İş ilişkileri sözlü ve yazılı iletişime dayanıyor. Tarafların birbirine verdiği sözler, mutabık kalınan şartlar yazılı olarak somut anlaşmalarla kalıcılığını sağlıyor.

Çalışanların iş verenleriyle, şirketlerin müşterileriyle, işe alımcıların adaylarıyla görüşmelerinde iletişimi sadece konuşmalar, sloganlar, raporlar ve testler oluşturmuyor. İki tarafın birebir görüşmelerinde birbirlerini anlamaları, güven duymaları ve iş ilişkisini geliştirmeleri için sözlerin ötesinde vücut dilinin anlattıkları büyük önem taşıyor.

10 saniyeden az süreden oluşturulan ilk izlenim, ilerleyen dakikalarda vücut dili ve sözlerle birleşerek kişilerin birbirleriyle ilgili genel izlenimler oluşturmasını sağlıyor. Kimi uzmanlar iletişimin %93’ünün sözel olmayan iletişime dayalı olduğunu savunmakta. Göz teması, duruş, oturuş, mimikler, el ve ayak hareketleri vücut dilinin sözcüklerini oluşturmakta. Bu sessiz sözcükler bizlere çoğu zaman daha çok şey söylüyor, kelimelerin açık açık ifade edemediğini olduğu gibi ortaya koyuyor.

Vücut dilinin önemini ve işe alımdaki rolünü Exelect İşe Alım’ın Genel Müdürü Jale Bengiler ile görüştük. Bengiler, yaklaşık 20 yıldır iletişimin farklı alanlarında bulunmuş. Sekiz yıldır insan kaynakları sektöründe, üç yıla yakındır da Exelect İşe Alım’da görev yapıyor. Exelect İşe Alım, sektör ve poziyon ayrımı yapmaksızın hizmet veren bir şirket. İçinde bulunulan dönemde ağırlıklı olarak, satış kadroları, mühendisler ve orta düzey yöneticilere yönelik arayışları var.

DY: İnsanları tanımada ve anlamada kimi zaman sözlerden daha efektif kabul edilen vücut dili birebir insan ile uğraşan işe alım sektöründe nasıl bir rol oynuyor?

JB: Exelect farklı bir işe alım teknolojisi kullanıyor, bu teknolojinin en büyük özelliği Performia test sistemi burada zaten adayı henüz görmeden, CV sindeki kalıplaşmış bir takım kriterlerle adaylarımızı harcamıyoruz, yalnızca …. okuldan mezun değil diye Ya da yaşı kriterin altında, üstünde diye CV leri elemiyoruz. Gerçekten üreten, performansı yüksek kişileri buluyoruz bu testlerle. Bu yüzden mülakat yaptığımız adaylar belli bir elemeden geçmiş adaylar. Görüşme içinde bir tekniğimiz var. Olduğu gibi görünen kişilere hiç sözümüz yok, bunun dışındaki kişileri tespit etmenin en güzel yolu ve Exelect in bu konudaki ilkesi şu; Dinleme, BAK ve GÖR  Bu demek değil ki adayımızı dinlemiyoruz ama bakmayı ve gözlem yapmayı hiç aklımızdan çıkarmıyoruz.

Sözcükler çoğu zaman, bedensel ifadeden daha kontrollü kullanılıyor. Aday, mülakat sırasında sözlü anlatımlarda tutarlı ve etkileyici olmaya odaklanmışken, bunu aynı anda vücut diliyle desteklemesi zor oluyor ve açıklar genelde burada ortaya çıkıyor. Neden-sonuç ilişkilerini iyi kurarak sözlü anlatımlarda bir şeyleri saklamak ya da yanlı olarak ifade etmek mümkünken, bir bakış, bir duruş, bütün bu çabaya gölge düşürebiliyor ve mülakatı yapan uzmana “evet, işte bu konuyu irdelemelisin” şeklinde gizli bir mesaj verebiliyor.

DY: Vücut dilini incelemek aday değerlendirmelerinizde ne gibi faydalar sağlıyor?

JB: Adayın çok belirgin hareketleri varsa, öncelikle bunun kaynağını ortaya çıkarmak durumundayız. Öylesine yapılmış hareketler mi, kişiliğini yansıtan hareketler mi?

Eğer kişiliğini yansıtan hareketlerse, sözlü anlatımlarını destekler nitelikte mi? Buna bakıyoruz.

Şöyle bir örnek verebilirim. Gündelik hayatta, otururken bacağını sallayan kişilere sıkça rastlarız. Bu basit bir alışkanlık ya da bir asabiyet belirtisi olabilir. Hizmet sektöründe görev yapacak, hele ki müşteri ile iletişim halinde olacak bir kişi için bu tür hareketler, bir alışkanlığın sonucu dahi olsa, yüz yüze iletişimde karşı tarafça sabırsızlık ve asabiyet belirtisi olarak algılanabilir. Bu noktada dikkatli olmak gerekir. Aday karşınıza geldi oturdu. Bacağını tempolu olarak sallıyor, siz de bunu fark ettiniz. Kendisini sözlü olarak ifade ederken, sabırlı, sakin, hoşgörülü olduğuna ilişkin anlatımlarda bulundu. Bu kişinin kendisi için iddia ettiklerini daha fazla irdelemelisiniz. Özellikle stres altında nasıl hareket ettiğini ciddi olarak sorgulamalısınız. Çünkü, beden dili size sinyal veriyor. Bu sinyali görmezden gelmemelisiniz.

Sözlü iletişimi vücut diliyle desteklenmeyen adaylar, mülakatlarda soru işareti yaratıyor

Aslında beden dilimiz, sürekli sinyaller veriyor çevreye. Bu iletişimin bir parçası zaten. İşe alımlarda algılarımızın her zaman açık olması ve gelen hiçbir sinyali yok saymamamız gerekiyor. Bir bakış, bir duruş, hatta nefes alışverişin seyrindeki bir değişiklik bile bize çok şey ifade edebiliyor.

Bildiğiniz gibi çoğunlukla adaylar, hangi soruya nasıl cevap verecekleri, nasıl davranacakları konusunda bilgilenmiş vaziyetteler. Aday zaten nasıl oturacağını, kalkacağını, nasıl el sıkacağını biliyor. Bu durumda bir anlamda aday belli bir rolü oynuyorsa bunu farketmeniz zor olabilir. Bu noktada adayın bu kontrolü yapmadığı bir anı bulmak mantıklı olacaktır. Adayın hiç beklemediği bir soru sorduğunuzda bir an başvuru yapan gerçek kişiyi görebilirsiniz.

DY: Görüşmelerinizde vücut dilini değerlendirerek adayı olumlu veya olumsuz bulduğunuz oldu mu? Birkaç örnek verebilir misiniz?

Bana şöyle baktı, kolunu şuraya dayadı, ayağını böyle salladı, başını şöyle kaşıdı, diyerek bir aday için olumsuz demeyiz, demedik de. Ama bunlardan dolayı, adayın kişiliğini ve verdiği bilgileri daha fazla sorguladığımız çok oldu.

Kendini yeterince tanımaması, pozisyonu doğru algılamaması gibi çeşitli sebeplerle, bazen adaylar da o iş için uygun olduğunu düşünüp, kendisini bu doğrultuda lanse etmeye çalışıyor. Bu noktada, adayın aslında o işte var olması durumunda yaşayabileceklerini gösterip, beden dilinin bize verdiği ipuçlarından yola çıkarak verdiğimiz örnek olaylar sonrasında adayın “Evet bu iş benim için uygun değilmiş” söylediği çok oldu. Özellikle genç arkadaşlarda bu tür örnekleri daha çok yaşadık.

Telefonla satış yapılacak bir pozisyon, diyelim. Ağırlıklı genç arkadaşlarımız başvuruyorlar. Satış konusunda deneyimli olma şartı aranmayabiliyor ama satış yapabilirliğinin çok iyi sorgulanması gerekiyor. Aday, geliyor görüşmeye. Belli, çok istiyor bu işi. “Yapmadım ama yaparım” diyor. Peki, diyorsunuz, görüşmeye başlıyorsunuz, görüyorsunuz ki, göz teması yok. Diyebilirsiniz ki, telefonla satış, ne gerek var göz temasına. Ama bu karşıya güven verebilir olmanın bir işareti. Telefonda dahi olsa, satış yapacaksanız, bu güveni karşınızdakine verebilmelisiniz. Nasıl vereceksiniz, konuşmanızla, ses tonunuzla, vurgunuzla. Bunu yaparken de oturuşunuz dahi çok önemli. Başınız öne eğik, omuzlarınız düşmüş bir şekilde oturuyorsanız, o güven verici ses nasıl çıkacak sizden? Karşınızda böyle bir aday varsa sorgulamanız gereken noktalar daha da öne çıkmış oluyor. Böylece başlıyorsunuz simülasyon yapmaya. Satın almaya kolay ikna olmayacak bir müşteri profili çizdiğinizde zaten aday kendisi vazgeçiyor ve “Ben böyle düşünmemiştim, sanırım yapamayacağım” diyor.

Burada siz adaydan önce adayı tanımak durumundasınız. Hatta daha ileri gidip, onun kendisini tanıması için köprü olmalısınız. Çünkü bilinçlenmiş bir aday, bir sonraki başvurularını daha sağlıklı yapacaktır. Bu da bir misyon olarak görülmeli işe alım uzmanları tarafından bence.

DY: Biraz vücut dilinin temellerinden bahseder misiniz? İnsan duygu ve düşüncelerini istemdışı bir şekilde nasıl dışarıya yansıtıyor? Hangi hareketler ne gibi anlamlara gelebiliyor?

JB: Zaman zaman bilinçli, zaman zaman bilinçsiz olabiliyor vücut dilinin verdiği mesajlar.

Sözlü anlatımın bulunmadığı ya da yeterli olmadığı zamanlarda bilinçli bir vücut dili kullanımı ortaya çıkıyor. Mesajı veren, alanın doğru anlayabilmesi üzerine kurguluyor hareketlerini. İnsanın var oluşundan bu yana iletişimde kullanılan bir araç vücut dili. Bazen üçüncü bir kişinin anlamaması için iki kişi arasında kullanılabiliyor. Kaşlar kalkıyor, baş bir yerleri işaret ediyor, surat asılıyor…

İstem dışı vücut dili anlatımları da var elbette. Mülakatlarda bize ipucu veren anlatımlar da bunlar zaten. Saklanmaya çalışılan bir duygu ya da durum oluştuğunda ya da sözlü ifadeye başvurulmaktan sakınıldığında, içten gelen bilinçsiz bir dışavurum olarak görülebilirler.

Beden dili ve olası anlamlarına yönelik ilk etapta akla gelen birkaç örnek ise:

Bedensel ifade                                    Olası anlamı  

Göz teması                                          İlgi

Gözlüklerin takılması                           Diyalogda ilginç bir noktaya gelindi

Gözlüklerin çıkarılması                         Açıklığa kavuşturulması gereken bir durum var

Kavuşturulmuş kollar                           Tehdit hissetme/hissettirme, sıkılma, red

Ayakla ya da elle tempo tutulması        Sinirlilik, sıkıntı

Kağıt ve kalemin toplanması                 Uzayan görüşme, görüşmeyi bitirme isteği

Sandalyenin geriye itilmesi                    Olumsuzluk, konudan ya da ortamdan uzaklaşma

Sandalyenin öne doğru çekilmesi           İlgi

Küçük farklılıklarla, verilen mesajda da değişiklik olabiliyor bu arada. Örneğin; başını iki elinin arasına alma ve gözünü aşağıya dikme, sıkılmanın işareti olarak algılanır. Ama bu arada ellerinin arasındaki başını, gövdesinin üst kısmıyla birlikte iki yana da sallıyorsa, o zaman pişmanlık, üzüntü içerisindedir kişi.

Sözlü iletişimi vücut diliyle desteklenmeyen adaylar, mülakatlarda soru işareti yaratıyor

Çenesini tutan bir kişi, ciddi düşünceler içerisindedir ya da muhakeme yapıyordur. O an ciddi bir şey anlatmaya kalkışmayın, sizi dikkatle dinleyemeyecektir.

Başı hafifçe yana eğilmiş kişi anlatılanlara ilgi gösteriyor, demektir. Bu anı iyi değerlendirin.

Exelect’in kendine özgü bir listesi de var tabi, örneğin adayın konuşma sırasında gözlerinin bakış alanı bizim için önemli. Fakat, bu patentli bir bilgi olduğundan, konuyu örnekler arasında sayamıyorum.

DY: Görüşmelerde adayların sözleriyle vücut dilleri birbiriyle paralel değilse, nasıl bir yol izliyorsunuz?

JB: Bu durumda adayın hangi ifadesinin gerçek olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Beden dili ile ifade ettikleri mi, yoksa sözle ifade ettikleri mi gerçek?

Daha önce de belirtmeye çalıştığım gibi, adayın beden dilinde gerçek düşünce ya da duyguları değil de, alışkanlıkları öne çıkıyorsa, o zaman sözlerine yöneliyoruz.

Diğer taraftan, çok açık karşılıkları olan bedensel mesajlar verebiliyor. Mesela sürekli bacağını sallıyorsa, dinlerken dişlerini kenetliyor ve çenesini hareket ettiriyorsa vs., ki bunlar gerginlik, sinirlilik ifadeleridir, buna rağmen çok mutlu, huzurlu, kendiyle ve çevresiyle barışık olduğunu söylüyorsa, sözlerine yeterince güvenmeyip, beden dili ile ifade ettiklerini sorguluyoruz.

DY: Vücut dilini geliştirmek mümkün mü? Nasıl?

JB: Bilinçli anlatımlar için vücut dilini geliştirmek, karşınızdakine hangi mesajları nasıl verebileceğinizi öğrenip uygulamak mümkün. Ama bilinçsiz anlatımlarda, kişinin verdiği mesajları çok iyi irdelemesi ya da çevresi tarafından uyarılması, bunun sonucunda da ifadesini değiştirmek için çabalaması lazım. Bu da aşırı bir kontrol gerekiyor. Çok çok zor.

DY: Sizce adayın vücut dilini öğrenmesi, kontrol etmesi ve karşısındakinin vücut dilini algılaması başarılı görüşmeler yapmaya katkı sağlar mı?

JB: Görüşmeci ve adayın profesyonelliklerine bağlı bir durum bu. İş görüşmelerinde neler yapılması, nasıl davranılması gerektiğine ilişkin yazılanları okumuş, bunu da uygulayan; daha güçlü tokalaşan, görüşme sırasında gözümüzün içine bakarak konuşan, kelimelerini özenli seçen, giyim kuşamına çok özen gösteren, görüşme sırasında not alan vs. adaylara rastlıyoruz. Ama bu görüşmeyici etkileme amacıyla mı yapılıyor, adayın tarzının bir parçası mı, genelde anlaşılıyor. Beş yıllık iş tecrübesine sahip bir aday, hayatı boyunca kaç iş görüşme yapmıştır? Beş yıllık deneyimli bir görüşmeci kaç mülakat gerçekleştirmiştir? Herkes kendi tahminini yapsın. Rakamlar değişebilir ama sonuç değişmez. Görüşmecinin mülakat sayısı ve deneyimleri, bu konuda adayın önünde olmasını sağlayacaktır.

DY: Görüşmelerde vücut dilini yerinde kullanarak iyi izlenim verebilmek için adaylara ne gibi tavsiyeleriniz olabilir?

JB: Olduğunuz gibi olun. Mülakatta kimse size “iyi” ya da “kötü” diye yaklaşmaz, unutmayın. Görüşmecinin amacı sizi yargılamak değil, sizi tanımaktır. Hedefi de, şirkete doğru ve verimli adayı yönlendirmenin yanı sıra, adayı da onun için gerçekten uygun olacak bir işe yönlendirmektir. Kendinizi saklarsanız, belki o işe siz alınabilirsiniz ama sizin için asıl olan o işe sahip olmak değil, size uygun olacak bir işe sahip olmaktır. Kendinizi olduğunuzdan farklı göstermek yerine kendinizi iyi yönde geliştirmek ve açık yürekli olmak en iyisi. Herkesin kusurları vardır, sizinle mülakat yapan kişi dahil, kusursuz insan yoktur.

Kendinizi ifade ederken de, yazılanları, öğütlenenleri değil, hissettiklerini öne çıkarın. İşi gerçekten istiyorsanız, kendinize ve başaracağınıza olan inancınızı sözle ve mimiklerinizle, bakışlarınızla, duruşunuzla açıkça ifade edin. Siz, siz olun yeter.

Kaynak: Datassist / Değişim Yelpazesi, Dünya Gazetesi