Çin ve hindistan'a türk yatırımcı çıkartması

Çin ve Hindistan, dünyanın en hızlı büyüyen iki dev ekonomisi. 2008 yılı verilerine göre, Çin; son 25 yılda her yıl yüzde 10’un üzerinde GSYIH büyümesi yakalayan, toplam satın alma gücü paritesine göre de Amerika’dan sonra dünyanın en büyük 2. ekonomisi.  Hindistan ise; aynı kritere göre 4. sırada yer alıyor.

1980’lere kadar iki ekonomi de kapalı, devlet şirketlerinin üretim yaptığı, korumacı politikaların hakim olduğu yapıdalar.  1980’lerde başlayıp, 1990 ve 2000’lerde hız kazanan reformlarla iki ülke ekonomisi de yabancı yatırıma açılıyor ve hızla büyümeye başlıyorlar. Büyüme hızları, milyar mertebesinde nüfusları, ucuz işgücü ve spesifik alanlardaki uzmanlıkları (Üretimde Çin, Hizmette Hindistan) ile, dünyanın yatırım mıknatısları haline geldiler. Bu mıknatısların çekim alanına ilk Batı dünyası girdi. Hükümetlerin yabancı yatırımlara uyguladığı kısıtlamalara karşın yerli ortaklar aracılığıyla üretime başladılar. Zamanla ucuz işgücü, gelişmiş uzmanlık alanları ve Asya pazarına yakınlık ile kazandıkları lojistik avantajını hızla karlılığa dönüştürdüler.

Bugün yabancı sermayeli şirketler Çin’in dış ticaretinin yüzde 60’ını oluşturuyor. Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne 16 yıl süren müzakereler sonucunda 2001’de katılmasıyla beraber, ticarete yönelik yabancı yatırım kısıtlamaları kaldırıldı veya azaltıldı. Hindistan ise, bilişim, otomotiv yan sanayii, kimya, tekstil ve ilaç endüstrisi ile mücevher sektöründe başı çekmektedir. Yabancı yatırım serbestliğine yönelik 2005’te getirilen kanunlarla, yüzde 100 yabancı sermayeli şirketlerin Hint pazarına girmesi mümkün oldu. Endüstriyel reformlar sayesinde, kimi sektörlerde uygulanan lisans alma zorunluluğu azaltıldı, şirket büyümelerine getirilen kısıtlamalar kaldırıldı ve yabancı teknolojiye izin verildi. Mart 2005’te inşaat sektörü de yabancı yatırımlara açıldı: konut, işyeri, otel, okul, ticaret ve kamu binalarının yapımı ve yol, köprü gibi altyapı çalışmaları yabancı şirketlerce de yürütülmeye başlandı. Hindistan’a akan yabancı yatırım 2006/07 döneminde 19.5 milyar dolara, 2007/08’de 24 milyar dolara ulaştı, 2008/09’da 35 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Peki, batılı yatırımcıların yıllar önce keşfettiği bu hızla büyüyen iki ekonomide Türk firmaları nasıl varlık gösteriyor? Hangi Türk şirketleri hangi sektörlerde faaliyet gösteriyor? Çin ve Hindistan’da şirketlere başarı getiren faktörler neler?

Çin-Türkiye Ekonomik İlişkilerinde Politik Adımlar

Dış Ekonomik İlişkiler Kurumu (DEIK) ve Türk Çin İş Konseyi tarafından 7 Temmuz 2009’da İstanbul’da gerçekleştirilen Türkiye-Çin İş Forumu, Çin’den 23 firmanın katılımıyla gerçekleşti. Forumda, 56 milyon dolar tutarında 6 ayrı anlaşma imzalandı. Bu anlaşmalar kapsamında, Zhejiang eyaleti ile ticaret ve işbirliğinin canlanması hedeflenmiş ve özel çelik, hidroelektrik santrali ve madencilik alanlarında Türk-Çin ortaklıklarının temelleri atılmıştır.

23-29 Haziran tarihlerinde, Cumhurbaşkanı Gül’ün Çin’i ziyaretiyle önü açılan ekonomik ilişkiler Çinli iş adamlarının iş ilişkilerini geliştirmek için geldiği iş forumuyla daha da güçlendi. Haziran ayında, Cumhurbaşkanı Gül Çin’i ziyaretinde Türkiye’nin Çin’i, Çin’in de Türkiye’yi keşfetmemiş olduğunu, her iki ülkenin de çıkarları açısından ekonomik işbirliğinin avantajlı olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Gül, ziyaret amacının ekonomik ilişkilere ivme kazandırmak olduğunu belirtiyor. Çin’in Türkiye’deki yatırımı sadece 60 milyon dolarken, dünyanın diğer ülkelerinde 60 milyar dolara yakın yatırım yapması ilişkilerin yüzeyde kaldığının bir göstergesi.

Çin’e Yatırım Yapan Türk Şirketleri

Arçelik, geçen yıl temmuz ayında, ‘Changzhou Casa-Shinco’ şirketinin hisselerinin tamamını 60 milyon Çin Yuanı (yaklaşık 8 milyon dolar) karşılığında satın aldı ve çamaşır makinesi üretim şirketini BEKO markası altında konumlandırdı.

Sabancı Holding’e bağlı Kordsa Global, Kasım 2006 itibarıyla Çin’de faaliyet gösteren ABD kökenli Invista Group’a bağlı, IQNE Qingdao Nylon Enterprise’ın yüzde 99,5’ini satın almak için anlaşmaya vardı. Lastik üretimini tamamen Endonezya, Tayland ve Çin’de bulunan tesislere kaydırmayı planlıyor. Kordsa şirket alımlarıyla Uzak Doğu’da inorganik büyüme hedefinde.

Şişecam Topluluğu, 1988’de Hong Kong’da satış yaparak Çin pazarına girmiş, 2003 yılında Şanghay Serbest Bölgesi’nde “Şişecam Shanghai Trading Company” adı altında yatırım yapmıştır.

ENKA’ya bağlı Çimtaş ise 2002’de Şanghay’ın güneyinde Ningbo’da yüzde 100 Türk sermayeli ‘Çimtaş Ningbo’yu kurdu. Aralık 2002 sonunda üretime geçen fabrika, Ocak 2003 tarihinde ihracata başladı.

”Silk & Cashmere” markasıyla tanınan Fabeks Dış Ticaret, 20 yılı aşkın süredir Çin’de. 1993’te fabrika kurarak kaşmir kumaşının anavatanı sayılan Çin’in İç Moğolistan bölgesinde ipek ve kaşmir üretimine başlamıştır. Firma, ABD ve Avrupa dahil birçok farklı pazara ihracat yapmakta ve dünya çapında 27 mağazada satış yapmaktadır.

Akman Holding bünyesindeki Ersu Meyve Suyu ve Gıda Sanayi, Çinli SDIC şirketiyle ortak olarak 2000’de Çin pazarına girdikten sonar, 2002’de bu ortaklığı sonlandırmıştır. Akman Holding diğer firması Golden Meyve Suyu ve Gıda Sanayi ile Çin’in önde gelen

üreticilerinden Yantai Legend Beverage and Food Co.Ltd. ile 2004’te yeni bir ortaklığa girmiştir.

Kimya, ilaç, gıda ve maden sektöründe kullanılan polipropilen (FIBC) çuval üreticisi Ünsa Ambalaj, Çin’in Hangzhou kentinde bir fabrika kurmuştur. Gene FIBC üretimi yapan Sunjüt’ün Changzhou’da üretim ve dağıtım tesisleri bulunmaktadır.

Vestel, Hong Kong faaliyetlerine 2000’de başlamış, 4 kişilik bir satınalma takımıyla çalışmaktadır. Ofisin amacı, Çin’deki ihaleleri takip etmek, yeni kaynaklar geliştirmek ve sektörler ile ilgili bilgi toplamak ve raporlamaktır.

Garanti Bankası ve İş Bankası’nın Çin’de temsilcilikleri bulunmaktadır.

Goldaş ve Atasay’ın Çin’de yerli ortaklar üzerinden satışları bulunmaktadır.

Aksa Grubu, Çin Changzhou şehrindeki fabrikasıyla 2007’den beri dizel jeneratör üretimi yapıyor. Eylül 2008 itibarıyla, 7 bin’in üzerinde jeneratör Çin’de üretilmiş ve Orta Doğu, Avrupa ve Asya-Pasifik’e ihraç edilmiştir.

Türkiye’nin ileri gelen ortopedik protez cihaz üreticilerinden Hipokrat A.Ş., 2 ana ürünüyle Çin pazarına girmiş, Nisan 2005’te pazarlama ve satış aktivitelerine başlamıştır. Türkiye’den Çin’e ihracat hacmi 3 milyon doların üzerindedir.

Zorlu Tekstil standart ürünlerde Çin’deki üreticilerle çalışarak uluslararası piyasalarda rekabet avantajını korumayı hedeflemektedir. Firmanın Şanghay’da pazar araştırması ve kısıtlı satış yapan bir ofisi bulunmaktadır. Ayrıca, Zorlu Dış Ticaret; Çin, Hindistan ve Pakistan’da satınalma ofisleri açarak uluslararası faaliyetlerine hız vermektedir.

Hindistan-Türkiye İlişkileri Yakınlaşıyor

Türkiye-Hindistan ilişkileri gerçek potansiyelinin altında devam ediyor, ancak, ilişkilerin güçlenmesi, iki ülke arasında ticaretin artması, karşılıklı direkt yatırımların yaygınlaşması için devlet adamları diplomatik ilişkileri sağlamlaştırıp, ticaret imkanlarının önünü açmaya çalışıyor. Mart 2008’de Bakan Tüzmen işadamlarıyla Yeni Delhi’de gerçekleştirdiği temaslarda, Türkiye–Hindistan arasındaki ticaret hacminin 2 yılda 6,8 milyar dolara çıkarılmasını hedef koydu. Diğer yandan, Hindistan Construction ve Varun Earthtech Limited şirketlerini temsil eden Hintli iş adamları Türkiye’de yatırım yapmak ve Türk firmalarının inşaat alanında ekspertizinden yararlanmak için Türk ortak arıyorlar.

Yatırım ve ticaret ilişkilerini teşvik etmek ve prosedürleri kolaylaştırmak için iki ülke  arasında ticaret anlaşmaları da imzaladılar. İkili Yatırımı Teşvik ve Koruma anlaşması, Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması, Bilim ve Teknoloji ve Bilgisayar Yazılımında İşbirliği anlaşması bunlara örnek. Ayrıca, Hindistan Bilimsel ve Sanayi Araştırmalar

Konseyi (CSIR) ile Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) arasında ve ayrıca Hindistan Ticareti Geliştirme Milli Merkezi (NCTP) ile İhracatı Geliştirme Merkezi (İGEME) arasında da Mutabakat Zabıtları kurumlar arası diyalog ve ortak projeleri destekler nitelikte.

Türkiye ve Hindistan arasında turizmi geliştirmek için Türk Havayolları, Delhi ve İstanbul arası direkt uçuşlara yeniden başladı. Hindistan’ın bilişim sektöründeki öncülüğü Türk piyasasında bilinmesine karşın, Hindistan’ın Türk piyasasındaki rolü, eğitimle kısıtlı olarak kaldı. Özellikle Türkiye’deki niş pazarlara odaklanarak Hint şirketlerinin Türk bilişim sektöründe güçlü bir yer edinmeleri mümkün. Ayrıca, ilaç sektöründe Ar-Ge çalışmalarında ileri olan Hindistan ile Türk üretim kapasitesinin birleştirilmesi başarılı ortaklıklara zemin hazırlayabilir. Türkiye ve Hindistan’da iş yapma kültürü birbirine benzer: yüz yüze yapılan görüşmeler kağıt üzerinde yapılan anlaşmalardan daha büyük önem taşıyor ve iş ilişkileri herşeyden önce güvene dayanıyor. Hindistan’ın Orta Asya’ya ve Avrupa’ya açılması için, Türkiye’yle ortaklığı stratejik.

Hindistan’a Yatırım Yapan Türk Şirketleri

Türk havaalanı yer hizmetleri alanında faaliyet gösteren Çelebi A.Ş., Hindistan’ın 2. büyük havaalanı olan Yeni Delhi Indra Gandhi Uluslararası  Havaalanında bir kargo terminali çalıştırmak için yeni bir ihale kazandı. 25 yıl kargo terminali yönetimini sürdüreceği Delhi havaalanı 430 bin ton/yıl kargo trafiği kapasitesinde. Ayrıca, Mumbai/Bombay yer hizmetleri ihalesini de kazanan Çelebi A.Ş., Hindistan’daki ilk hizmetini British Airways’e verdi.

Türk kablosuz teknolojiler şirketi Airties, kurulum ünitelerini satmak üzere, Hintli şirket Smart Digivision ile ortak Hint pazarına girdi. Airties, broadband bağlantı üzerinden internet protokolü kullanarak dijital tv servisi veya IPTV (internet protocol televizyonu) sağlayan kurulum ünitelerini ihraç eden ilk Türk şirketi. Bu sistemi geliştirmek için 2 sene süresince her yıl 2 milyon dolar yatırım yaparak dünya devleri ile rekabet edecek düzeye geldi. Airties CEO’su Bülent Çelebi, Hint piyasasının hızlı büyüme potansiyelini göz önüne alarak, Çelebi’nin bir yıl içinde 200 bin kullanıcıya ve 110 milyon televizyon kullanıcısına servis vermeyi hedeflemekte. Henüz Türkiye’de lanse edilmemiş olan IPTV servisi, TTnet tarafından Airties kurulum üniteleri ve modemleri kullanılarak gerçekleşecek. 220 milyon hane ile 1,2 milyar nüfuslu bir hedef kitleye, en uygun abonelik fiyatını en uygun şartlarla satmak için yarışan birçok şirket var. Sadece 110 milyon televizyon kullanıcısı varken, 300 milyon mobil telefon ve 6 milyon da broadband kullanıcısı olması Hindistan’da internet TV kullanımının yaygınlaşması için zemin oluşturuyor.

Otomotiv devlerine yedek parça üreten Farplas, Hindistan’da Pinnacle Industries ile ortaklık kurarak, ülkedeki en büyük ticari araç şirketi oldu. Hindistan ve Türkiye’de kurulan fabrikalarda tasarım kontrolü, test ve analiz çalışmaları gerçekleştirilecek. Hindistan’da Pinnacle Industries ile devam etmekle beraber, yeni fabrika yatırımları için Farplas, krizin bitmesini bekliyor.

Egeli kumaş üreticisi Söktaş, Hindistan’ın Maharashtra eyaletinin Kolhapur kentinde bölgesel pazar için üretim yapmak üzere Söktaş India’yı üretime açtı. 2008 sonu itibarıyla, Hindistan’a yapılan yatırım 45 milyon dolar tutarında, 4-5 yılda 83 milyon dolar yatırım yapılması planlanıyor. 5 yıl içinde yılda 12 milyon kumaş üretimine ulaşması da hedefleniyor.  100 bin m2 arazide 30 bin m2 kapalı alana sahip, Söktaş India 500 kişiyi istihdam ediyor. Söktaş bu yatırıma yüzde 11,8 hissesinin sahibi IFC-Dünya Bankası’yla birlikte girdi. Dünyada birçok ülkeye gömlek kumaşı ihraç eden Söktaş’in üretim kapasitesini arttırabilmesi ve Asya’ya açılabimesi için lojistik kolaylık açısından Hint pazarı büyük avantaj taşıyor.

Türkiye’nin en büyük ilaç üreticilerinden Abdi İbrahim, Strides Arcolab ile Hindistan’da  ortaklık kurdu. Bu yüzde 50/50 ortaklık sayesinde, Strides tarafından üretilen ilaçlar Abdi İbrahim’in satış yaptığı Türk pazarı ve Orta Doğu, Rusya ve Afrika ülkelerinin bir kısmını içine alan pazarda Strides ürünleri satılırken, Strides’ın satış yaptığı bölgelerde ise, Abdi İbrahim ürünleri satılacak. Merkezi Hindistan’da olmasına rağmen, Strides Hint pazarında herhangi bir satış-pazarlama faaliyetinde bulunmuyor, ancak, Strides’ın uluslararası platformda pek çok ortaklıkları mevcut. UNICEF gibi büyük uluslararası organizasyonlara ilaç temin ediyor. Ayrıca, Almanya’da Sandoz ve Stada, Avustralya’da Sigma, Japonya’da Sorm, Amerika ve İngiltere’de Perrigo ile başarılı ortaklıkları var.

Karel Elektronik, Hindistan Savunma Bakanlığının 2 bin adet askeri saha santrali ihalesinde son dört firma arasına girdi.

STFA İnşaat Grubu, Hindistan’ın önemli inşaat şirketlerinden Gammon India Ltd. ile yaptığı yüzde 50/50 ortaklıkla Uzakdoğu pazarlarına açıldı. 100 bin dolarlık yeni şirketin adı “STFA Piling India” oldu. Bu ortaklıkla Hindistan’daki ilk Türk müteahhiti olan STFA, Hindistan’ı üs olarak kullanıp, komşu ülkelerdeki pazarlara bu şirket kanalıyla girmeyi planlıyor.

Çin ve Hindistan Pazarında Firmaları Başarıya Taşıyan Faktörler

Denetim, vergi, kurumsal finansman ve yönetim danışmanlığı alanlarında hizmet sunan uluslararası bir firma olan Deloitte, Çin ve Hindistan pazarlarına girmek isteyen firmalara hem ihracat, hem de üretim merkezi anlamında giriş stratejileri belirliyor.

Deloitte Danışmanlık Türkiye ofisinden Kıdemli Müdür Güneş Süsler, Çin ve Hindistan pazarlarında şirketleri başarıya taşıyan kriterleri değerlendirirken, pazar dinamiklerini iyi bilmek, doğru ürün/hizmet oluşturmak ve insan gücünün etkin yönetiminin önemini vurguluyor:

“Çin ve Hindistan pazarlarında başarılı olan uluslararası firmaları incelediğimizde bir kaç kritik başarı faktörünün ön plana çıktığını görüyoruz. Başarılı firmalar, entegre bir bakış açısıyla, marka konumlandırması, kanal stratejileri geliştirilmesi, Çin ve Hindistan pazarlarına özgü ürün ve hizmet portföyü oluşturulması ve bu pazarlardaki risklerin ve insan gücünün iyi yönetilmesine odaklanmakta.

Öncelikle, Çin ve Hindistan sadece birer ülke olarak değerlendirilmemeli. Her iki ülkede de bölgeler arasında alt yapı, kültür, tüketici ihtiyaç ve beğenileri, alım gücü, mevzuat ve vergi uygulamaları açısından ciddi farklar mevcut. Bu durum, Türk firmaları için farklı bölgelerin yarattığı fırsat ve zorlukların analiz edilmesi ve bölgesel stratejiler geliştirilmesi anlamına geliyor.

Diğer yandan, ülkelerdeki bir takım değişikliklerin iyi analiz edilmesi gerekiyor. Örneğin, Çinli firmalar global birer marka olmayı hedeflemekte. Bu da Çinli firmaların sadece ucuz üretim üzerine strateji kurmamaları anlamına geliyor. Dolayısıyla, Çin’deki rekabet ortamı değişmekte. Rekabet fiyat üzerinden değil, farklılaştırılmış marka konumlandırması, pazarlama stratejileri ve lokal pazarlara özgü ürün stratejileri üzerinden gerçekleşecek. Bir bakıma, Çinli firmalar globalleşirken, Çin pazarında faaliyet gösteren uluslararası firmalar ise Çinlileşmek durumunda.

Bu doğrultuda, Türk firmalarının pazar, farklı bölgeler, kanal yapısı, rekabet, tüketici ve müşteri segmentleri hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmaları önem taşımakta. Lokal pazarlama, satış ve AR-GE organizasyonu oluşturarak pazarı iyi tanımak, kanal ortaklarını yönetmek ve pazara özgü ürün geliştirmek mümkün olacaktır.

Çin ve Hindistan pazarlarının aynı zamanda üretim ve global tedarik merkezi olarak değerlendirilmelerini önermekteyiz. Her iki ülke de bu konuda fırsat sunmakta. Diğer yandan, Çin’in giderek servis sektörüne odaklanması, Hindistan’ın ise özellikle kaliteli ve ucuz işçilik avantajını kullanarak üretim merkezi olmak yolunda ilerleyeceğini düşünüyoruz.

Çeşitli şekillerde (örneğin, endüstriyel parklar, ekonomik zonlar, vb.) ve bölgelerde sunulan farklı teşvik mekanizmalarının ve ulusal ve bölgesel vergi ve mevzuat uygulamalarının detaylı bir şekilde anlaşılması ve lokasyon seçiminin bu doğrultuda yapılmasını önermekteyiz.

Tabi, tedarik zinciri stratejilerinin de altyapısal limitasyonlar ve gerek tedarik, gerekse de dağıtım anlamında oldukça fragmante olan yapının göz önünde bulundurulması suretiyle belirlenmesi diğer bir başarı faktörü.

Yetkin yerel yönetici sayısı konusunda sıkıntı yaşanan bu pazarlarda, yetenek yönetimi de kritik önem taşımakta. Yerel çalışanların ihtiyaç ve motivasyonlarının iyi anlaşılması ve bu doğrultuda stratejiler geliştirilmesi gerekmekte.”