7sbt17

Datassist’in katkılarıyla 7 Şubat 2017 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

İşte mileniyal özellikleri: Amaç odaklı. Marka eğilimli. Inovatif. Çevresiyle bağlantılı. Cesur.

Bugün çalışan nüfusunun üçte birini mileniyaller oluşturuyor. 2025 yılına geldiğimizde, çalışan nüfusunun %75’inin mileniyal olması bekleniyor. Yani, bugünün yeni yetme yöneticileri yarının oturmuş liderleri arasına girecek. Bugün x nesli ve de daha da yaşını almış olgun liderlerin yadırgadığı ve dudak büktüğü genç mileniyallari anlamak zorunlu hale geliyor. Öncelikle diğer nesillerin isteseler de istemeseler de kabul etmek durumunda oldukları gerçek “liderlerin yüzlerinin ve davranışlarının değişmekte olduğu gerçeği”.

TEDx Beacon Street için yaptığı konuşmada Deloitte’ta lider konumunda çalışan Kristen Puchek mileniyallara çağrıda bulunuyor: “Gelin “mileniyal” etiketine sahip çıkalım”. 1983 doğumlu olan Puchek mileniyal nesline ucundan dahil olduğunu soyleyerek başlıyor TED konuşmasına. Konuşmasının ana teması, mileniyalleri mileniyal yapan nitelikler ve bu niteliklerin yarının liderlerini yaratmadaki önemi. Öncelikle eleştirilere bir bir cevap veriyor. “Bir tek etiketle sınıflandırılmayı çok yanlış buluyorum. Ben mileniyal olmanın yanında, çalışan bir anneyim, eşim, MBA mezunuyum ve daha birçok sıfatım, niteliğim, rolüm var. Benim kimliğimi tüm bu etiketler birarada oluşturuyor. Sadece biri değil.” Sonra da streotip haline gelmiş, herkesin mileniyallarla ilgili söylediği sıfatları tek tek ele alıyor. İlk sıradaki sıfat “hak sahibi olmak”.

7sbt17

Datassist’in katkılarıyla 7 Şubat 2017 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

İşte mileniyal özellikleri: Amaç odaklı. Marka eğilimli. Inovatif. Çevresiyle bağlantılı. Cesur.

Bugün çalışan nüfusunun üçte birini mileniyaller oluşturuyor. 2025 yılına geldiğimizde, çalışan nüfusunun %75’inin mileniyal olması bekleniyor. Yani, bugünün yeni yetme yöneticileri yarının oturmuş liderleri arasına girecek. Bugün x nesli ve de daha da yaşını almış olgun liderlerin yadırgadığı ve dudak büktüğü genç mileniyallari anlamak zorunlu hale geliyor. Öncelikle diğer nesillerin isteseler de istemeseler de kabul etmek durumunda oldukları gerçek “liderlerin yüzlerinin ve davranışlarının değişmekte olduğu gerçeği”.

TEDx Beacon Street için yaptığı konuşmada Deloitte’ta lider konumunda çalışan Kristen Puchek mileniyallara çağrıda bulunuyor: “Gelin “mileniyal” etiketine sahip çıkalım”. 1983 doğumlu olan Puchek mileniyal nesline ucundan dahil olduğunu soyleyerek başlıyor TED konuşmasına. Konuşmasının ana teması, mileniyalleri mileniyal yapan nitelikler ve bu niteliklerin yarının liderlerini yaratmadaki önemi. Öncelikle eleştirilere bir bir cevap veriyor. “Bir tek etiketle sınıflandırılmayı çok yanlış buluyorum. Ben mileniyal olmanın yanında, çalışan bir anneyim, eşim, MBA mezunuyum ve daha birçok sıfatım, niteliğim, rolüm var. Benim kimliğimi tüm bu etiketler birarada oluşturuyor. Sadece biri değil.” Sonra da streotip haline gelmiş, herkesin mileniyallarla ilgili söylediği sıfatları tek tek ele alıyor. İlk sıradaki sıfat “hak sahibi olmak”.

Mileniyaller doğuştan kendilerinin herşeyi hak ettiğine inanıyorlar. Herşeye hakları olduğu gibi, son derece katılımcı bir yaklaşımları var, inandıkları, keyif aldıkları şeylerin içinde olmak istiyorlar. Kariyerleri ve çalıştıkları şirketleri de aynı prensibe dayanıyor. Bunun çok basit bir sebebi var: “Amaç odaklılar.” Amaç odaklı olmak yaptıkları işin amacına, büyük resme inanmak ve bu büyük amaç uğruna çalışmak istiyorlar. Narsist oldukları söyleniyor, günlerini dev bir aynanın önünde geçirmekten değil, hiçbir zaman ama hiçbir zaman yanlarından ayırmadıkları hatta ellerinden düşürmedikleri telefonları var. Sürekli kendi resimlerini çektiklerinden, paylaştıklarından ve tabii ki hemen ardından beğeni beklediklerinden dışarıdan narsist olarak algılanmaları normal. Oysa, onlar bireysel markaların dünyasına doğdular. Henüz küçük yaşta dijital dünyayla tanıştılar ve sosyal medya fiziksel dünyayı anlamalarında, yaşamalarında ve birbirleriyle ilişkilerinde vazgeçilmez bir yere sahip oldu. Tam da bu sebepten dolayı marka odaklılar. Dikkatleri çok kolay dağılıyor, özellikle de etraflarında ilgilerini çeken, enteresan şeyler olduğunda. Hep bir sonraki adımı düşünmekten, yeniliklerle ilgilenmekten kendilerini alamıyorlar. Sosyal medya obsesifler demek abartı olmaz. Socialmediaweek.org’a göre, bir mileniyal sosyal medyaya ortalamada günde 157 kez bakmakta. Mücadeleciler, aktivist ruhlarını hiç kaybetmiyorlar, cesurlar amaçları, inançları için başkaldırıyorlar. Bu özelliklerin kötü yanları var mı tabii ki var bardağın boş tarafına bakarsanız ancak artıları da var. Eğer madalyonun öbür yüzünü çevirirseniz, mileniyal etiketine ve bu etiketi tanımlayan tüm bu niteliklere sahip çıkarlarsa, ne kadar pozitif işler yapabileceklerini hem dünyaya hem kendilerine gösterebilirler.

Yazının tamamını görsele tıklayarak veya HRPozitif’i buradan ziyaret ederek okuyabilirsiniz.