmakta.

Yaşlanan Nüfusla ilgili Dünya Istatistikleri

IMF’ten Giuseppe Carone ve Declan Costello’nun 2006’da yaptığı tahminlere göre, 2050 itibarıyla her emekliye dört ila iki çalışan düşecek. Brookings Institution’dan analist William Frey, Avrupa’da yaş ortalamasının, 2003 yılında 37.7 iken, 2050 yılında 52.3 yaşına ulaşacağı, Amerika’da ise ortalamının 35.4 olacağı tahmin ediyor. Bu yaş ortalama tahminleri doğruysa önümüzdeki 40 yılda Avrupa’nın üretim hızı radikal bir şekilde düşecek.

yarını gençler değil, yaşlılar belirleyecek

Avusturya’nın Sosyal İlişkiler Bakanı 2006 yılında yaptığı bir açıklamada 2010’da 55-64 yaş aralığının 15-24 yaş aralığını geçeceğini tahmin ettiğini belirtti. Dünya Bankası’nın tahminlerine göre, G20 ülkelerinde, bugün yaşadığımız finansal krizin 2050 yılına kadar sürecek etkileri, yaşlanan nüfus krizinin etkilerinin sadece %10’unu oluşturacak.

Sadece Amerika ve Avrupa değil, Asya’nın gelişmiş ülkeleri Japonya başta olmak üzere Güney Kore ve Tayvan da hızla yaşlanmakta. Çin, hızla büyüyen nüfusunu dengelemek için 1979 yılından bu yana “tek çocuk” politikasını uygulamakta. Çin 30 yaş ortalamasıyla halen göreceli olarak genç bir nüfusa sahip, ancak tahminler 2050’de yaş ortalamasının 45’i geçeceği yönünde.

Japonya dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip. Nüfusunun beşte biri 65 yaşın üzerinde, her üç çalışana bir emekli düşüyor. Yoksul ülkelerde ise, yetersiz sağlık ve beslenme koşulları, AIDS, sıtma gibi bulaşıcı hastalıkların yaygınlığı hala yaşlı nüfusun artmasını engelliyor.

Yaşlanan Nüfusun Şirketlere ve Ekonomiye Çift Taraflı Etkisi

Yaşlanan nüfus, bugün genç nüfusla dengeli oranda. Mevcut nüfus yapısı, özellikle gelişmiş ülkelerde ekonomiyi şimdilik olumlu yönde etki etmekte.

Kriz döneminde 50 yaş üzerindeki nüfus, satın alma gücü sebebiyle önemli bir hedef pazar oluşturmakta. New York Times’da yayınlanan bir makaleye göre ekonomik kriz döneminde pazarlama ürün ve servislerine en büyük talep, 50 yaş üzeri tüketicilerden gelmiştir.

Internet üzerinden oyuncak satan ebeanstalk.com şirketi 10 müşteriden 4’ünün anneanne-dedelerden oluştuğunu belirtiyor. Bu tüketici trendini gözlemleyen sadece küçük çaplı mağazalar veya sanal dükkanlar değil, Chrysler, Kraft, L’Oreal, Procter&Gamble gibi dünya devleri de sadece Amerika’da 78 milyon kişiyi kapsayan 45-63 yaş arasındaki baby-boomer’ları hedeflemekte. Uluslararası şirketler bu yaş grubuna hem içerde, hem de dışarda önem verilmesi gerektiğinin farkına varmaktalar. Yaşlı nüfusun ihtiyaç duyduğu ürünler söz konusu olunca, akla ilk tıbbi malzemeler, ilaçlar, özel beslenme ürünleri gelmekle beraber, bu yaş grubunda oldukça sağlıklı ve yaşam dolu, sadece yaşam kalitelerini yükseltmek için ufak desteklere ihtiyaç duyan bir grup da var. Dolayısıyla, ihtiyaçları ve tercihleri her sektörü etkileyecek güçte. Bugün 45-65 yaş aralığındaki profesyoneller, ulusal ve uluslararası şirketlerin hızla büyümesine ve teknolojik gelişmelerin inanılmaz bir hızla iş yapma tarzını değiştirmesine bilfiil şahit oldular. Uzun seneler aynı şirkete farklı konumlarda hizmet ederek konusunda eksper düzeyde bilgi ve deneyim sahibiler. Bu yüzden emekliliklerine kadar bilgi ve deneyimlerini yeni nesillere aktarmaları ve hatta daha sonra danışman olarak şirkete yön vermeleri, şirkete faydalı olacaktır.

Araştırmacılar, Yaşlıların İhtiyaçlarını Anlamaya Çalışıyor

Massachusetts Institute of Technology’de kurulan AgeLab adındaki laboratuvarda 10 yıldır yaşlamanın etkilerini ve yaşlanmayı anlamak üzere araştırmalar sürdürülüyor. Age Gain Now Empathy System (AGNES) adında bir tulumu giyerek 20’li 30’lu yaşlardaki araştırmacılar, 70 yaşında nasıl hissedeceklerini deneyimleme şansını buluyor. Böylece, 70 yaşındakiler ne tür ürünlere ihtiyaç duyar, ürünlerde nelere dikkat etmek gerekir gibi sorulara kendi kendilerine cevap buluyorlar.

AgeLab’in kurucusu Joseph Coughlin’ın amacı yaşlılara yönelik ürün ve servisler konusunda şirketlere yardımcı olmak. Demografik tahminler doğrultusunda, gelecekteki yaşam tarzını yaşlılar belirleyecek onların kullanacağı ürünler, yararlanacağı hizmetler en büyük pazara sahip olacak. Tabi şirketler, eğer ürünleri sadece yaşlılara yönelikmiş gibi lanse ederse, büyük bir riske girebilirler. Ne gençler tercih eder, ne de yaşlılar mecbur olmadıkça kullanır. Coughlin, laboratuvardaki çalışmaların önceliğinin her yaş grubuna hitap edebilecek kolay kullanımlı ürünler geliştirmek olduğunu vurguluyor.

1999’dan bu yana sigorta şirketleri, yemek üreticileri ve otomotiv firmaları, laboratuvarın araştırmasına milyon dolarlar yatırdılar. Laboratuvardaki kırmızı Volkswagen Beetle üzerinde bulunan dijital teknoloji ürünü araçlar nedeniyle yaklaşık 1 milyon dolar değerinde ve dünyanın en pahalı arabası. Bilgisayarlı yol simülasyonu, sürücünün kalbini ve nefes sıklığını ölçen elektrotlar, göz hareketlerini takip eden kameralar gibi pahalı yeni teknolojiler test edilmekte. AgeLab’in çalışmaları sadece arabalarla değil. Süpermarketlerde akıllı kartlar sayesinde tıbbi kayıtlar tutulacak ve alınan ürünler eğer alışveriş yapanın sağlığına zararlıysa uyarı verecek.

Japonya’da Yaşlılığa Robotlu Çözüm

Tokyo’nun doğusunda Tsukube bilim şehrinde Cyberdyne, ‘Hal’ adında bir robot üzerinde çalışmakta. Şirketin kurucusu Yoshiyuki Sankai’nın amacı insanlara yardım eden hayatlarını kolaylaştıran robotlar yapmak. Japon hükümeti hızla yaşlanan nüfusun getirdiği sağlık ve ekonomik sorunlarla mücadele etmek için umudunu robotlara çevirdi. Ekonomik düşüşe boyun eğmek veya ülkeyi göçe açmak yerine, robotlardan oluşan bir çalışan ordusu yaratmak gibi bir hayalleri var.

Japon hükümetinin yayınladığı rapora göre, 2025 itibarıyla 65 yaş üzerindekiler nüfusun %30’una ulaşacak. Gençlerin sayısı azaldıkça, yaşlı ve özürlülere bakım da zorlaşacak. Toyota ve Honda, humanoid asistan robotlar için belli bir bütçe ayırmakta. Uluslararası ticaret şirketleri Sumitomo ve Fuji Heavy Industries’in markası otomobil üreticisi Subaru, otomobil temizleme robotu satacak. Cyberdyne ise, insan vücuduna eklenerek destek gerektiren bölgeye güç veren robotlar üretmekte. Beyaz plastik bir tabakadan oluşan ‘Hal’, eklem yerlerine yerleştirilen motorlar ile tüm bacağı veya kolu sararak ekstra güç sağlıyor. Cyberdyne kaza geçirenlere rehabilitasyon sağlayan, hastayı yataktan kaldırmak gibi ağır işleri yapan robotlar yapmak hedefinde. Teknolojisi halen gelişmekte olmakla beraber Hal, geçen aylarda Japonya’da piyasaya çıkmış. 5 yıllık kiralama şartıyla, aylık kirası yaklaşık 1750 dolar.

Yaşlanan Çalışana Uygun Çalışma Ortamı

‘Welcoming Workplace’ 21. yy’ın bilgi ekonomisinde yaşlanan iş gücü için optimum tasarımı yaratmayı amaçlayan bir araştırma çalışması. Emeklilik yaşlarının yükselmesiyle, 2020’de Avrupalıların hatırı sayılır bir kısmı bilgi işçilerinden oluşan 50 yaş üzeri bir grup olacak. Deneyimleri ve ekspertizleri beraber çalıştıkları yeni nesiller için örnek oluşturacak. Sayıları gitgide artan bu deneyimli bilgi işçileri için daha konforlu bir çalışma ortamı yaratmak, onların daha konsantre ve verimli çalışmalarını mümkün kılacaktır. Rahat ve verimli bir çalışma ortamı yaratmak amacıyla yola çıkan Welcoming Workplace araştırması “Yaşlanan çalışanların ergonomik ve psiko-sosyal ihtiyaçları nelerdir ve ofis tasarımıyla bu ihtiyaçlar nasıl giderilir?” sorularına cevap arıyor. Nasıl bir alan, hangi materyeller ve teknoloji çalışanların üretimine ve sağlığına katkıda bulunur? Japonya, Avustralya ve İngiltere’nin içinde olduğu üç farklı ülkede ve ilaç, teknoloji ve finans sektörlerinin incelendiği Welcoming Workplace çalışmasının yazarı Mimar Dr. John Smith’in amacı, 50 yaş üzerindeki bilgi işçilerinin iş ortamındaki ihtiyaçlarını gidermek üzere tasarımlar yaratmaları için mimar ve tasarımcılara rehber oluşturmak. Raporda yaşlılığın sonucu görme, duyma, fiziksel ergonomi, algılama ve genel sağlık alanlarında zayıflayan fonksiyonları akıllı tasarımlarla hafifletmeyi amaçlamakta. Ayrıca alanların çalışanların tercihlerine göre, açık çalışma alanları, konsantre olmayı kolaylaştıran sessiz alanlar ve yoğun iş temposunda nefes almak için düzenlenen dinlenme alanları olarak ayrılmasında yarar görmekteler. Çalışma sonuçlarına göre, yaşı ilerleyen çalışanlar özellikle sessiz alanları tercih etmekte.

Microsoft’tan Yaşlılara Yönelik E-Hizmetler

Microsoft, dünyada ilk defa biri Çin biri İngiltere’de olmak üzere iki merkezde yaşlılara yönelik e-hizmetleri piyasaya sürdü. Pekin’in banliyösü olan Sun City dünyanın en büyük yaşlı bakım merkezi. 405 km2 alan üzerine kurulan Sun City yaşlı bakım merkezinde 7 bin yaşlıya farklı düzeylerde bakım hizmeti verilmekte.

Hem hastanelerde, hem de geleneksel Çin tıbbı ile tedavi veren merkezlerde kişiselleştirilmiş birebir bakım desteği verilmekte. Sun City Microsoft’un e-hizmet teknolojilerini kullanarak masraflarını kısmayı ve bakım hizmetlerini geliştirmeyi hedefliyor. İngiltere Medway’de de Microsoft e-hizmet ile binlerce hastaya kişiye özel ve hastanın kendi kontrol edebildiği sosyal bakım hizmeti sağlanmaya başlandı. Microsoft’un Sağlık ve Sosyal Hizmetler Direktörü Bruce Greenstein, Microsoft’un ‘Vatandaş Platformu’ dahilinde, hükümetlerin daralan sağlık bütçelerine karşın vatandaşlarına en iyi ve esnek sağlık hizmetini, maliyet etkin bir şekilde vermesini amaçladıklarını belirtiyor. İngiltere’de yaşlı bakım hizmetleri bireyin daha fazla söz sahibi olduğu ve kendi ihtiyaçlarını kendi saptadığı bir modele doğru gitmekte.

Önümüzdeki yıllarda 50 yaş üzeri insanlar çalışma hayatında aktif varlıklarını sürdürürken, ofis yaşamına dair kararlarda olduğu gibi, müşteri olarak satın alma tercihleriyle her sektörde ürün gamını ve servis tarzını belirleyen konumda olacaklar. İster ofis dekorasyonu ya da bilgisayar programı olsun, ister ağrıları gideren ağrı kesici ilaçlar veya eklemlere destek veren robotlar olsun, geleceğe yatırım yapmak için şirketlerin gözü, yaşlanan nüfusun ihtiyaçlarında olacak.