Değişim Yelpazesi Yazıları, Uncategorized

Yanlışına Göz Yumduğunuz Personeli İşten Atabilir Misiniz?

yanlisina goz yumdugunuz personeli isten atabilirmisiniz

Jérôme Kerviel’in adı ülkemizde pek duyulmamıştır ancak küresel finans piyasalarında oldukça ünlü bir isim. Kendisi bir Fransız banka çalışanı olarak finansal işlemler piyasasında en büyük sahteciliklerden birinin kahramanı. Kerviel davası aynı zamanda işçi-işveren ilişkilerinde alınan en ilginç ve tartışmalı mahkeme kararı olarak kurumsal hukuk literatüründe yerini almış durumda.

Kerviel’in ilginç vakası şöyle; finansal piyasalarda yaptığı tüm yasadışı işlemleri çalıştığı banka Société Générale’in bilgisi dâhilinde gerçekleştirmiş. Banka bu yasadışı alım satımlara kar edildiği sürece göz yummuş. Ta ki 2008 yılında işlerin kötü gitmesi ve Kerviel’in haksız yere işten çıkarılmasına kadar. Bu durumun üzerine Kerviel işvereni Société Générale’in aleyhine dava açmış. Dava sonucunda Fransız iş mahkemesinin verdiği karar, dünya genelinde şaşkınlıkla karşılanmış; bankanın kendisine 450.000 avro ödemesine karar verilmiş.

Kerviel Suçlu Mudur, Kahraman Mıdır?

2008 yılında patlak veren global ekonomik kriz sırasında Fransa’nın önde gelen bankalarından Société Générale’in büyük skandalını bir çoğunuz hatırlarsınız. Yatırım bankacılığı bölümünde, vadeli işlemler piyasasında yatırım danışmanı olarak çalışan Jérôme Kerviel yaptığı hayali işlemlerle bankayı 4,8 milyar Euro zarara uğratmış, suçunu kabul etmesinin ardından Banka’dan atılmıştır. Olayın adli makamlara intikali sonucu Kerviel, her ne kadar yaptığı işlemlerden Bankanın haberdar olduğunu iddia etse de, güveni kötüye kullanmak ve sahtecilik suçlarından 3 yıl hapse mahkum edilmiş; 5 ay hapis yatmasının ardından 2014 yılında elektronik kelepçe şartıyla salıverilmiştir.

Daha sonra dava beklenmedik bir boyut kazanmış ve Fransız kamu oyunun, bir “kahraman” veya “sahtekar” olduğu konusunda ikiye ayrıldığı Kerviel, 2008-2014 yılları arsında soruşturmasını yürüten bir polis görevlisinin beyanından da destek alarak açtığı tazminat davasında haklı bulunmuştur. Mahkeme kararına göre, Société Genarale kendisine 100.000 avro “haksız işten çıkarma” tazminatı ile 2007 ikramiyesi olan yaklaşık 300.000 avro ödemeye mahkum edilmiştir.

Kararın gerekçesi ise son derece ilginçtir: Mahkeme yargıcının ifadesiyle; “Société Générale, JérômeKerviel’in Ocak 2008 öncesindeki sahte işlemlerinden haberdar değilmiş gibi davranamaz. Kerviel’in işten atılması eylemlerinin değil, bu eylemlerinin yol açtığı sonuç nedeniyle gerçekleşmiştir.”

Böylece söz konusu karar Avrupa’da şu anda hararetle tartışılan bir kısım soruyu gündeme getirmiştir: Çalışanının hatalı veya yasa dışı işlemlerinden haberdar olup buna göz yuman işveren çalışanını haklı nedenle işten atabilir mi? Yasadışı işlemleri bilip göz yuman işveren suça ortaklık etmiş olmaz mı? İş mahkemesi yargıcı yasadışı uygulamalardan işverenin haberdar olması gerektiği, haberdar olamayacağı veya yanlışa göz yumup yummadığı konusunda takdir yetkisine sahip midir? Tüm bu süreç boyunca SociétéGénérale, Kerviel’in sahte işlemlerini maskeleyecek tedbirler alması nedeniyle durumdan haberdar olmadığını ileri sürmüştü. Ayrıca Kerviel ilk ifadelerinde bu maskeleme işlemini teyit edercesine, 2007 yılında sadece 4 gün izin yaptığını, hiç tatile çıkmayan işlemciden şüphelenilmesi gerektiğini belirtmişti.

Kararı skandal olarak niteleyen Société Générale avukatları konuyu temyize götüreceklerini ifade ettiler, süreç nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Fransa’daki işçi-işveren ilişkileri açısından önemli bir içtihat oluşması beklenmekte.

Türkiye’de Olsa Ne Olur?

  • Her iki ülkenin iş yasalarında işten çıkarmaya ilişkin hükümlerde bazı farklılıklar olsa da, sonuç olarak İLO standartlarının geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Cereyan ettiği ülkede hatta tüm Avrupa’da tartışma konusu olan olayın ülkemizde vuku bulması durumunda, yorumların ne olacağını uzman hukukçularımıza bırakmakla birlikte aşağıdaki birkaç hususa değinmek istiyoruz.İş kanunumuza göre işveren, ihbar süresini aşan sürelerle hapis cezası alan çalışanının hizmet akdini feshedebilir. Yukarıda sözü edilen olayda adı geçen Kerviel, işten atılmasına sebep gösterilen eylemlerinden ötürü ceza mahkemesince 3 yıl hapse mahkum edilmiştir; adı geçen ceza mahkemesi kararından önce işten çıkarılmasının bu durumu değiştirmeyeceği, aksine ceza kararının işvereni desteklediğini kabul etmek yerinde olacaktır.
  • Diğer bir husus, işveren Société Générale’in “sahte işlemlerden haberdar olup bilerek görmezden geldiğine” ilişkin açılmış ve karara bağlanmış bir ceza davası bulunmamaktadır. Kerviel’in tazminat ve bir yıllık ikramiyesini almasına karar veren iş mahkemesi yargıcının “Société Genarele’in bu çalışanının sahte işlemlerinden haberdar olması gerektiği şeklindeki” takdir hakkının Türkiye uygulamasında geçerli olması pek mümkün görünmemektedir. Çünkü söz konusu bankanın “haberdar” olması aynı zamanda göz yummayı ve bir anlamda suç ortaklığını da gündeme getirmektedir ki bu çok ciddi bir suçlamadır ve ancak bir ceza soruşturma ve kovuşturmasıyla (mahkeme kararı) kesinlik kazanması gerekir. Kanaatimizce iş mahkemesi yetkisini aşmıştır.

İşverenin Haklı Nedenle Fesih Halleri Nelerdir?

4857 Sayılı İş Kanununda “işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” 25.maddede sayılan hallerde olmak şartı ile belirlenmiştir. Kısaca değinecek olursak;

  • Sağlık sebepleri,
  • Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri,
  • Zorlayıcı sebepler,

Olmak üzere 3 ana başlıkta sıralanmıştır.

Özellikle vurgulamak istediğimiz husus ise işverenin haklı nedenle “derhal” fesih hakkı olarak Kanununda yer alan hususlar incelendiğinde birebir Fransa’daki örnek ile tam anlamı ile uyuşmasa bile 4857 sayılı Kanun madde 25’in 2.fıkrasının “e” bendi hükümleri doğrultusunda değerlendirildiği takdirde haklı neden ile fesih mümkün bulunmaktadır.

4857 Sayılı Kanun Madde 25-2/e bendi; “İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.”

Yukarıdaki madde hükümleri incelendiğinde;

İşverenin güveni kötüye kullanılmış, işverenin meslek sırları ortaya atılmış, hırsızlık yapılmış veyahut doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunulmuş olması gerekmektedir.

Fransa’daki örneğimizde ise, çalışanın konusu suç teşkil eden olayı işlemesinde, işverenin denetimi ve gözetimi altında yapılmış daha da ötesi çalışma süresi boyunca haksız kazanç sağlanan olayın tekrar edilmesine işveren tarafından göz yumulmuştur.

Fransız Ceza Yasasından bihaber olarak konuyu Ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde ise birebir aynı benzerlikte olmasa da aşağıdaki benzer kararı sizlerin takdirine ve yorumlarına bırakıyoruz.

Yargıtay 9. Hukuk dairesinin 2014/15058 Esas Numaralı 2015/15275 Karar Numaralı Davada ÖZETLE;

Özel Sağlık Hizmeti Sunucusu ile bir çalışanı arasında görülen davada; Çalışan Özel Sağlık Hizmeti Sunucusunun alet ve ekipmanlarını kullanarak vatandaşları fatura karşılığı olmadan sağlık hizmetinden faydalandırdığı ve Sağlık Hizmeti Sunucusun bu durumu tespit etmesi üzerine çalışanın iş sözleşmesinin haklı nedenle feshini gerçekleştirdiğini ve özellikle durumun ortaya çıkmaması adına çalışanın “istifa” ettiğini bu nedenle herhangi bir tazminat ve ödemenin işbu nedenlerle yapılmadığını savunmuş ise de;

Çalışan(davacı) kendisinin baskı ve zorla savunmasının alınmak istediğini, yeri geldiğinde hastane yönetiminin ve doktorların isteği ile bazı kayıtların yapılmadığını kendisinin istifa etmiş gibi gösterilmesi adına kendisine işyerinde mobbing uygulandığını beyan ederek İş Kanunundan doğan tazminat haklarını istemiştir.

Dava sonucu bilirkişi raporları ve tanık beyanları dinlenmiş ve Davalı taraf Özel Sağlık Hizmeti Sunucusu tarafından davacı taraf “çalışan/sözleşmesi fesih edilen” kişiye İş Kanundan doğan ücret ve tazminat haklarının ödenmesine karar verilmiştir.

Hem Fransa’daki hem de Ülkemizdeki olaylar tamamı ile birbirine benzemese de kısmen örtüşmektedir. Bu iki kararı da siz değerli okuyucularımızın yorumlarına bırakıyoruz.

Read More
Uncategorized

İşiniz için Duyduğunuz Kıvılcımı Ateşleyin

degisim-yelpazesi/isiniz-icin-duydugunuz-kivilcimi-atesleyinb

Datassist’in katkılarıyla 23 Şubat 2016 tarihinde Dünya Gazetesinde yayımlanmıştır.

İşiniz ne olursa olsun, yaptığınız işe duyduğunuz heyecanı arttırabilirsiniz. İlle de kökten değişiklikler arayışında olmayın. Küçük değişiklikler yapın.

Human Workplace IK danışmanlığı firmasının kurucu CEO’su Liz Ryan’ın Forbes için yazdığı yazıda işe duyulan heyecanı arttırmanın 10 yolundan bahsetmekte.

Her gün aynı işi yapıyorsunuz. Belli bir rutininiz var. Yaptığınız işleri neredeyse gözünüz kapalı yapıyorsunuz. Her şey otomatiğe bağlanmış. Yeni bir şey yok. Yeni bir şey olmadığı gibi, yeni hiçbir şey öğrenmiyorsunuz. Bir sonraki işiniz gene aynı görevleri yerine getirmenizi istiyor. Özgeçmişiniz değer kazanacağı yere, değerinden kaybediyor. Siz de biliyorsunuz, sadece kendinizi tekrar ediyor, ileriye gideceğinize yerinizde sayıyorsunuz. Eski zamanlarda, iyi iş tanımı şöyleydi: iyi iş iyi maaş verilen ve iş güvencesi olan yani uzun bir süre devam edeceğiniz iş demekti. Bugünlerde iyi işi tasvir etmek için çok daha karmaşık bir kavrama ihtiyaç var, en azından iyi işin tanımı herkese göre değiştiği gibi, belli nüansları içinde tutmakta. Sizin zamanınızın çoğunu alan bu işin sadece maaş ve iş güvenliğinin ötesinde bir şeyler sunuyor olması gerekli. Neticede yaşamınızın çoğunu işte geçiriyorsunuz.

Yazının tamamını yanda bulunan görsele tıklayarak veya hrpozitif’i buradan ziyaret ederek okuyabilirsiniz

Read More
Uncategorized

Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Uymayan Haller

ahlak-ve-iyi-niyet-kurallarina-uymayan-haller

4857 Sayılı İş Kanunu 25/II-b

İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması hali haklı nedenle fesih sebebini oluşturur.

Açıklama
İşçinin işverene veya işverenin aile üyelerinden birine şeref ve namusa dokunacak söz ve davranışları gibi şeref ve onur kırıcı asılsız ihbar ve isnatları da haklı fesih nedenidir. Ancak işçi tarafından yapılan ihbar ve isnadın ‘asılsız’ olması zorunludur. Ve işçinin ihbar ve isnadı, hem şeref ve haysiyet kırıcı hem de asılsız nitelikte olmalıdır. Bu iki özelliği aynı zamanda taşımayan bir ihbar veya isnat nedeniyle işveren iş sözleşmesini haklı nedenle feshedemez. İşçinin işyerinde sarf ettiği bir söz ve davranışın işveren veya ailesi üyelerine değil de kendi kendisine yönelik olması halinde işverenin haklı nedenle feshi söz konusu olmaz.

Bu hakaretin direkt olarak işverenin bizzat yüzüne karşı yapılmış olması şart değildir. İşyeri e-postası kullanılarak gönderilmiş e-postalarda işverene yapılmış ağır hakaretlerin bulunması da, haklı nedenle fesih kapsamında değerlendirilebilir.
İşçinin sözleşmesinin işverenin veya ailesinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi nedeniyle 25/II-b maddesine dayanarak derhal feshedilmesi durumunda, iddia eden taraf işveren olduğu için ispat yükümlülüğü de işverenindir. İşverenin durumu şahitlerle ispat edebilmesi haklı nedenle derhal yapılmış feshi yargı önünde geçerli kılmaktadır. İspat edilemeyen, tutanakla kayıt altına alınamayan, işçi tarafından inkâr edilen durumlarda fesih haksız fesih durumuna düşebilmektedir.

İşveren olayın öğrenildiği günden itibaren ancak 6 iş günü içerisinde sözleşmeyi feshederse bu hakkını kullanabilir. Aynı zamanda öğrenildiğinde olayın üzerinde 1 yıldan uzun bir zaman geçmemiş olmalıdır.  Ancak bu hak düşürücü süre içerisinde yapılan fesih tazminatsız ve 25/II maddesine dayandırılabilir. Süre geçtikten sonra yapılan fesihler haklı nedenle fesih olarak kabul edilmez ve işçiye tazminatlarının ödenmesini gerektirir.

Örnek Olay ve Yargıtay Kararı

13.8.1984 tarihli şikâyet mektubunda işyerinde bir takım yolsuzluk ve suiistimaller yapıldığını ileri sürmüş ve işveren hakkında küçük düşürücü isnatlarda bulunmuştur. Dosyada mevcut tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı işçinin söz konusu isnatlarının asılsız ve dayanaksız olduğu anlaşılmaktadır. ( Bkz. Ek-4, Y9HD 2.5.1989 T.1989/2074 E. 1989/4174 K.)

Read More
Uncategorized

Bu Çağın Öğrencileri Yaşam Boyu Öğrenen Profesyoneller

bu-cagin-ogrencileri-yasam-boyu-ogrenen-profesyoneller

Datassist’in katkılarıyla 29 Eylül 2015 tarihinde Dünya Gazetesinde yayımlanmıştır.

Üniversiteden mezun olalı yıllar olmuş olabilir ancak öğrenmekten uzak kalmamalı. Yaşam boyu öğrenim başarının sırrı.

Birçoğumuz üniversitede okuduğumuz alanın dışında işlerde çalışıyoruz. Yaptığımız iş ve üniversite diplomamız birbirini tutsa bile, mezuniyetten yıllar sonra değişen şartlara ve ilerleyen sistemlere ayak uydurabilmemiz için kendimizi geliştirmemiz ve bilgilerimizi güncellememiz gerekli. Sektör dergilerini takip etmek, mesleki araştırmaları okumak profesyonel yaşamımızda olup bitenlerden haberdar olmamızı sağlamakta. Ancak birçoğumuz bir adım daha ileri giderek kurslara yazılarak, yeni yetenekler edinerek veya işte kullanabileceğimiz yeni teknolojilerle ilgili eğitim alarak yaşam boyu öğrenmeyi sürdürüyoruz. Öğrenmenin yaşı yok… Bugünün teknolojileriyle beraber mekânı ve zamanı da yok…

Read More
Uncategorized

Haziran 2015 Peryön Bordro Eğitimi

İnsan Kaynaklarına yönelik çok sayıda eğitim ve seminer düzenleyen Peryön Akademi’nin Datassist Bordro Servisi katkılarıyla ikinci kez düzenlediği Bordro Eğitimi 11-12 Haziran tarihlerinde Peryön Merkez’de gerçekleşti. Farklı sektörden bordro ve İK uzmanlarının katıldığı Bordro Eğitiminde, Datassist İK ve Eğitim Müdürü Serkan Açan, Ücret Hesaplama, Çalışma Süreleri, Gelir Vergisi, AGİ, Tazminat Hesaplama, İkale ve Teşvikler gibi konuları detaylı örneklerle işledi. Günlük uygulamalara dair sorularla ve tahtada birebir hesaplamalarla eğitime katkıda bulunan katılımcılarımız eğitim sonunda sertifikalarını Serkan Açan’dan aldılar. Tüm katılımcılarımıza, tecrübeli eğitmenimiz Serkan Açan’a ve bu eğitimin gerçekleşmesini sağlayan Peryön Merkez’e teşekkür ederiz.

IMG_0548
IMG_0551
IMG_0556
IMG_0566
IMG_0568
IMG_0570
IMG_0572
IMG_0579
IMG_0585
IMG_0587
IMG_0589
IMG_0590
IMG_0591
IMG_0593
IMG_0595
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
IMG_0606
Read More
Uncategorized

Mikro Yöneticilerden misiniz? Üzülmeyin, kurtulabilirsiniz.

mikro-yoneticilerden-misiniz-uzulmeyin-kurtulabilirsinizb

Datassist’in katkılarıyla 21 Nisan 2015 tarihinde Dünya Gazetesinde yayımlanmıştır.

Yöneticilik nerede başlar, nerede biter? Yöneticilik tanımınız nedir: her şeyin kontrolünüzde olması mı, yoksa işleri uzmanlarına delege etmek mi?

Micromanagement kavramı, mikro yöneticilik, aşırı detaycı yönetim veya müdahaleci yönetim gibi terimlerle türkçeleştirilmiştir. Nedir mikro yöneticilik?

Gelin, yöneticisiyseniz, kendi kendinize, çalışansanız yöneticinize teşhis koyun. Eğer bahsedeceğimiz tanılardan biri veya birden fazlası iş yapış biçiminize damgasını vuruyorsa, mikro yöneticilerden birisiniz ya da – daha da kötüsü – bir mikro yöneticinin altında çalışıyorsunuz…

Kimdir bu mikro yöneticiler?

Mikro yöneticilerin tipik özelliklerini şu şekilde özetleyebiliriz:
İşleri paylaştırmaktan kaçınır;
Başkalarının sorumluluğundaki projelerini kontrol eder;
Büyük resme bakmak yerine, küçük detayları düzeltmeye konsantre olur;
Delege ettiği işte hatalar bulunca, henüz tamamlanmadan kendi üstüne almayı tercih eder;
Kendisine danışılmadan karar verilmesini onaylamaz;
Yapılan işlerin her zaman daha iyi olabileceğini düşünmek;
Detayların üzerinde durup yanlışlar arar ve yanlış bulduğunda onları düzelmekten büyük keyif alır;
Her zaman takımlarındaki çalışanların nerede ve ne yaptığını bilmek ister;
Önemli/önemsiz her işle ilgili gelişmelerden haberdar olmak ister;
Departmandan çıkan her e-mailde CC’lenmek onu rahatlatır.

Yazının tamamını yanda bulunan görsele tıklayarak veya hrpozitif’i buradan ziyaret ederek okuyabilirsiniz

Read More
Uncategorized

Cam Tavanı Unutun, 7 Adımda Yetenek Tavanını Kırın

cam-tavani-unutun-7-adimda-yetenek-tavanini-kirinb

Datassist’in katkılarıyla 10 Aralık 2014 tarihinde Dünya Gazetesinde yayımlanmıştır.

Cam tavan sendromu, kadınların kariyerlerinde yaşadıkları görünmez engeller olarak bilinir. Birçok kadın yöneticinin başına gelen engeller, kısıtlamalar genelleştirilmiş, her şirkette, her sektörde kadın yöneticilerin başına gelen problemler olarak görülmeye başlanmıştır. Bu ‘cam tavan’ gerçekten var mıdır, yoksa cam tavanın varlığı bir inanç veya söylenti haline mi gelmiştir bilinmez.  Ancak bir kısım kadın yöneticinin engellerin üzerine gitmediği, üzerine gidip başarılı olanlara da ‘Bravo, cam tavanı kırdı!’ denildiği görülmektedir.

Cam tavan sendromunun temeli pireler üzerinde gerçekleştirilen basit bir deneye dayanır.  Pirelerin yüksek mesafelere zıplayabildiği bilinmektedir. Pirelerin bulundukları zemin ısıtılır ve üzerleri 30 cm yükseklikte cam bir tavanla kapanır.  Zemin ısınınca pireler zıplamaya başlarlar, her zıplamada 30 cm’ye eriştiklerinde kafalarını tavana çarparlar, bir, iki, üç derken…30 cm’nin altında zıplamayı öğrenirler. Sonra deneyin ikinci aşamasına geçilir, cam tavan kaldırılır. Görülür ki pireler hala 30 cm’nin üzerinde zıplamıyorlar. İnsanlar da pireler gibi, belli kısıtlamaları kabullenir, yaşamlarını bu kısıtlamalar çerçevesinde kurarlar. Bu durum sadece kadın yöneticilerin cam tavanıyla sınırlı değildir, farklı alanlarda, iş yapış biçimlerimizde kendimizi belli şablonlara sıkıştırır, belli kurallardan çıkmayız.

Yazının tamamını yanda bulunan görsele tıklayarak veya hrpozitif’i buradan ziyaret ederek okuyabilirsiniz.

Read More
Uncategorized

Bağırmak mı istiyorsunuz? Toplantı odasına buyurun

bagirmak-mi-istiyorsunuzk

Datassist’in katkılarıyla 22 Temmuz 2014 tarihinde Dünya Gazetesinde yayımlanmıştır.

Bağırmanın dozu, yeri ve hedefi ayarlandığında iyi sonuçlar verir. Problemlere bağırın, talihsizliklere bağırın, sorumluların hatalarına bağırın. Tüm öfkenizi toplantıda kusun ve çözüme odaklanın. Toplantıdan çıkarken herkes olumsuzluğu odada bıraksın ve olumluya yönelsin.

Çoğu zaman biz insanlar bağırmayı bir güç gösterisi olarak kullanırız. Yapma dediğimiz bir şeyi çocuğumuz yaptığında sesimizi yükseltiriz. İşyerinde asistanımız bir hata yaptığında bunu nasıl atlarsın diye bağırırız. Beklenmedik gelişmeler yüzünden işler sarpa sardığında sinirlenir, suçlu suçsuz herkese çıkışırız. Kontrolsüz bağırma kontrolsüz bir güçtür. Adeta elinizde otomatik tüfek, hedef olmaksızın önünüze çıkan her şeyi tararsınız. Sonuçta da hem kendinize hem çevrenize sadece zarar vermiş olursunuz.

Read More
Uncategorized

İtibarınıza sahip çıkın

İtibarınıza sahip çıkın

Datassist’in katkılarıyla Dünya Gazetesinde yayımlanmıştır.

İş dünyasına yeni adım attığınızda hayatınızda yepyeni bir dönem başlar. Okul günleriniz geride kalmış sıfırdan tertemiz bir başlangıç yapmış olursunuz. Karnenizde ne kadar kırık olduğuyla kimse ilgilenmez, çevrenizdekiler size verdikleri işi nasıl yaptığınıza ve zamanında bitirip bitirmediğinize bakarlar.

Read More