Uncategorized

DataTalks Başlıyor!

DataTalks #1 | “KARİZMANIN FORMÜLÜ” Müzikli Konferans

DataTalks: İş hayatına bakışınızı değiştirecek sohbetler.   Yenilenen ofisimizde, paylaşmaya değer fikirlerin ilk ağızdan anlatılacağı bu etkinliklerin ilk konuğu siz olacaksınız. Müşterilerimize özel olarak düzenlediğimiz DataTalks etkinliklerinin ilkinde, profesyonel iş yaşantısındaki başarılarının yanı sıra sıradışı projeleri ile adından söz ettiren, müşterimiz olduğunda tanıştığımız Alper Almelek konuşmacı olarak yer alacak.  

Read More
Uncategorized

Uyum Sağlamak mı, Aykırı Olmak mı?

Seth Godin’in geçen haftaki blog yazısı “uyum sağlamak ve aykırı olmak” ikilemini tartışmış. Hangisi daha kolay, hangisi daha yararlı, hangisi başarının anahtarı?

Herkes gibi olmak istenen bir şey mi, iyi bir şey mi? Farklı olmak desteklenmeli mi, kösteklenmeli mi? Kimin, ne zaman, nerede sorduğuna göre bu soruların cevapları değişebilir mi?

Amacınız nedir?

Amaç grubun parçası olmaksa, uyum kilit önem taşır. Herkesle iyi ilişkileri olan uyumlu biri olmak. Kısa sürede arkadaş ve güven kazanmak için kestirme yol olabilir. Her açıdan ortalama olmak, aşırılıklara, uçlara rağbet etmemek. Her açıdan düzeni bozmamaya özen göstermek. Haksızlıklar karşısında uzlaşmacı olmayı seçmek. Dikkati sivri dili, sorduğu akıllı sorular ve yapmayı planladığı sıradışı projelerle üzerine çekmemek. Herkesle iyi geçinmek ve sıradan olmayı kabul etmek. Gerçekten mi?

Read More
Değişim Yelpazesi Yazıları, Uncategorized

Hayır Deme Özgürlüğü Çalışanı Motive Eder

Bu yazı Dünya Gazetesi’nde 13 Haziran 2017 tarihinde yayımlanmıştır.

İşlerimizin gitgide çoğaldığı, mevcut işler bitmeden yenilerinin eklendiği, emaillerin onar onar arttığı, projelerin 24 saat 7 gün çalışsak bitmediği bir iş temposunda çalışıyoruz. Bazen son derece anlamsız, değer yaratmayacak, tamamıyla zaman kaybına yol açacak işlere yöneticimiz evet diyeceği için, hep böyle yapılageldiği için veya karşımızdaki kişiyi kıramayacağımız için evet diyoruz. Bir işe evet demek diğer işleri birkaç saat veya birkaç gün atabiliyor, önem sırasına göre düzenlediğimiz işleri alt üst ediyor. Kimi zaman sizin hafta sonunuza, mesaiye kalmanıza, evden çalışmanıza ve daha da kötüsü kritik önem taşıyan işleri zamanında tamamlayamamanıza sebep oluyor.

Burada anahtar “hayır” diyebilmek. Stratejik ve seçici bir şekilde hayır diyebilmek. Hem yönetici hem de çalışan için hayır diyebilmek en önemli özgürlüklerin başında geliyor. Kişinin, departmanın başarısı, ne zaman, nerede ve nasıl hayır diyebildiğimize göre değişiyor.

Norm evet olunca hayır tabu oluyor

Read More
Uncategorized

Müşterilerinizin Şirket Kültürünün Esiri Olmayın

31ock

Datassist’in katkılarıyla 24 Ocak 2017 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır

Küçük bir firma olarak müşterinizin kültürüne ne kadar adapte olmalısınız? Esnemeye dur demeniz gereken nokta neresi?

Dünya devleri şirketlere dışardan hizmet veren bir firmanın çalışanı ya da patronusunuz. Müşterinizin kültürüne ne kadar esniyoruz? Bazen kendi şirket kimliğinizi törpülüyor, müşterilerin doğruları, şirket kültürü, iş yapışları doğrultusunda hareket ediyorsunuz. Bu durum bazen kendi şirket kültürünüzü size unutturabiliyor. Asıl soru burada sorulmalı: Esnek olmak güzel ama nereye kadar esnek olmalı? Nerede dur demeli ve kendi şirket kültürünüze bürünmeli?

Read More
Uncategorized

Kolay ve Hızlının Vazgeçilmez Büyüsü

yz

Datassist’in katkılarıyla 13 Aralık 2016 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır

Değişim kolay ve hızlı olmaz, kolay ve hızlı olan buzdağının görünen tarafıdır, suyun altında olanlar uzun, azimli ve sıkı bir çalışmanın sonucudur.

Rejime başladığımız ilk gün ve sıkı bir diyetin 4. ayında, öncesi sonrası fotoğrafına bakar, bir sihir sonucu şak diye ince, fit olma hayalini kurarız.

Çözümü çoğu zaman kendimizin bulabileceğini aklımızdan dahi geçirmeyip, Dorothy ve arkadaşlarının Oz Büyücüsü’ne gittiği gibi, bize büyülü bir çözüm üreteceklerine inandığımız profesyonellere bırakırız.

Bir ilaç alıp tüm ağrılarımıza çözüm bulmayı isteriz.

Bir kişisel gelişim kitabı okuyup bambaşka bir insan olmanın umudunu yaşarız.

Neden?

Read More
Uncategorized

Alışverişi Duygularımızla Yaparız

Alisverisi Duygularimizla Yapariz

Datassist’in katkılarıyla 6 Aralık 2016 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır

Bir ürün duygularınıza hitap ediyorsa, fiyatı ne olursa olsun bedelini öder ve alır mısınız?

Rekabet çok olunca, hepimiz ister istemez fiyata takılıyoruz. En az maliyete en iyi ürün biziz demek istiyoruz. Ancak gerçekten başarılı firmalar bunun ötesine geçip hikâyelerini anlatıyorlar ve müşterileriyle duygusal bir bağ kuruyorlar. O zaman fiyat, ikinci hatta üçüncü planda kalıyor. Duygularına hitap eden, onları farklı hissettiren ürünlere daha yüksek fiyatlar vermeye istekli oluyorlar. Apple, Nike gibi firmalar ürünlerinden ziyade felsefeleriyle sadık bir müşteri kitlesine sahip.

Read More
Uncategorized

Datassist, Bordro’nun Şifresini çözmek için Bursa’ya geliyor!

10 yılı aşkın süredir belirli aralıklarla İstanbul’da Temel Bordro Uygulamaları Eğitimi düzenleyen Datassist, 3-4-5 Kasım tarihlerinde İstanbul Ticaret Üniversitesi ortaklığı ile bordronun şifresini çözmek için Bursa’ya geliyor. Toplam 21 saat sürecek olan Personel Bordro ve Özlük İşleri Eğitiminde; Bordro Hesaplamaları, Tazminat Hesaplamaları, Özlük Yönetimi ana başlıkları altında detaylı şekilde bordro uygulamaları eğitimi verilecek.

Detaylı bilgi için akademi@datassistold.local

Read More
Değişim Yelpazesi Yazıları, Uncategorized

Yanlışına Göz Yumduğunuz Personeli İşten Atabilir Misiniz?

yanlisina goz yumdugunuz personeli isten atabilirmisiniz

Jérôme Kerviel’in adı ülkemizde pek duyulmamıştır ancak küresel finans piyasalarında oldukça ünlü bir isim. Kendisi bir Fransız banka çalışanı olarak finansal işlemler piyasasında en büyük sahteciliklerden birinin kahramanı. Kerviel davası aynı zamanda işçi-işveren ilişkilerinde alınan en ilginç ve tartışmalı mahkeme kararı olarak kurumsal hukuk literatüründe yerini almış durumda.

Kerviel’in ilginç vakası şöyle; finansal piyasalarda yaptığı tüm yasadışı işlemleri çalıştığı banka Société Générale’in bilgisi dâhilinde gerçekleştirmiş. Banka bu yasadışı alım satımlara kar edildiği sürece göz yummuş. Ta ki 2008 yılında işlerin kötü gitmesi ve Kerviel’in haksız yere işten çıkarılmasına kadar. Bu durumun üzerine Kerviel işvereni Société Générale’in aleyhine dava açmış. Dava sonucunda Fransız iş mahkemesinin verdiği karar, dünya genelinde şaşkınlıkla karşılanmış; bankanın kendisine 450.000 avro ödemesine karar verilmiş.

Kerviel Suçlu Mudur, Kahraman Mıdır?

2008 yılında patlak veren global ekonomik kriz sırasında Fransa’nın önde gelen bankalarından Société Générale’in büyük skandalını bir çoğunuz hatırlarsınız. Yatırım bankacılığı bölümünde, vadeli işlemler piyasasında yatırım danışmanı olarak çalışan Jérôme Kerviel yaptığı hayali işlemlerle bankayı 4,8 milyar Euro zarara uğratmış, suçunu kabul etmesinin ardından Banka’dan atılmıştır. Olayın adli makamlara intikali sonucu Kerviel, her ne kadar yaptığı işlemlerden Bankanın haberdar olduğunu iddia etse de, güveni kötüye kullanmak ve sahtecilik suçlarından 3 yıl hapse mahkum edilmiş; 5 ay hapis yatmasının ardından 2014 yılında elektronik kelepçe şartıyla salıverilmiştir.

Daha sonra dava beklenmedik bir boyut kazanmış ve Fransız kamu oyunun, bir “kahraman” veya “sahtekar” olduğu konusunda ikiye ayrıldığı Kerviel, 2008-2014 yılları arsında soruşturmasını yürüten bir polis görevlisinin beyanından da destek alarak açtığı tazminat davasında haklı bulunmuştur. Mahkeme kararına göre, Société Genarale kendisine 100.000 avro “haksız işten çıkarma” tazminatı ile 2007 ikramiyesi olan yaklaşık 300.000 avro ödemeye mahkum edilmiştir.

Kararın gerekçesi ise son derece ilginçtir: Mahkeme yargıcının ifadesiyle; “Société Générale, JérômeKerviel’in Ocak 2008 öncesindeki sahte işlemlerinden haberdar değilmiş gibi davranamaz. Kerviel’in işten atılması eylemlerinin değil, bu eylemlerinin yol açtığı sonuç nedeniyle gerçekleşmiştir.”

Böylece söz konusu karar Avrupa’da şu anda hararetle tartışılan bir kısım soruyu gündeme getirmiştir: Çalışanının hatalı veya yasa dışı işlemlerinden haberdar olup buna göz yuman işveren çalışanını haklı nedenle işten atabilir mi? Yasadışı işlemleri bilip göz yuman işveren suça ortaklık etmiş olmaz mı? İş mahkemesi yargıcı yasadışı uygulamalardan işverenin haberdar olması gerektiği, haberdar olamayacağı veya yanlışa göz yumup yummadığı konusunda takdir yetkisine sahip midir? Tüm bu süreç boyunca SociétéGénérale, Kerviel’in sahte işlemlerini maskeleyecek tedbirler alması nedeniyle durumdan haberdar olmadığını ileri sürmüştü. Ayrıca Kerviel ilk ifadelerinde bu maskeleme işlemini teyit edercesine, 2007 yılında sadece 4 gün izin yaptığını, hiç tatile çıkmayan işlemciden şüphelenilmesi gerektiğini belirtmişti.

Kararı skandal olarak niteleyen Société Générale avukatları konuyu temyize götüreceklerini ifade ettiler, süreç nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Fransa’daki işçi-işveren ilişkileri açısından önemli bir içtihat oluşması beklenmekte.

Türkiye’de Olsa Ne Olur?

  • Her iki ülkenin iş yasalarında işten çıkarmaya ilişkin hükümlerde bazı farklılıklar olsa da, sonuç olarak İLO standartlarının geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Cereyan ettiği ülkede hatta tüm Avrupa’da tartışma konusu olan olayın ülkemizde vuku bulması durumunda, yorumların ne olacağını uzman hukukçularımıza bırakmakla birlikte aşağıdaki birkaç hususa değinmek istiyoruz.İş kanunumuza göre işveren, ihbar süresini aşan sürelerle hapis cezası alan çalışanının hizmet akdini feshedebilir. Yukarıda sözü edilen olayda adı geçen Kerviel, işten atılmasına sebep gösterilen eylemlerinden ötürü ceza mahkemesince 3 yıl hapse mahkum edilmiştir; adı geçen ceza mahkemesi kararından önce işten çıkarılmasının bu durumu değiştirmeyeceği, aksine ceza kararının işvereni desteklediğini kabul etmek yerinde olacaktır.
  • Diğer bir husus, işveren Société Générale’in “sahte işlemlerden haberdar olup bilerek görmezden geldiğine” ilişkin açılmış ve karara bağlanmış bir ceza davası bulunmamaktadır. Kerviel’in tazminat ve bir yıllık ikramiyesini almasına karar veren iş mahkemesi yargıcının “Société Genarele’in bu çalışanının sahte işlemlerinden haberdar olması gerektiği şeklindeki” takdir hakkının Türkiye uygulamasında geçerli olması pek mümkün görünmemektedir. Çünkü söz konusu bankanın “haberdar” olması aynı zamanda göz yummayı ve bir anlamda suç ortaklığını da gündeme getirmektedir ki bu çok ciddi bir suçlamadır ve ancak bir ceza soruşturma ve kovuşturmasıyla (mahkeme kararı) kesinlik kazanması gerekir. Kanaatimizce iş mahkemesi yetkisini aşmıştır.

İşverenin Haklı Nedenle Fesih Halleri Nelerdir?

4857 Sayılı İş Kanununda “işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” 25.maddede sayılan hallerde olmak şartı ile belirlenmiştir. Kısaca değinecek olursak;

  • Sağlık sebepleri,
  • Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri,
  • Zorlayıcı sebepler,

Olmak üzere 3 ana başlıkta sıralanmıştır.

Özellikle vurgulamak istediğimiz husus ise işverenin haklı nedenle “derhal” fesih hakkı olarak Kanununda yer alan hususlar incelendiğinde birebir Fransa’daki örnek ile tam anlamı ile uyuşmasa bile 4857 sayılı Kanun madde 25’in 2.fıkrasının “e” bendi hükümleri doğrultusunda değerlendirildiği takdirde haklı neden ile fesih mümkün bulunmaktadır.

4857 Sayılı Kanun Madde 25-2/e bendi; “İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.”

Yukarıdaki madde hükümleri incelendiğinde;

İşverenin güveni kötüye kullanılmış, işverenin meslek sırları ortaya atılmış, hırsızlık yapılmış veyahut doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunulmuş olması gerekmektedir.

Fransa’daki örneğimizde ise, çalışanın konusu suç teşkil eden olayı işlemesinde, işverenin denetimi ve gözetimi altında yapılmış daha da ötesi çalışma süresi boyunca haksız kazanç sağlanan olayın tekrar edilmesine işveren tarafından göz yumulmuştur.

Fransız Ceza Yasasından bihaber olarak konuyu Ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde ise birebir aynı benzerlikte olmasa da aşağıdaki benzer kararı sizlerin takdirine ve yorumlarına bırakıyoruz.

Yargıtay 9. Hukuk dairesinin 2014/15058 Esas Numaralı 2015/15275 Karar Numaralı Davada ÖZETLE;

Özel Sağlık Hizmeti Sunucusu ile bir çalışanı arasında görülen davada; Çalışan Özel Sağlık Hizmeti Sunucusunun alet ve ekipmanlarını kullanarak vatandaşları fatura karşılığı olmadan sağlık hizmetinden faydalandırdığı ve Sağlık Hizmeti Sunucusun bu durumu tespit etmesi üzerine çalışanın iş sözleşmesinin haklı nedenle feshini gerçekleştirdiğini ve özellikle durumun ortaya çıkmaması adına çalışanın “istifa” ettiğini bu nedenle herhangi bir tazminat ve ödemenin işbu nedenlerle yapılmadığını savunmuş ise de;

Çalışan(davacı) kendisinin baskı ve zorla savunmasının alınmak istediğini, yeri geldiğinde hastane yönetiminin ve doktorların isteği ile bazı kayıtların yapılmadığını kendisinin istifa etmiş gibi gösterilmesi adına kendisine işyerinde mobbing uygulandığını beyan ederek İş Kanunundan doğan tazminat haklarını istemiştir.

Dava sonucu bilirkişi raporları ve tanık beyanları dinlenmiş ve Davalı taraf Özel Sağlık Hizmeti Sunucusu tarafından davacı taraf “çalışan/sözleşmesi fesih edilen” kişiye İş Kanundan doğan ücret ve tazminat haklarının ödenmesine karar verilmiştir.

Hem Fransa’daki hem de Ülkemizdeki olaylar tamamı ile birbirine benzemese de kısmen örtüşmektedir. Bu iki kararı da siz değerli okuyucularımızın yorumlarına bırakıyoruz.

Read More
Uncategorized

İşiniz için Duyduğunuz Kıvılcımı Ateşleyin

degisim-yelpazesi/isiniz-icin-duydugunuz-kivilcimi-atesleyinb

Datassist’in katkılarıyla 23 Şubat 2016 tarihinde Dünya Gazetesinde yayımlanmıştır.

İşiniz ne olursa olsun, yaptığınız işe duyduğunuz heyecanı arttırabilirsiniz. İlle de kökten değişiklikler arayışında olmayın. Küçük değişiklikler yapın.

Human Workplace IK danışmanlığı firmasının kurucu CEO’su Liz Ryan’ın Forbes için yazdığı yazıda işe duyulan heyecanı arttırmanın 10 yolundan bahsetmekte.

Her gün aynı işi yapıyorsunuz. Belli bir rutininiz var. Yaptığınız işleri neredeyse gözünüz kapalı yapıyorsunuz. Her şey otomatiğe bağlanmış. Yeni bir şey yok. Yeni bir şey olmadığı gibi, yeni hiçbir şey öğrenmiyorsunuz. Bir sonraki işiniz gene aynı görevleri yerine getirmenizi istiyor. Özgeçmişiniz değer kazanacağı yere, değerinden kaybediyor. Siz de biliyorsunuz, sadece kendinizi tekrar ediyor, ileriye gideceğinize yerinizde sayıyorsunuz. Eski zamanlarda, iyi iş tanımı şöyleydi: iyi iş iyi maaş verilen ve iş güvencesi olan yani uzun bir süre devam edeceğiniz iş demekti. Bugünlerde iyi işi tasvir etmek için çok daha karmaşık bir kavrama ihtiyaç var, en azından iyi işin tanımı herkese göre değiştiği gibi, belli nüansları içinde tutmakta. Sizin zamanınızın çoğunu alan bu işin sadece maaş ve iş güvenliğinin ötesinde bir şeyler sunuyor olması gerekli. Neticede yaşamınızın çoğunu işte geçiriyorsunuz.

Yazının tamamını yanda bulunan görsele tıklayarak veya hrpozitif’i buradan ziyaret ederek okuyabilirsiniz

Read More
Uncategorized

Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Uymayan Haller

ahlak-ve-iyi-niyet-kurallarina-uymayan-haller

4857 Sayılı İş Kanunu 25/II-b

İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması hali haklı nedenle fesih sebebini oluşturur.

Açıklama
İşçinin işverene veya işverenin aile üyelerinden birine şeref ve namusa dokunacak söz ve davranışları gibi şeref ve onur kırıcı asılsız ihbar ve isnatları da haklı fesih nedenidir. Ancak işçi tarafından yapılan ihbar ve isnadın ‘asılsız’ olması zorunludur. Ve işçinin ihbar ve isnadı, hem şeref ve haysiyet kırıcı hem de asılsız nitelikte olmalıdır. Bu iki özelliği aynı zamanda taşımayan bir ihbar veya isnat nedeniyle işveren iş sözleşmesini haklı nedenle feshedemez. İşçinin işyerinde sarf ettiği bir söz ve davranışın işveren veya ailesi üyelerine değil de kendi kendisine yönelik olması halinde işverenin haklı nedenle feshi söz konusu olmaz.

Bu hakaretin direkt olarak işverenin bizzat yüzüne karşı yapılmış olması şart değildir. İşyeri e-postası kullanılarak gönderilmiş e-postalarda işverene yapılmış ağır hakaretlerin bulunması da, haklı nedenle fesih kapsamında değerlendirilebilir.
İşçinin sözleşmesinin işverenin veya ailesinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi nedeniyle 25/II-b maddesine dayanarak derhal feshedilmesi durumunda, iddia eden taraf işveren olduğu için ispat yükümlülüğü de işverenindir. İşverenin durumu şahitlerle ispat edebilmesi haklı nedenle derhal yapılmış feshi yargı önünde geçerli kılmaktadır. İspat edilemeyen, tutanakla kayıt altına alınamayan, işçi tarafından inkâr edilen durumlarda fesih haksız fesih durumuna düşebilmektedir.

İşveren olayın öğrenildiği günden itibaren ancak 6 iş günü içerisinde sözleşmeyi feshederse bu hakkını kullanabilir. Aynı zamanda öğrenildiğinde olayın üzerinde 1 yıldan uzun bir zaman geçmemiş olmalıdır.  Ancak bu hak düşürücü süre içerisinde yapılan fesih tazminatsız ve 25/II maddesine dayandırılabilir. Süre geçtikten sonra yapılan fesihler haklı nedenle fesih olarak kabul edilmez ve işçiye tazminatlarının ödenmesini gerektirir.

Örnek Olay ve Yargıtay Kararı

13.8.1984 tarihli şikâyet mektubunda işyerinde bir takım yolsuzluk ve suiistimaller yapıldığını ileri sürmüş ve işveren hakkında küçük düşürücü isnatlarda bulunmuştur. Dosyada mevcut tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı işçinin söz konusu isnatlarının asılsız ve dayanaksız olduğu anlaşılmaktadır. ( Bkz. Ek-4, Y9HD 2.5.1989 T.1989/2074 E. 1989/4174 K.)

Read More